|
Yurdu düşmanlardan kurtaran, Cumhuriyet'i kuran Atatürk, Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihini en ince noktalarına kadar, belgeleriyle açıkladı. 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi salonunda, altı günde 36 saatlik bir konuşma yaparak ulaşılan başarılan bir bir sıraladı. Atatürk, bu Büyük Söylev'ini doğallıkla o günün diliyle yaptı. Söylev, Kurtuluş Savaşımızı aydınlatan güvenilir bir kaynak, onun önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu olan M. Kemal Atatürk'ü en iyi anlatan kitaptır. Gerek Söylev ve gerekse Onuncu Yıl Nutku, dünya edebiyatında sayısı az olan bir seçkin bir söylev örneği oluşturmaktadır. Ne kadar dirençli, dayançlı (sabırlı), ileri görüşlü ve yürekli bir asker, devlet adamı olduğu Söylev'in her sayfasından anlaşılabilir. M. Kemal Atatürk, bu yapıtıyla üstün bir konuşmacı ve devrimci olduğunu da kanıtladı, yalnızca o günkü insanlara değil, gelecek kuşaklara da yol gösterdi. Asker, sivil her kamu görevlisi, bunaldığı, başı sıkıştığı zaman Söylev'i okuyabilir ve orada toplumsal sorunlan çözümlemede sağlam, her zaman geçerli çıkış yollan bulabilir. "Söylev'i niçin verdim"Böyle bir Söylev'e niçin gerek gördüğünü Atatürk şöyle anlatır:"Sayın Baylar, sizi günlerce işlerinizden alıkoyan ayrıntılı sözlerim, en sonunda tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yanrıki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmişsem kendimi mutlu sayacağım.Bu Söylev'imle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük Türk Ulusu'nun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son verilerine dayanan ulusal ve çağdaş bir Devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaşuğımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımlann yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun köşesini sulayan kanların karşılığıdır. " Nutuk Şöyle Başlar 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığım zaman yurdumuzun genel durumu şöyleydi: Osmanlı Devleti, içinde bulunduğu toplulukla birlikte Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmıştı. Devlet her yanda zedelenmiş, koşullan çok ağır bir Ateşkes Anlaşması imzalanmıştı. Ulusumuz yorgun ve yoksuldu. Devletimizi ve ulusumuzu bu duruma sokanların bir bölüğü başlarının derdine düşmüşler, yurttan kaçmışlardı. Padişah ve halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını kurtarmanın yollarını arıyordu.
|