Felsefe

Fotoğraf

İtiraflarım PDF Yazdır e-Posta
Roman - Dünya Edebiyatı Roman Özetleri

Tolstoy, Hıristiyanlığın Ortadoks mezhebine göre vaftiz edilip eğitim görmüştür. 18 yaşında, ikinci yıldan sonra Üniversiteyi bıraktığında artık kendisine öğretilmiş, olanlardan hiç birisine inanmıyordu. Kendisinin inançtan kopmasını etrafındaki insanların çoğunluğunun yaşayışını bağlamaktadır. Zira insanların çoğu dine ters düşen ilkelere bağlı olarak yaşamaktadır. Tolstoy'un çocukluğundan beri öğrendiği inanç esasları, Onda da başkalarında olduğu gibi yok olup gitmiştir. Fakat, kendisi daha on beşinde felsefi yazılar okumaya başladığından, dinden kopuşunun bilincine erken varmıştır, On altı yaşında dun etmeyi ve kiliseye gitmeyi bırakmıştır. Tolstoy,Tanrı'ya inanıyordu, O'nu inkar etmiyordu; fakat nasıl bir Tanrı'ya ve neye inandığını anlatamıyordu. Bu dönemdeki tek hakiki inancı mükemmelleşmeye olan inançtı ama bunu da ifade edemiyordu. Mükemmelleşmek için her şeyi öğrenmeye çalışıyor, iradesini aklını, vücudunu kuvvetlendirmeye çalışıyordu. Bu durumun esaslarım, ahlaki mükemmelleşme teşkil ediyordu. Ama onun yerini hemen, genel anlamda mükemmelleşme, yanı kendisi ya da Tanrı nazarında değil, başka insanlar karşısında daha iyi olma arzusu aldı.

Tolstoy, en özlediği arzusu olan ahlaken iyi olmayı kelimelere dökmeye kalkıştığında, küçümseme ve alayla karşılaşıyor; kendini berbat ihtiraslara terk ettikçe de alkışlanıyor ve teşvik ediliyordu. Gençliğin bu on yılında savaşla insanlar öldürmüş, kumarda para yemiş, yalan, hırsızlık, her çeşit şehvet, sefahat, sefih bir hayat sürmüştür. İşlemeyeceği suç yoktur. Ve bütün bunlar çevresindekilerce alkışlanıyordu, İşte bu sıvalar kibirden, menfaatperestlikten ve gururdan yazarların hayat felsefelerinin özü şuydu: Hayat genel olarak ilerleme yoluyla gelişmektedir. Bu gelişmede fikir Adamlarının payı en büyüktür. Bizim mesleğimiz insanlara ders vermektedir, Tolstoy bu insanlarla münasebetinden sonra eni bir düşünce atmosferine girer, insanlara neyi öğreteceğini bilmemesine rağmen insanlara dönüvermekle görevlendirildiği kuruntusuna kapılır. Bu dönemde savunduğu ve sarıldığı teori var olan her şeyin devamlı olarak geliştiği, bunların eğitim aracılığıyla olduğu, eğitimin ise kitaplarını, gazetelerin dağılım ölçüsüyle orantılı olduğu şeklindedir. Tolstoy'un bu güzel teorisi herkesin aynı fikirde olmaması nedeniyle eyleme dönüşememiştir. Tolstoy bu dönemi bir tımarhaneye benzetmektedir. Bütün delilerin yaptığı gibi o da kendisinden başka herkesi deli saymıştır.

