|
Romanın Başlıca Karakterleri Drina Köprüsü: Uzunluğu yaklaşık 250, genişliği de on adımdır. Orta yeri iki eşit teras biçiminde genişler buraya “kapiya” denir. Terasların etrafı taş parmaklıklarla çevrilidir. Sağdaki terasa Sofa denir. Parmaklıkların orta yerindeki mermer kitabe Tûrkçedir ve köprüyü yaptıranın adı, mimarı, yazılış tarihi yazılıdır. Köprünün sol kıyısında genellikle Hıristiyanlar sağ kıyısında da Müslümanlar otururlar. Köprü üstüne anlatılan bütün hikâyeleri çocuklar bile bilir. Sokoloviç köyünde doğan Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa yaptırmış, mimarlığını ise, efsane haline gelen Mimar Rade üstlenmiştir. Sokollu Mehmet Paşa: Devşirme sonucu Osmanlı ve Müslüman oldu. Osmanlı sarayında sadrazamlığa kadar yükseldi. Abid Ağa: İnsafsız, sert, katı yürekli bir adam. Sadrazamın en güvendiği adamların başında geldi. Daha sonra Sadrazam tarafından cezalandırılarak köprü inşaatı işinden alınarak sürgüne gönderildi. Tosun Efendi: Ufak tefek solgun yüzlü bir adam. Yunan adalarında doğdu, sonradan Müslüman oldu. İstanbul'da Mehmet Paşa adına birçok vakıf eserleri yaptı.Badisav: Ufak tefek, heyecanlı bir adam. Köylüleri örgütleyerek köprü çalışmasını engellemek istemesini canıyla ödedi.. Arif Bey: Abid Ağa' nın yerine gelen Arif Bey bağınp çağırmadan, sopasını kullanmadan, sövüp saymadan, sadrazamın emirlerini yerine getirdi, köprü yapımını gerçekleştirdi, namuslu bir adam. Davut Hoca: Vakıfları yöneten kişi. Ali Hoca: Genç, güleryüzlü kanlı canlı bir adam. Drina çok büyük bir ırmaktır. Drina’nın sağ ve sol taraflarında Müslüman ve Hristiyan aileler yaşamaktadır. Ancak bu insanlar birbirleriyle iyi anlaşmakta ve iç içe yaşamaktadırlar. Daha köprü yapılmadan önce insanlar karşıya kayıklarla geçer, ancak kış gelince suların yükselmesi nedeniyle geçemezlerdi. Buraya köprüyü kuran kişi, o zamanlar Osmanlı Sadrazamı olan Sokullu Mehmet Paşadır. Sokullu Mehmet Paşa, Drina yakınlarında bir kasabada doğmuştur. Ancak küçük yaşta devşirme olarak Osmanlı sarayına götürülmüştür. O zamanlar Hristiyan ailelerin çocukları devşirme olarak alınır Osmanlı sarayına getirilir ve eğitilirlerdi. Sokullu Mehmet Paşada bunlardan biridir ve o yükselerek Sadrazam olmuştur. Drina köprüsü ilkbaharda kurulmaya başlanır. Köprünün yapımı için Abid Ağa adında çok acımasız, katı kuralları olan, herkese eziyet eden biri gelir. Yanında getirdiği işçiler dışında kasabadaki ve diğer köylerdeki insanları köprünün yapımında zorla çalıştırmaya başlar. Köprünün bir kısmı bitmiş ve kış yaklaşmıştır. Abid Ağa köprüyü yarım bırakıp gitmeye mecbur kalır. Kasabadan ayrılırken köprüyü köylülere emanet ettiğini, bir zarar gelirse hepsine ödeteceğini söyler. Yaz gelir ve Abid Ağa işçileriyle geri döner. Kasabadaki herkes huzursuz olmakta ve bu köprünün bir an önce bitmesini istemektedirler. Bu arada Abid Ağa herkese kötü davranmaktadır. Köylüler arasından Radisav adında bir genç buna daha fazla dayanamayacağını, birinin buna son vermesi gerektiğini söyler ve halkı isyan ettirir. Radisav intikam almak için geceleri gelir ve köprüye zarar verir. Sabah Abid Ağa geldiğinde bunu kimin yaptığını sorar ve eğer bulursam çok ağır ödetirim der. Radisav bir gece yakalanır. Abid Ağa ona işkenceler yaptırır ve kazığa geçirilir. İşkenceye daha fazla dayanmayan Radisav ölür. Onun tanıyan köylüler gizlice cesedini alır ve gömerler. Abid Ağa yaptığı eziyetler