|
Babası heykelci, annesi ressam olan Alexandre Calder, mekanik alanına ilgi duyduğu için on yedi yaşında Stevens înstitute of Technology'ye girerek, betimsel geometriye yatkınlığıyla dikkati çekti. 1918 yılında deniz kuvvetlerinde görev aldı; bir yıl sonra mühendis olup, iş hayatına atıldı. 1920'de başladığı desen çalışmalarını 1926'ya kadar sürdürüp, o tarihte kendini bütünüyle resme adamaya karar vererek Art Student's League'e yazıldı: Başıboş bir yaşam sürüyor, çeşitli meslekleri deniyordu. 1927 yılında Paris'e giderek bir yandan oyuncak yapımıyla uğraştı, bir yandan da telden ve tahtadan yaptığı çeşitli kahramanlar, nesneler ve hayvanlardan oluşan "sirk"iyle çeşitli gösteriler düzenledi. Bu arada, Miro'yla tanışıp ağaçtan heykeller yapmaya girişti. New York ve Paris'te düzenlediği "sirk" gösterileriyle (Man Ray, Desnos, Fernand Leger'nin ilgisini çekmişti) ve gene New York ve Paris'te açtığı sergilerle yavaş yavaş ün kazanmaya başladı. 1930 yılında Mondrian' la tanışarak büyük ölçüde etkilendi. "Hareketli Mondrian'lar yapmak isterdim" diyerek iki yıl sonra, Marcel Duchamp tarafından "mobiller" (devingenler) diye adlandırılacak olan, elle ya da elektrikle hareket ettirilebilen otuz heykel sergiledi. DEVİNGENLER Calder'in 1933 yılında yaptığı ilk devingenler, havanın en küçük hareketiyle kıpırdıyorlardı. Sanatçı daha sonra, kesilmiş çelik levhalardan büyük boyutlu ve hareketsiz heykeller gerçekleştirdi (bunlar da Arp tarafından "stabil" diye adlandırıldı). 1940-1952 yıllarında New York'taki Museum of Modern Art' m (Modern Sanatlar Müzesi) düzenlediği (1943) toplu sergiyle, Paris'te açtığı sergiyle (1946) ve Venedik İkiyıldabir Sergisi'nde kazandığı büyük ödülle (1952) kendini kabul ettiren Calder'in sanatsal etkinlikleri, hem çok sayıda, hem de çok çeşitlidir: Heykeller; guvaş çalışmaları; taşbaskılar; mücevher örnekleri; vb. 1967 yılında çok sayıda dev stabil yapan (sözgelimi Montreal'de 22 m yüksekliğindeki İnsan) sanatçı, Roma Operası için devingenlerle bir bale hazırlamış (1968), 1971'de Fransa'ya (Sache) yerleşip, kendine dev bir atölye yaptırmıştır. Calder'in devingenler, stabiller, vb. çok çeşitli yapıtları, "betimleme" ve "belirtme" kaygısından bütünüyle kurtulmuş bir ozanın, bir geometricinin, bir mizahçının ortak bakış açısını yansıtır. Bununla birlikte, mekanikten değil doğadan hareket ettiğim söyleyen Calder, mekanikteki "kaldıraçlar ve teraziler gibi çok yalın öğeler"den yararlanmaktadır. Sanatının ve araştırmalarının gelecekçilerle (fütüristler) ve Marcel Duchamp'la başlayıp "hareketi" betimlemeye yönelen, sonunda da kinetik sanatla, hareketi yapıtın gerçek oluşturucusu haline getiren modern sanat dalma bağlandığını söyleyen Calder, gerçeküstücülük, soyut sanat ve bazı çok yeni araştırmalar arasında bağlantıyı sağlamaktadır,
|