|
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde Zühtü Müridoğlu ve Hadi Bara'nın atölyelerinde çalışan Tamer Başoğlu, 1960'ta Akademi'nin heykel bölümünü bitirdi; aynı yıl İtalyan hükümetinin bursunu kazanarak, Roma Güzel Sanatlar Akademisi'nde bir yıl süreyle Pericle Fazzini ve Biaggio Poidimani'yle çalıştı. 1961'de çeşitti Avrupa ülkelerinde araştırmalar yaptıktan sonra, 1962' de Türkiye'ye döndü. 1965'te Akademi'nin heykel bölümünde asistan, 1970'te doçent, 1976'da profesör oldu. 1967'de Paris Genç Sanatçılar îkiyıldabir Sergisi'ne, 1968'de Salzburg Akademisi yaz kurslarına katıldı. 29. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde (1968) Kompozisyon adlı çalışmasıyla heykel dahnda ikincilik ödülünü kazandı. 1971'de, metal-ahşap karışımı heykeliyle TRT başarı ödüllerinden birini aldı. Aynı yıl yeniden Paris Genç Sanatçılar îkiyıldabir Sergisi'ne 5 yapıtla katıldı. 1965 yıhndan sonra karma sergilere yapıt veren Tamer Başoğlu'nun İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde ağaç, demir ve bakırdan oluşan Döner ve Kompozisyon adlı iki heykeli ile bir ağaç çalışması yer almaktadır. Anıt türünde heykellerinin başlıcaları arasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi kampüsündeki Atatürk Anıtı adlı beton (1966) çalışması, istanbul Ticaret Sarayı'ndaki dekoratif çalışmaları (1969), Atçalı Kel Memed Anıtı (1969), Kâzım Karabekir Paşa Anıtı (1970), izmir Karşıyada'daki Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtı (1972) sayılabilir. SANAT ANLAYIŞI Tamer Başoğlu'nun heykelleri, soyut türde farklı gereçleri bir arada eğerlendiren, ana formlarla yardımcı formları uyumlu bir biçimde birleştiren, araştırıcı ve yenileştirici bir sanatçının duyarlığını yansıtır, Bağımsız heykellerindeki bu duyarlığı, zaman zaman anıt türündeki çalışmalarına da uygulamış, böylece ülkemizde yeni bir anıt-heykel anlayışmın yerleşmesinde etkili olmuştur. Ortadoğu Teknik Üniversitesi kampüsündeki Atatürk Anıtı, bu tür çalışmaları arasında özgün bir yer tutar. Bu anıtında, simgesel bir düşünceden yola çıkarak soyut bir heykel anlayışının işlevsel boyutlarını araştıran sanatçı, bu noktada ilgi çekici bir bireşime ulaşmayı başarmıştır. Tamer Başoğlu'nun yakın döneme kadar tek bir gereç üstünde denenmiş olan heykel çalışmalarını, iki ya da üç gerecin bir arada kullanıldığı daha esnek ve geniş bir çalışma alanına aktarma çabasında önemli bir işlev yüklendiği söylenebilir. Gerçekten sanatçı, demir, bakır, ağaç ve polyester gibi farklı heykel gereçlerinden ikisini ya da üçünü, bütünlüğü bozmayacak biçimde bir araya getirmekte ve dengeli bir kompozisyon elde etmektedir. Heykeldeki öncü girişimlerin bir parçası sayılabilecek bu tür çabalar, yeni anlatım olanaklarının doğmasında etkili olmuş, genç kuşakların bu yöndeki çalışmalarına yeni bir hız kazandırmıştır.
|