nedeniyle sürgüne gönderilir ve yerine Arif Bey adında biri gelir. Arif Bey çok iyi bir insandır ve hiç kimseye zulüm yapmamaktadır. Bir gün Sadrazam Mehmet Paşa camiye giderken bir dilenci ondan para ister. Sadrazamda adamlarına vermesini söyler ve arkasını döner. Tam o sırada dilenci kasap bıçağı ile Sadrazamı öldürür. Haberi alan kasaba bu duruma çok üzülmüştür. Ardan zaman geçer ve köprünün yapımı tamamlanır. Tüm halkın yaşamı kolaylaşmıştır ve artık insanlar köprüden ayrılmamaktadır. Müslüman ve Hristiyan çocukları oyunlarını orada oynamakta, büyük küçük herkes gelip Drina’yı seyretmektedir. Aradan yıllar geçmiştir ve artık Drina’nın insanlar için pek değeri kalmamıştır. Bu arada Türk orduları Macaristan’dan çekilmemektedir. Köprüye kimse bakmamakta ve köprü gittikçe bakımsızlaşmaktadır. Bunda birkaç yıl önce kasabada çok kötü bir olay olmuştur. Kasabayı sel felaketi vurmuştur. İnsanlar perişan olmuş tüm mal ve hayvanlarını kaybetmişlerdir. Bu duruma herkes çok üzülmüş ama yaşamlarına eskisi gibi devam etmişlerdir. Tam her şey normale dönmüşken bu seferde Sırbistan ayaklanmıştır. Kasaba halkı huzursuz olmaktaydı. Bu nedenle Drina’da küçük bir karakol kurdular ve gelen geçen herkesi kontrol ediyorlardı. Bu dönemde suçsuz oldukları halde yanlış anlaşılma nedeniyle iki kişi öldürülmüştü. Yine bu zamanlarda kasabada kolera salgını oldu ve yine insanların kasabaya giriş çıkışları yasaklandı. Kasabanın herhangi bir köyünde şöyle bir olaya meydana geldi. Avdaga Osmanagiç adında toptancı bir adam vardı. Adamın Nezuka adında güzelliği dillere destan bir kızı varmış. Babası Nezuka’yı, Velyi Lug adında maddi durumu gayet iyi olan biriyle evlendireceğini söylemiş. Kız mecbur kabul etmiş, hazırlıklar başlamış. Tam düğün günü kız kendini Drina’ya atmış. Çünkü bundan önce Velyi Lug, Nezuka’ya seni alacam demiş, Nezuka’da seninle ölürümde evlenmem demiştir. Avusturya birlikleri kasabaya kadar gelmiştir. Kasabadaki din temsilcileri İbrahim Molla, Müderris Hüseyin Efendi, Rahip Nikola, Hahambaşı Davit Levi Avusturya albayını karşılamak üzere çağrılmıştır. Bütün gece albayı nasıl karşılayacaklarını düşünmüş durmuşlardır. Ancak albay gelince birkaç emir vermiş ve onların yanlarından ayrılmıştır. Bu dört din adamı hoşgörüyle yaşarlardı. Kasaba zorunlu askerlik uygulaması başladı, yeni bir otel açıldı, çevrede ve insanların giyimlerinde birçok değişiklikler meydana geldi. İlk başta kasabalıların buna alışması zor oldu ama zamanla herkes alıştı. Kasabada eskisi gibi kalan tek şey Drina köprüsü oldu. Kasaba gece gündüz aydınlık, modern bir şehir görünümü almıştır. Yeni kurulan otele ilk başta ilgi çok oldu. Çoğunlukla gençler gidiyordu. Ama otelde köprü gibi zamanla önemini kaybetti. Bölge yirmi yıldır işgal altındaydı. Avusturya ve Macaristan arasında bazı olaylar yaşanıyordu. Bu arada Elizabeth’i bir İtalyan öldürdü. Kasabada Pierro adında bir İtalyan yaşıyordu. Suçu olmadığı halde sanki kraliçeyi o öldürmüş gibi bazıları onu suçluyor ve dışlıyorlardı. Kasabada yenilikler gittikçe armış hatta demir yolu bile yapışmıştı. Demir yolunun yapılması hiç iyi olmamıştır. Çünkü kasabaya daha çok asker gelmiş ve halk daha çok huzursuz olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu gitgide parçalanmakta ve Müslümanlar bu duruma çok üzülmüşlerdir. Savaş iyice kızışmış, kasabada eski huzur kalmamış ve Drina Köprüsüne kimse uğramaz olmuştur.
|