|
Türk heykelcisi (Kandiye, Girit, 1917-İstanbul, 1980). İlkokula başlamasından önceki yıllarda ailesi İzmir'e yerleşen M.Şadi Çalık, İzmir Erkek Lisesi'ni bitirdikten (lisedeki öğrenimi sırasında resim öğretmeni Abidin Elderoglu'nun yönlendirici katkılarından büyük ölçüde yararlandı) sonra Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne girerek, Alman asıllı heykel sanatçısı Rudolf Belling'in yanında eğitim gördü (Belling, Sadi Çalık'ın Akademi'ye girişinden iki yıl önce, Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü' nü yeniden düzenlemekle görevlendirilmişti). 1949'da Akademi'yi bitirip Paris'e gitti (1950); ama yurt özlemine dayanamayarak geri dönüp (1951), serbest sanatçı olarak çalışmaya başladı (1957 yılında İstanbul'da bu çalışmalardan oluşan bir sergi düzenledi). 1957'de 18. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde ikincilik ödülü kazandı. 1959'da Akademi'de öğretim üyesi, 1971'de profesör oldu. Akademi'deki öğretim üyeliği görevinin yanı sıra, heykel çalışmalarını da sürdürdü. SANATI Sadi Çalık'ın sanatı, bir yandan Türkiye'de Cumhuriyet dönemiyle geleneksel bir nitelik kazanmaya başlamış olan anıt heykelciliğine, öte yandan serbest ve dinamik etütlere dayanan yaratıcı atılımıyla soyut heykelciliğe bağlıdır. Daha çok 1960 yıllarının ürünü olan anıt heykellerinde, belirli bir geleneğin kalıplarına uyum göstermiştir [bu eğilimin başlıca örnekleri Eskişehir, Niğde, Burdur, Edremit, Bitlis, Şereflikoçhisar, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Erzincan ve Seydişehir'deki Atatürk anıtlarında görülebilir). Taş, bakır, demir, tahta gibi değişik gereçleri, soyut bir heykel kompozisyonu içinde birleştirdiği, farklı doku etkileri aradığı soyut heykellerindeyse, yeni arayışların sınırsız özgürlüğünü, çağdaş bir sanatçı bilinciyle birleştirmiş, bu yolda atak deneyler yapmıştır (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeki metal çubuklardan oluşturduğu geometrik düzenli Soyut Heykel, saf ve yalın bir heykel kompozisyonunun, her tür gösterişten uzak güzel bir örneğidir). Mimarlığa bağlı olarak geliştirdiği taş ve bakır rölyeflerinde de aynı etkileri aramaya yönelen sanatçının bu çalışmalarında, Rudolf Belling'in soyut heykel anlayışının etkileri sezilebilir. Sadi Çalık, öncü sanatçılardan biri olarak heykeli doğrudan doğruya yaratıcı ve bağımsız bir dal halinde, inandığı bir doğrultuda ele almış ve heykeli bir gereç ve anlatım bağıntısı düzeyinde değerlendirmiştir. Bu bakımdan Türkiye'de heykelcilik alanında görülen değişmenin ve yeni oluşumların öncülerinden biridir. Öte yandan, soyut ve anıtsal nitelikli heykellerinin yanı sıra, çok yönlü çalışmalarının birer tanığı sayılabilecek olan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeki alçıdan Çıplak Kadın heykeli ve Asaf Halet Çelebi büstüyle de, doğa paralelindeki akademik kökenli heykelin belirgin örneklerini vermiştir.
|