Felsefe

Fotoğraf

Zorlu Günler PDF Yazdır e-Posta
Roman - Dünya Edebiyatı Roman Özetleri

Bodie’den bir adam gelmiş ve en pahalı viskisinden alıp içmiştir. Sonra Floranca onun yanına yaklaşım ve adam onun yakasından tutup üstünü yırtmıştır. Böylece kadının göğüsleri ortaya çıkmıştır. Sonra adam kadını belinden tutup meyhanenin odasına götürmüştür. Odada Floranca’nın bağırtıları gelmiş. Oradakiler şaşırmıştır. Sonra adam odadan çıkmış ve aşağıdaki adamlarla çatışmışlardır.

 

      Bir çığlık sesi duyulmuş ve ardından kesilmiştir. Sonra meyhanenin yanmaya başladığı görülmüş. Sonra yağmurun yağmasıyla yangın durmuştur. Yağmurun dumanları esintinin artmasıyla kırlara doğru ilerliyormuş. Bodie’den gelen adam ise madenlerin oradan kaybolmuş. Kasabada ise yangından sonra çoğu yer yanmış ve bazı yerlerde küçük küçük ateşçikler yanıyormuş.

 

      Kasabadaki halk eşitliğin gerçekte sağlanmadığını söylüyorlarmış. Kasabadaki halk eşitlik olsaydı kasabanın yanmayacağını, Bodie’den gelen adamın öldürüleceğini ve gömüleceğini söylüyorlarmış.

 

      Gece olmuştu. O, Bodie’den gelen adamın gelip gittiğini düşünüyormuş. O, sabah kalktığında dışarı çıkmış ve etrafa bakınca kararmış toprak ve canlı bir hayvanın olmadığını görmüş. Sonra kahvaltısını yapmış. Öğlen vakti olduğunda tamire başlamışlardı. Bir süre sonra at arabasının uzaktan geldiğini görmüş. O at arabasını toplam altı at çekiyormuş. Arabadan Rus varmış. Akşam olmuştu ve kızıl derililerin olduğu yerden bir çığlık sesi gelmiş ve o oraya doğru koşmuş. Herkes o çığlıktan sonra dışarı çıkmış. O oraya vardığında adama kadını bırakmasını söylemiş ve silahını ona çekmiş oda kadını bırakmıştır.

 

      Rus kızlar ise çadırlarını içinde şarkı söylüyorlarmış ve içki içiyorlarmış. Sonra kızların yanındaki adam kadının yakasından elini içine sokmuş ve kadın bunun üzerine tokat atmış. Herkes ona gülmüştür ve adam da ona gülmüştür.

      O adam ne zaman bozkıra veya dağlara çıksa o Bodie’den gelen adamı hatırlıyormuş. O bir süre sonra mezarlıkların yanına gitmiş ve şapkasını çıkararak saygı duruşunda bulunmuştur.

 

      Bir öğle vakti adam postacının geldiğini görmüş ve postacının atlarını durdurduğu yere herkes toplamıştır. Adam postacıyı tanıyormuş. Postacı durduğunda tanıdık birisi var mı? diye bakmış ve Maria’yi görmüş ve ona seslenip ona senin öldüğünü söylemişlerdi bana demiş. Maria ona bir şey dememiş ve sonra adam oradan çıkarak postacıya arkadaşım ne haber diyerek selam vermiştir. Sonra onu meyhaneye gelip bir viski içmesini istemiş. Oda tamam diyip meyhaneye gitmiştir. Postacı viskisini içtikten sonra yoluna devam etmek için kasabadan ayrılmış.

 

      Adam postacının gitmesiyle beraber yangında yana ahırın damını tamir edememiş ve ağır soğuklar başlamış. Bunun üzerine hemen ahırın etrafına yaptığı çitleri sökerek damı kapatmıştır ama bunu ne kadar sağlam olduğunu bilmiyormuş. Artan kerestelerden ise yine çit yapmıştır. Sonra adam ve ailesi eve girmiş. Onlar dışarı çıkamıyorlarmış. Adam evde canı sıkılıyormuş ve aklına yangından kalan bir ansiklopedi gelmiş. Onla çocuğuna okumayı öğreticikmiş. Bir süre sonra eşi ona çocuğun hastalandığını söylemiş ve adama kızmıştır. Onlar Kızılderili bir doktor çağırmışlardır. O doktor su kaynatıp içine bazı otlar atıp sonra onla çamur yapıp çocuğun üzerine sürmüş ve üzerini giydirerek üzerini örtmüştür. Sonra çocuk iyileşmiş. Kış öyle bastırmış ki ailenin hiçbir şeyi kalmamıştı.

 

      Sonunda yaz gelmiş ve güneş yüzünü göstermiştir. Yazın gelmesiyle kasabadaki herkes sevinmişti. Madenciler kasabaya gelmeye başlıyorlarmış. Artık o adam ve ailesi sabahları sıcacık ekmek ve akşamları güzel yemekler yiyorlarmış. Kasabada bir mutluluk varmış. Güneşin o ışıltısıyla cisimler altın gibi görünüyorlarmış.

 

      Adam Zar’la beraber konuşuyorlarmış. Zar kasabaya bir otel yaptıracakmış. Bu otel iki katlı ve üt katları camlı olacakmış. Bu otelin yapılmasıyla beraber kasaba gelişmeye başlayacakmış ve bir süre sonra kent halini alacakmış.

      Artık otel kurulmuş kasabaya gelenler artmış ve kasaba gelişmeye başlamıştır. Adam artık bir yazı yazmayı düşünüyormuş ve bu yazıda kendisinin başından geçenleri yazacakmış ama yazdıklarının evrensel gerçekliliği olamamasını düşünüyordu çünkü o kulaktan duyarak yazmış. Korkusuda bu yüzdenmiş.

 

      Artık kasabada kimse kalmamış herkes ölmüş kasaba leşlerle dolmuş adam kuşların gitmesi için yangın çıkarmayı düşünüyormuş fakat rüzgârın olmamasından bunu yapamamış. Kasabada Helgave ve adam kalmıştı. Adam can çekişiyormuş artık. Helgave onun can çekişini görüyormuş.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle