|
Kitap, "Entelektüel Bir Otobiyografi" başlığında Cemil Meric'in 18.6.1974 günü Jurnal'e yazdığı "Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi." sözleriyle başlıyor. Mahmut Ali Meriç'in "Sunuş" yazısının ardından otobiyografi 1. Bölümde: Uzun süren bir çıraklık, 2. Bölümde: Gerçek entelektüel, altbaşlıklarıyla ele alınıyor. Sonra "Cemil Meriç Kronolojisi" veriliyor, 65. sayfadan da "Bu Ülke"nin üç bölüm ve kısalı uzunlu 70 yazısı sıralanıyor. Bu yazılarda adı geçenler için "Kanaviçe" başlığıyla bir de sözlük yer alıyor. Mahmut Ali Meric'in, Cemil Meriç'in eserlerinden alıntılarla oluşturduğu bu otobiyografide, onun düşüncenin gökkuşağında dolaştığı görülüyor. Kısa parçalar şunlar aktarılabilir: "Hayatım bir trajedidir. Birinci perde evleninceye kadar geçen zaman: yıldızsız, allahsız, cıvıltısız, katran gibi bir gece. Vıcık vıcık ıstırap. Birkaç şehri fethe yeten bir enerji yeldeğirmenlerine saldırmakla harcanır, ikinci perde izdivaçla başlar. Daha büyük, daha derin, daha uzun acılar. Fakat vahaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu: çocuklarım, kitaplarım..." (Mektuplar, 12.10.1966) "
1940'lardaki yazılarımın ayırıcı vasfı ukalalık. Batı irfanını ülke ülke, devir devir keşfe çıkan genç bir tecessüs." (Mektuplar, 10.12.1966) "Amaç dergisinde galiba beş makalem yayımlandı. Sonra Yirminci Asır diye bir dergi kuruldu (1947). Elifte toplanıyorduk. Salâh'ı, Oktay Akbal'ı, Behçet Necatigil'i orada tanıdım... 'Yedigün' çıkacak dergi ile ilgilendi. Bizimle mülakat yapmak üzere Sait Faik'i yolladı (31.12.1946). Bu vesile ile adımızdan sözedilmiş oldu... Kaynaşamadık Salâh'larla. Onlar İstanbul çocuğu idiler, ben taşradan geliyordum. Hitap ettikleri zümre kendi arkadaşları idi. Ne şiir anlayışımız uyuyordu birbirine, ne nesir anlayışımız." (Jurnal, 29.10.1980) " ...Nisvaz, tımarhanenin şubesi gibi bir yerdi 1940'larda. Zekâyla fuhuş, ciddiyetle bohem, en parlak ümitlerle en karanlık ıstıraplar yanyanaydı Nisvaz'da...Ben bir tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların asude inzivasına iltica ettim." (Jurnal, 17.9.1963)
"Balzac edebiyatta ilk aşkımdır. Düşünce dünyasına onunla girdim." (Mektuplar, 10.12.1966)
"En çok sevdiğim Fransız yazarları; Hugo ve Chateaubriand sonra Balzac; düşünür ve filozof olarak da Voltaire.Fikri gelişmemi en çok etkileyen yazarlar Paul Bourget ve Taine. Niçin? Belki biraz onlara çekmişim de ondan.
Düşünce dünyamı en çok etkileyen kitap Doktor Buchner'in 'Madde ve Kuvvet'i, zira bu kitap, materyalist felsefenin en mükemmel eseri." (Okuma Notları, 1951) "Düşünce hayatıma yön veren öteki ustalar: Rousseau ile İbn Haldun. Rousseau'dan Nietszche'den Hegel'e ve şakirtlere geçiş..." (Mağaradakiler, s.324)
"Entelektüel gelişmemde yol gösterici olmuş iki hocadan da minnetle söz etmek istiyorum: Quinet ve Michelet... Bence, Fransa demek Quinet ve Michelet demektir... "Dinlerin Ruhu" ve ... "İnsanlığın Kitabı-ı Mukaddesi"..., pencerelerini bütün inanç ve düşünce dünyasına açmış, her türlü yobazlıktan uzak birer irfan abidesi..." (Işık Doğudan Gelir, Pınar Yayınlan, İstanbul 1984, s. 144)
"Gözlerimi, yani her şeyimi kaybetmiştim. Tekrar çarka takıldım. Ölümü bir münci olarak arıyordum. Meselelerimi ancak o çözebilirdi, korkak olduğum için intihar edemedim. Vazifelerim bitmişti... Beklediğim bir şey yoktu. Yazdıklarım hiçbir yankı uyandırmamıştı. Ne yazacaktım?" (Jurnal, 12.8.1965)
"Yaratamıyorsun. Düşünce...düşünce berraktır, sen düşünemiyorsun. Dış Dünyadan kopmuşsun, iç dünyan hasta bir hayvanın korkularını aksettiren ayna...kırık bir ayna." (Jurnal, 20.7.1965) "...Düşünce dünyasını fethe koşanların uğrayacağı ilk ülke Hint olmalı. Hint bütün inançlara söz hakkı tanır. Çağdaş Avrupa en aydınlık taraflanyla Hint'in bir devamıdır...Hint belki bütün hakikat değil ama hakikat. Bu kitap, çağdaşlarını papağanlıktan kurtarmak için yazıldı.
Bir kaçış değil, bir arayış." (Jurnal, 1964) "Bir tarih hocasının Hint'le uğraştığım için beni nasıl ayıpladığını çok güç unutabileceğim. Eskiden Batı aforoz edilirdi, şimdi Doğu aforoz ediliyor. Daima aforoz, daima duvar, daima husumet. Bu lanet çemberini nasıl yıkacağız? Bilmiyorum. Kitabım bakılırsa...gericiler toptan mahkum edecek, ilericiler toptan mahkum edecekler..." (Jurnal, 13.3.1964)
"Ben Lenin'den çok Gandi'ye yakınım. Belki de kavganın dışında olduğumdan." (Mektuplar, 8.4.1967)
"Politika ve aksiyon adamlarının en zayıf yanı, düşünce adamını küçümseyişleridir. Beyinde kol, nazariye ile aksiyon el ele vermedikçe, toplum sıhhate kavuşamaz." (Kırk Ambar, s. 454) "Çağdaş düşünceyi kaynağında yakalamak için on dokuzuncu asır Avrupa'sına döndüm. Bu yolculuğun ilk meyveleri Saint Simon'la Proudhon." (Mağaradakiler, s. 322) » "...Marksizm, tecrübeye ve tarihe dayanan tek sosyalizmdir... Sosyalizm bir bütündür, gelişen, dal budak salan, geçmişin başarılarından ve başarısızlıklarından faydalanan bir bütün. O bütün içinde Saint-Simon'un ve Saint-Simonculuğun çok önemli bir yeri var." Saint-Simon, Çan Yayınlan, İstanbul 1967, s. 22-23
|