|
Asıl adı Mustafa Naim olan Naima genç yaşında İstanbul'a gelerek 1688'de Sarayı Atik Baltacılar ocağına girdi. Bu arada Beyazıt Camisi'ndeki derslere devam ederek öğrenimini geliştirdi. Daha sonra Divan-ı Hümayun'a geçerek orada Divan kâtibi oldu. Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa, kendisini bu görevi sırasında tanımıştı. Kâtiplik görevini yaparken, Naima mahlasını aldı. Defter eminliği, Anadolu muhasebeciliği, baş muhasebecilik gibi önemli görevlerde çalıştı. Bu çalışmalarını yakından izleyen sadrazam, Naima'yı tarih incelemeleri ve araştırmaları yapmaya yöneltti. Hüseyin Paşa kendisine Şarihülmenârzade Ahmet Efendi'nin tarih karalamalarını vererek bunları değerlendirmesini istemişti. Naima bu karalamaları inceledikten sonra bazı olayları da tanıklarından dinledi ve 67 yılı kapsayan ünlü Naima Tarihi'ni yazdı. Kitabın tam adı Ravzat-ül-Hüseyn fi Hülasat-il-Ahbar-il-Hafıkayn'dır (Doğu ve Batı Haberlerinin Özeti Hakkında Hüseyin'in Bahçesi). Ama bu uzun ve geleneksel ad hemen hiç kullanılmamış, yapıt her zaman Naima Tarihi diye anılmıştır. 1574 yılının olaylarından başlayan Naima Tarihi, 1651 yılının olaylarına kadar gelir. Naima kitabını daha sonra bir kez daha yazmış ve olayları 1591'den başlatarak 1656'ya kadar getirmiştir. Naima yapıtını 1703 olaylarına kadar getirmek üzere hazırlıklarını yapmış, yeni nüshanın birinci cildinin başına Karlofça Anlaşması'nı, ikinci cildin başına Seyit Feyzullah Efendi olayını koymak üzere tasarlamıştı. Bu yeni düzenlemeyi gerçekleştiremeyen Naima'nın yazdığı Feyzullah Efendi olayı ayrı bir risale halinde kaldı ve İbrahim Müteferrika tarafından tarihin sonuna ek olarak kondu. Naima Tarihi önce İbrahim Müteferrika Matbaası'nda iki cilt olarak basıldı (1735), sonra Matbaa-i Amire'de altı cilt olarak düzenlendi. Amcazade Hüseyin Paşa sadrazamlıktan azledildikten sonra Naima, geleneğe uyarak önce Damat Hasan Paşa'nın, sonra da Damat Ali Paşa'nın yanında göreve başladı ve Mora Defter Eminliği'nde görevliyken öldü. Naima yazdığı olayların içyüzüne inebilen, gerçekleri gün ışığına çıkaran değerli ayrıntıları gözden kaçırmayan, üslubu yalın ama anlattıklarını nükteler ve ima yoluyla zenginleştiren usta bir yazardı. Yazılarında yaşadığı dönemin toplumsal yaşamını da belirtmeye önem vermişti. Olayları eleştiri süzgecinden geçirerek anlatmış, gerektiği yerde insan psikolojisinin derinlerine inerek ustalık göstermiş, vakanüvisliğin kuru ve sınırlı karakterini kendi gücü ve anlayışıyla ilgi çekici, aydınlatıcı biçime sokmuştu. Naima'nın yapıtında bu açıdan, XVII. yy.ın ilk yarısında yaşamış önemli kişilerin renkli, ibretli, hatta bazen güldürülü portreleri çok canlı bir üslupla işlenmiştir. Naima Tarihi'ni daha sonra vakanüvis Raşit, Raşit Tarihi adlı kitabıyla sürdürmüştür. Aynı zamanda şiir de yazan Naima'nın kitabından Batı dillerine önemli alıntılar ve çeviriler yapılmıştır. Zuhuri Danışman tarafından hazırlanan yayımı da 1967-1969 yıllarında 6 cilt olarak gerçekleştirilmiştir.
|