Felsefe

Fotoğraf

Tekke Edebiyatı Genel Özellikleri PDF Yazdır e-Posta
Halk Edebiyatı - Tekke Edebiyatı

Tekke edebiyatı halk edebiyatının önemli bir koludur. Bu edebiyata mensup olan şairlerin çoğu medrese tahsili görmüş olup Arapça, Farsça ve aruz bilmektedirler. Bu tip şairlerin eserlerinin bir kısmı aruz vezniyle yazılmıştır.

Bunların arasında medrese tahsili görmemiş olan halk şa­irleri de vardır. Hemen hemen hepsi şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış veya söylemişlerdir.

Medrese tahsili görmüş olan tekke şeyhlerinin Arapça Farsça bilmeleri ve aruz veznini tanımaları karşısında şiirleri nin çoğunu hece vezniyle yazmalarının sebebi, geniş halk kit­lelerine hitabetmek istemeleridir. Çünkü medresenin ağır ve klasik baskısından kaçan ve onun vicdanlarda yarattığı dinî korkudan kurtulan büyük halk kitlesi, tekkenin kendine açı­lan kapısına doğru koşuyordu. Tekkeci şair de bunu görüyor, ona, kendi dili ve kendi hece ölçüsüyle hitabediyordu. Halk, medresecinin ideolojisi ile tekkecinin ideolojisini kendi sağ­duyusuna vuruyor, ona göre gideceği yolu seçiyordu. Birbir­lerinden farklı olan bu iki ideoloji şunlardır :

a)  Medreseciler İslâmın Ritab-i Mukaddes'i olan Kur'an-ı Kerim'in dış ya da üst anlamı üzerinde duruyorlar, Allah'ı kor­kunç bir varlık halinde vicdanlara oturtmıya çalışıyorlardı. Müslüman insanın dayanağı ve sığınağı olması gereken Allah birtakım korkuların sembolü halinde kavratılmak isteniyordu.

b)  Tekkeci dediğimiz mutasavvıflar bu görüşün tersine bir yol tutmuşlardır. Bunlara göre Kur'an-ı Kerim'in ve Hadisle­rin dış anlamlarının yanında bir iç, ya da alt anlamları vardır. Allah'ın ve Peygamber'in söylemek istediği gerçekler burada­dır. Allah korkulacak değil, aksine âşık olunacak varlıktır. Çün­kü o iyidir, güzeldir ve vücud-i mutlaktır.

İslâmiyetin sihrinin doğulu kavimlerin vicdanlarını fethet­mesiyle birlikte Konfüçyüs, Buda, Mani gibi doğulu dinlerin ve neo-plâtonizm'e dayanan ve İskenderiye Mektebi denilen batılı felsefî kurumların mistizmiyle beslenen islâm tasavvufu, bütün insanları akın akın kendine çekiyor, medrese karşısında büyük bir güç kazanıyordu.

Bu sebeplerle birçok tarikat meydana geliyor, şeyhlerin ve dervişlerin sayısı durmadan artıyordu. Tekke yani tasavvuf ede­biyatı da bu davranışlara paralel olarak hız alıyordu.

Tasavvuf edebiyatının iki önemli dayanağı vardır. Bun­lardan birisi dinî düşünce, öteki de fikri ve felsefî düşüncedir. Nazım türleri bu düşüncelerin etkisi altında meydana gelmek­tedir. Hikmet ve İlâhi dediğimiz nazım türleri daha çok di­nî düşünüşleri işlerler. Fikrî ve felsefî alandaki düşünüşler ise daha çok Bektaşi ve Melâmilerin meydana getirdikleri nazım türlerine konu olurlar.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle