|
Romanın Başlıca Karakterleri
Hasta genç: İsmail Safa'nın yetimi, isimsiz genç.15 yaşında.Nüzhet: 19 yaşında, Paşa'nın kızı.Paşa: Nüzhet'in babası, hasta gencin akrabası.Dr. Ragıp: Sağlıklı ve yakışıldı, ama iç dünyası sağlıksız biri.
Romanın isimsiz başkahramanı hasta genç, on beşine basmıştır. Yedi yaşından beri dizindeki yaradan acı çekmektedir. Muayene için hastaneye gider, kemik veremine tutulduğunu, öğrenir. Bunu şöyle anlatır:
"Vücudum büyük bir korku ile öne doğru eğildi ve dizimin üstüne kapandı. Bana doğru gelen operatörü görerek saygı ve utançla biraz doğruldum. Yaklaştı:
-O!... Sen misin? Ne var gene?
Bacağın azdı mı? Ellerini kalçasına koyarak yaranın açılmasını beklerken sordu:
Fistül var mı? -Üç tane.
-Süpürasyon? Akıntı? -
Çok var. Her gün...
Bir çığlık kopardım. Yara açıldı. Operatör eğildi ve benim pek iyi anladığım vahim bir teşhis yerine geçen manalı bir sesle mırıldandı: "Hımm.." Hava dokundukça, yaralı çıplak el derişiz gibi ürperiyor ve benden fazla korkuyordu. Daha büyük acılara hazırlanıyordum. Her yaradan içeriye birer sonda girecektir ve kemikteki çürüğe kadar dayanacaktır.Asistanlar ellerinde parlayan madenlerle yaklaştılar. Dişlerimi sıkûm ve gözlerimi kapadım. Çırpınmamak için tımarcı kollarımı, hastabakıcı kız başımı tuttu. Gene kıvranıyordum. - Ben sana ne zaman ameliyat yaptım?- İki sene oluyor.- Bir daha lazım.Bir taraftan yararım etrafındaki etlere parmağiyle basarak, öte taraftan bende korkunun uyandırdığı yeni ruhi cereyanı takip ederek, soramadığım suallere cevap veriyordu: -Çare yok... Bu fistüllerden ikisi yenidir. Kürtaj lazım... Hatta sonra alçı bile lazım...Artık mafsalı da feda edeceğiz... "Ankylose" olmadıkça bu dizi kurtaranlayız... İltihap şiddetli... İhmal etmemelisin. Çare yok. Bu bacak kısalacak ve yere basamayacak. Ne yaparsın? Böyle çekmek iyi mi?" (Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Ötüken Ya. 33. bas. İstanbul 1999, s.8-9).
Doktoru sakin yaşarsa, iyi beslenirse ağır ağır iyileşeceğini anlatır. Ama hasta genç bu kadar rahat değildir. Eve dönünce annesine söyleyemez. Çünkü hayatta tek varlığı olan insanın üzülmesini istemez. Zaten büyük sıkıntılar içinde geçen günlerine bir de bu hastalığın sorunlarını aktarmak istemez. Bir şeyler anlatır. Ama o da pek yeterli ve doğru olmaz. Ertesi gün Erenköy'de uzaktan akrabaları olan Paşa'ya gider. İyi karşılanır. Köşktekilerin isran üzerine gece orada kalır. Paşa'ya götürdüğü romanı okur. Paşa'nın on dokuz yaşındaki güzel kızı Nüzhet, onun çocukluk arkadaşıdır. Uzun bir süredir birbirlerini görmemişlerdir. Yeniden biraraya gelince, ikisi de çok mudu olurlar. Karşılıklı olarak etkilenirler.Genç, Nüzhet'e âşıktır, ama bir türlü söyleyememektedir. İçine kapanık, utangaçtır. Nüzhet ise, daha girişken, dışa dönük, biraz da çocuksudur.
Bir gece bahçede gençle konuşurken kendisiyle evlenmek isteyen birinin olduğunu söyler. Bunu biraz kıskandırmak, biraz da övünçle aktardığı bellidir. Mesleğinin doktor olduğunu belirtince de genç, bu kişinin Dr.Ragıp olduğunu bilir. Aslında Nüzhet'in de gence karşı bir duygusal eğilimi vardır. İki genç arasındaki duygusal ilişkiye tanık olan Nüzhet'in annesi, onu gençten uzaklaştırmak için, hastalığının bulaşıcı olduğunu söyler, 'köşkte her yerde mikrop var, uzak durmalısın' diye bağırıp çağırarak onu uyanr. Bu konuşmaya kulak kabartan genç, ister istemez bunları duyar ve hemen o gece eve dönmeye karar verir. Hemen Paşa'dan izin isteyip eve dönmek istediğini iletir. Ancak akşam olduğu için, paşa izin vermez, ertesi gün gitmesini ister. Ertesi gün de annesi gelir.
Dr. Ragıp'ın da katıldığı akşam yemeğinde siyasi konuşmalar yerini tartışmaya bırakır. Dr. Ragıp'a hitaben Paşa, "İstanbul'da, gece yanları, üçer beşer kişi, ellerinde birer kova siyah boya ile sokaklan dolaşıyorlarmış ve nerede Fransızca bir ibare görürlerse derhal siyahla kapatryorlarmış. Sen ne dersin? Almanlara yaranacağız diye kırk yıldır öğrendiğimiz lisanı bize unutturamazlar ya!" Bu tavrın beğendiğini söyleyen gence, Paşa ve Doktor Galip sinirlenirler. Dahası Paşa, gencin böyle fikirlere sahip olmasına yüzünün kıpkızıl olmasıyla karşılık verir.Bu tartışmada Nüzhet'ten de bir destek bulamaz. Yengesinin isran üzerine köşkte birkaç gün daha kalırlar. Ama Nüzhet'le de dargın gibidirler. Bir iki isteksiz konuşmadan sonra annesiyle evlerine dönerler.Genç kötüleşmektedir. Ayağının ağrıları artar. Buyandan ayağının ağrılarıyla kıvranmakta, öte yandan sevdiği kızın bir başkasıyla evlenmesini asla istememekte, buna üzülmektedir.
Durumunun çok kötülemesi üzerine annesi, arkadaşı ve onun fakülteden arkadaşı Doktor Mithat, onu hastaneye, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'na yatırırlar. Özellikle Doktor Mithat'ın önerisi ve yönledirmesiyle operatörler büyük çaba göstererek hasta genci, sakatlıktan kurtarırlar. Ama sevdiği kızın Doktor Ragıp'la evlendiğini duyunca, hastalıktan kurtulduğuna bile sevinemez. Romanın da sonudur, ayağı hastaneden çıkmadan şunları düşünmeden edemez:"Bir gün hastanelerde okunmak için bir roman yazsam ve bu notlarımı içine karıştırsam... "Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler, "ha hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur. "Hasta olmayanlar bizi ne kadar az anlayacaklar! "Paşa'dan haber: "Hastahaneden çıkar çıkmaz bana gelsin, ölümüm yakın, kendisini bir kere göreyim" demiş.
|