|
Metin; bir yazının, bir eserin öz ibaresi, ileri sürülen fikri anlatmak için kullanılan kelimelerin tümü sayılır. Metni anlamak, metnin derinliğine girebilmek için, metne özel bazı sualler sormak gerekir. Metni incelemek bizi edebiyat tarihinin götüremediği sonuçlara vardırır. Çünkü, edebiyat tarihi, ancak tabiatla ilgili olayların tarihi, bizi gerçek esere götüren bir kılavuz'dur. İyi bir metin; bir anafikir çevresinde geliştirilmiş fikirlerle yüklü, okuyucuya olumlu etkilemede bulunan, görüşler kazandıran metindir. Örneğin; bir şiirde, hayatın bir tablosu bulunmalı; yapıt; dil, biçim bakımından kusursuz olmalıdır. Hikâye, roman, tiyatro yapıtında ise, olay nedenden sonuca doğru gelişmeli; karakterler belirtilmiş, hareket sağlanmış bulunmalıdır. Ataç; edebiyat metninin iç ve dış özelliklerini anlatırken, şu görüşü savunuyor : «içine bakan, içini anlatan yazar da gene dışarıyı anlatmış olmaz mı? içimiz dışarının, çevremizin, toplumun izlerini taşımaz mı? Salt kendini, kendi düşlerini söylıyen adamın yazdıkları da çevreyi gösteren bir belge değil midir? Hem bir yazar kendini anlatırken özünü bir nesne gibi inceleyebilir, böylelikle insan oğlundan haber vermiş olur. Buna biz gene «öznellik» mi diyeceğiz? Doğrusunu isterseniz ben sanatta nesnellik ile öznellik diye iki ayrı yol olduğuna inanamıyorum; ancak görüp anlatmayı bilen insanlarla bilmeyen insanlar vardır. Gördüğünü anlatabilen, gördüğü ister içinde olsun, ister dışında olsun, bizi çeker. Görüp anlatmasını bilmeyen ise ne yaparsa yapsın söylediği ancak kendini bir de kendi gibi zavallıları kandırır, çeker.» Sanatçının iç benliğini, zamanının özelliklerini yarattığı eserlerde bulabiliriz. Yeter ki, o metni incelemesini bilelim. Bir edebiyat eserini iki bakımdan incelemek en sağlam yoldur : 1. Öz, 2. Biçim.
|