|
Doğa bilimlerine özellikle önem veren ve evrimci görüşlere bağlanan Herbert Spencer bu görüşlerin sonuçlarını bütün varlığı kapsayacak biçimde genişleterek uygulamaya çalıştı. DOĞALCI VE RUHSAL BİR TOPLUMBİLİM Spencer'in, olayların daha karmaşıktan daha yalına "fark edilmez derecelerle" geçerek ortaya çıktığını ileri süren birci ve süreklilikçi felsefesi, doğalcı ve ruhbilimci görüşten kaynaklanan bir toplumbilimde doruğuna ulaşır. Bundan ötürü Spencer'e göre, siyasal kurumların kökeninde canlılardan duyulan korku, dinlerin köke-nindeyse ölülerden duyulan korku vardır. Spencer, Auguste Comte'tan yalnızca sosyoloji (toplumbilim) sözcüğünü aldı; başkaca etkilenmedi. Fransız felsefecisi gibi o da, toplumbilimin, bir gelişmeyi betimlemesi ve açıklaması gerektiğini düşündü, ama bunu başka bir biçimde kavradı. Spencer'e göre, toplumsal gelişimin farklı aşamaları, pozitif düşüncenin ortaya çıkışından değil, toplumların boyutundan ve karmaşıklığmdan kaynaklanıyordu. Nitekim modern toplumun ayırt edici özelliği, serbest girişim rejiminde aranmalıydı. Spencer, bireyciliğin ve bireysel özgürlük ile temsili hükümetin kaynağı olduğunu düşündüğü serbest rekabetin kesinlikle savunucusuydu. Ona göre, kötülük, düzenleyici ilkesini kendi içinde taşıyan rekabetin tehlikelerinden değil, devletin müdahale edebilirliğinden doğuyordu (The Man Versus the State (Devlete Karşı Birey) Eserleri:
The Priııciples of Psychoîogy (Ruhbilîm İlkeleri, 1855); İlk Prensipler (First Principles, 2 cilt, 1862); The Principles of Biology (Biyoloji İlkeleri, 1864); The Principles of Sociology (Toplumbilim İlkeleri, 1877-1896); Descriptive Sociology (Betimleyici Toplumbilim, 1873); The Man Versus the State (Devlete Karşı Birey, 1884); Principles of Ethics (Ahlak İlkeleri, 1892). Spencer, çağının ilerlemiş toplumlarının, tarihsel evrimin son aşamasını temsil ettiklerini düşünüyordu. Bu toplumlar, ancak gerilemek koşuluyla değişikliğe uğrayabilirler ya da dengelerini kaybedebilirlerdi. 1903'te öldüğü zaman, Spencer'in ünü iyice yayılmıştı. Felsefe veriminin (İlk Prensipler [First Principles, 2 cilt, 1862]) önemi ve etkisi gerçekten de o dönem büyük olmuştu. The Principles of Sociology (Toplumbilimin İlkeleri) [1877'den başlayarak basıldı] ise, Spencer'in, zamana ve eleştiriye en fazla direnç gösteren yapıtı olarak kaldı.
|