Tolstoy evleninceye kadar, akla zıt olan bu hayatı yaşayıp gitti. Bu sıralarda yabancı ülkelere seyahat etti. Bu seyahatleri Onu mükemmelleşme inancında takviye elli. Fakat bu inanç uzun sürmez şüpheler baş gösterir. Özellikle iki olay, onun bir batıl itikat derecesinde bağlı bulunduğu ilerleme görüşünü sarsar, Birisi, Paris'te Giotin'le yapılan bir idam infazı sahnesini görmesi; Diğeri de en sevdiği kardeşinin vereme tutulup çaresizlik içinde ölmesidir. Tolstoy bunlara bütün kalbiyle isyan eder. Sonucunda ölümün yer aldığı bu hayatın anlamının ne olduğunu kendi kendine sorar. Kayalın anlamını aramaya koyulur. İlk önce bunu bilimlerde bulacağını ümit eder. Bilimler bu soruya tatmin edici bir cevap veremezler, Felsefelerde arar, büyük bilgelerin görüşlerini inceler. Ne var ki, Bu da, Hz. Süleyman, Sokrates ve Schopen hauer onun içine düştüğü pesimizmi azaltacağı yerde daha da güçlendirirler. Tolstoy, hayat'ın sorusuna cevap arayışı sırasında ormanda yolunu şaşırmış bir insanın hissettiği duygunun aynısını hissediyordu. Kendini bir uçununun başında görür. Çünkü en temel soruya cevap alamamaktadır: Hayat'ın anlamı nedir? İnsana yaşama gücü veren şey nedir? Sorularına cevap arar bunun için dinleri inceler. Hıristiyanlığın Üçlü tanrısını, vaftiz ve ekmek-şarap ayinindeki akla zıt olan bütün dogmalarını saçma bulur. Hatta Hıristiyan kilisesinin savaş tahrikçiliği yapmasını, ölüm cezasını desteklemesini ve diğer tünden olanlara karşı boş görüsüz tutumunu iğrenç bulur. Bunlardan tiksinir. Böylece Hıristiyanlığın bütün inanç öğretilerini reddeder. Tolstoy'un çevresinde bulunan insanlar içinde bulundukları bu durumdan, Dört çıkış yolu bulmuşlardır.

Birinci çıkış yolu, bilgisizlik çıkış yolu. Bu şundan ibarettir. Hayalın bir bela ve saçmalık olduğunu bilmemek ve kavramamak.

İkinci çıkış yolu, Epikürcü çıkış yoludur. Esası şudur: İnsan hayatın umutsuzluğunu bilse de, onun sunduğu nimetleri tutmalıdır.

Üçüncü çıkış yolu, Güç ve enerjinin çıkış yoludur. Esası şudur. İnsan, hayatın dert ve saçmalık olduğunu anlayınca, onu mahvetmelidir.

Dördüncü çıkış yolu zayıflık yolu. Esası şudur: İnsan, hayatın dert ve saçmalık olduğunu kavradığı halde, bundan bir şey çıkmayacağını bilerek, onu sürdürmeye son vermez. Bu grubun insanları bilir ki ölüm hayattan iyidir.

Tolstoy, bu dönemde intihar fikrine de yönelmiştir. Tolstoy içine düştüğü durumu korkunç olarak nitelendirmektedir. Akla dayalı bilgi yolunda hayatı inkardan başka bir şey bulamamaktadır. Hayatın anlamını kavramak için, kendisini akıldan kurtarması gerektiğini düşünür. Fakat aklın da anlam olmayınca var olamayacağı gerçeği O'nu yine çıkmaza sürükler Böylece, akla dayalı bilginin gözlemlerinin ilerleyişini kontrol etmeye başlar. Şimdi her çeşit inancı kabule hazırdır, yeter ki aklın inkarını istemesin; bir yalan olmasın, Budizm’i ve İslamiyet’i kitaplarına göre incelemeye girişir; Ama her şeyden önce Hıristiyanlığı incelemeye koyulur. Ama aradığı cevabı bulamamıştır.

En sonunda; çalışan, basil halk tabakasının hayatını inceler. Görür ki toprağını ekip biçen, kendi alın teriyle geçinen,,tabiata uygun bir hayat süren halk tabakası, hiç bir şeyden şikayet etmeden sade bir hayat sürmekte, tam bir teslimiyet içinde yaşamakta ve huzur içinde ölmektedir, Tolstoy, aradığı şeyi halkın bu sade inancında bulur. Arlık ona göre hayatın anlamı inançladır.

 

Tolstoy, esası sevgi ve aşka dayalı bu basit ve sade inanç yoluyla içine düştüğü manevi krizden kurtulur. Hıristiyanlığın bütün inanç dogmalarını ve türelerini reddederek sadece sevgiye dayalı ahlak öğretisini benimser.

 
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle