|
Filistin'de. Lut Gölü'nün çevresindeki hiçbir canlının yaşamadığı, lanetlenmiş topraklarda gezmen şövalye Sirkent adının Şirkuh olduğunu sonradan öğreneceği bir İslâm Mücahidi ile karşılaşır. Kısa bir çarpışmadan sonra Şirkuh Sirkeniti alt eder. Sirkenit aman diler, Şirkuh onun canını bağışlar ve sohbet ederek yakında bulunan çeşmeye doğru ilerlemeye başlarlar. Çeşmenin dibinde de devam eden sohbetlerinde Sirkenit'in Selahaddin Eyyubi tarafından, ateşkes müddetince serbest dolaşması için verilmiş bir belgeye sahip olduğu ortaya çıkar. Bunun üzerine Şirkuh Sirkenit'e gideceği yere kadar eşlik etmeyi teklif eder. Sirkenit'in bu teklifi kabul etmesi üzerine birlikte yola koyulurlar. Sirkenit ve Şirkuh, Sirkenit'in aradığı papazı bulmak için yolculuk ederken bir yandan da Haçlı orduları, bu orduların yapısı ve bu orduları oluşturan milletler hakkında çeşitli şeyleri konuşur, tartışırlar. Bir süre yol aldıktan sonra kuru ağaçların oluşturduğu bir ormanın içinde Sirkenit'in önceleri gölge sandığı papaza rastlarlar. Papaz iskelete benzeyen, iğrenç kıyafetli daha çok vahşi bir hayvanı andıran delice hareketlere yapan birisidir. Sirkenit papazı önce Kudüs’te gördüğü için tanımıştır. Kendisini ve Şirkuh'u papaza tanıtır. Papazın mabedi olan mağaraya giderler ve geceyi orada geçirmek üzere uykuya dalarlar. Leodorik Daganai denilen münzevi papaz gece Sirkenin sessizce uyandırır ve gizli tünellerden geçirerek mağaranın içindeki gizli mabede getirir ve orada yalnız bırakır. Bir süre sonra mabede iki cüce önderliğinde bir grup rahibe girer ve ayin yapmaya başlarlar. Rahibelerden biri mabette oturmakta olan Sirkenit'in önüne iki defa gül bırakır. Rahibelere dikkatlice bakan Sirkenit bunların aslında kraliyet ailesinden olduğunu, gül bırakanın da ümitsiz bir aşkla sevdiği Prenses Edit olduğunu anlar. Kralın iyileşmesi için ayin yapan kadınlar geldikleri gibi gizli bir kapıdan gidip kaybolurlar. Sirkenit papazın yardımıyla ocasına daha mabette kalacağını söyleyerek Şirkuhu gönderir. Aslan Yürekli Rişar'ın komutasındaki Haçlı orduları Akka'da karargah kurmuşlardır. Haçlı orduları İngiltere kralı Aslan Yürekli Rişar; Fransa kralı Filip Ogüst ve Alman imparatorunun ölümü üzerine yerini alan Avusturya Arşidükü Leopal'in üç büyük ordusundan müteşekkildir. Kudüs'ü alamayan ve başarı gösteremeyen haçlı ordusunda büyük bir moralsizlik ve isteksizlik duygusu hakimdi. Yayılan salgın hastalıklar da orduyu içten içe yemektedir. İngiltere kralı Rişar'da bu hastalıkların en tehlikelisi olan hummanın pençesinde kıvranmaktadır. Sirkenit, Kral Rişar'ın en yakın adamı olan Sir Toma'ya kendi silahtarını tedavi eden Mağripli doktoru, tavsiye eder ve bu doktoran Aslan Yürekli Rişar'ı iyileştirebileceğini söyler. Sir Toma ne İskoçlara ne de Müslümanlara güvenmemektedir. Ancak Rişar gün geçtikçe kötüleşmekte ve hiçbir doktor onu iyileştirememektedir. Bu yüzden önce doktoru kontrol etmek kaydıyla teklifi kabul eder. Sir Toma Mağripli doktoru Kral Rişar'ın karargahına getirir. Hastalık, bezginlik, sıcak ve ümitsizlik haçlıları içten içe kemirmektedir. Kral Rişar'ın dışındaki komutanlar en az ziyanla geri çekilmenin yollarını aramaktadırlar. Bu arada baştan beri Haçlıların Kudüs'ü almalarını istemeyen yöre Hıristiyanlar] da, ordunun dağılıp geri çekilmesi için palanlar yapmaktadır. Çünkü olası bir haçlı zaferi onların bölgedeki çıkarlarına ters düşmektedir. Bunların başında bulunan Marki ve Tampiliye tarikatının reisi Tampiliye şövalyesi bulunuyordu. Marki plânlan için en uygun olduğuna inandıkları basiretsiz bir komutan olan Avusturya Arşidükü Leopol'ü bir eğlence sırasında kışkırtarak ordugahın en yüksek yerinde dikilmiş olan İngiliz bayrağını indirterek yerine Alman bayrağı diktirtir. Bu olayı haber alan Kral Rişar daha yeni yeni iyileşmeye başlamış olmasına rağmen hemen tepeye gelir Alman bayrağını yere indirip çiğner: Leopal ve tüm Almanlara meydan okur. Kızgın ortamı, olay yerine gelen Fransa Kralı yatıştırmaya çalışır. Rişar tepeye yeniden İngiliz bayrağı diker ve onun korunması görevini Sirkenit'e vererek onu onurlandırır. Köpeği ile birlikte bayrağı bekleyen Sirkenit şımarık kraliçenin bir oyununa gelir ve Edit'in onu çağırdığım zannederek bayrağın başından ayrılır. Geri döndüğünde bayrak parçalanmış köpeği ise ağır yaralanmıştır. Ertesi gün bayrağın yerinde olmadığı görülür. Sirkenit Rişar'ın huzuruna çıkar. Rişar çok sinirlenmiştir ve Sirkenit'i ölüme mahkum eder. Sirkenit suçunun bilincindedir ve vicdan azabıyla kıvranmaktadır. Bu yüzden ölümü bir kurtuluş olarak görür. Kraliçe Beranjer ise Edit'in sözleriyle hatasının farkına varmış ve Sirkenit'i kurtarmak için Rişar'a yalvarmışsa da başarılı olamamıştır. Müslüman doktor bütün ağırlığını koyarak, kendi yanında götürmek kaydıyla Sirkenit'i Rişar'a affettirir ve yanında götürür. Kral Rişar iyileşmesinin ardından meclisi toplar ve herkesten özür diler. Yaptığı ateşli bir konuşmayla Kudüs'ü almak için istediği takviye kuvvet sözünü diğer komutanlardan alır. bu sırada Selahaddin Eyyübi Rişar'a bir zenci köle hediye etmiştir. Bu zenci köle dilsizdir ve bayrağı parçalayanı bulabileceğini bir kağıda yazarak Rişar'a iletir. Kral Tampiliye Şövalyesi Marki'nin gönderdiği bir çalgıcı tarafından saldırıya uğrar ama köle bu çalgıcıyı öldürür. Kral Rişar kölenin bayrağı parçalayanı bulması için bir merasim hazırlar. Merasim sırasında bu saldırıyı yapanın Marki olduğu ortaya çıkar. Kral Markiyi düelloya davet eder. Selahaddin Eyyübi'nin belirleyeceği tarafsız bir yer seçilir ve Sirkenit olduğu anlaşılan Nöbeli Zenci Köle ile Marki düello edecektir. Düello günü geldiğinde Selahattin Eyyübi'nin Mağripli doktorla aynı kişi olduğu anlaşılır. Düello Sirkenit Markiyi yener ve ölmek üzere olan Marki günah çıkartırken yaptıkları bütün oyunları anlatır. Bu olayların ardından Rişar Selahaddin Eyyübiyi düelloya davet eder. Fakat Selahaddin Eyyübi ülkesinin başına kendinden sonra geçecek kimse olmadığını belirterek reddeder. Rişar da onu haklı bulur. Selahaddin Eyyübi'nin Kudüs'ü haçlılara bırakmayacağını anlatan konuşması üzerine ayrılırlar. Sirkenit Prenses Edit'le evlenir. Evlilik merasimi bittikten sonra diğer Haçlı ordularıyla beraber Rişar da Avrupa'ya doğru hareket eder ve Kudüs Selahaddin Eyyübiye kalır.
|