|
İlk basımı 1949 yılında yapılan bu kitabın "Başlamadan Önce" başlığında verilen bilgiye göre Ali Fuat Başgil, Fransa'daki öğrenciliği sırasında arkadaşı Marcel Grisard ile bir tatil yeri ararken Alpler'in eteklerinde çam ormanlan içinde Revel köyüne yolu düşer. Çok beğenir. Pansiyon arar, köyün papazının evi gösterilir. Kapıyı açan şişmanca kadınla konuşur. Kalabileceklerini öğrenir. Ama ' Müslüman bir Türk' olduğunu da söyler. Bunun üzerine kadın kardeşiyle konuşması gerektiğini söylerek işi Papaz'a havale eder. Siyah cübbeli ve ak saçlı, gürbüz, altmışlık papaz gelir ve Müslüman Türkün kim olduğunu sorar. Yazar kendini tanıtır. O da der ki madem Müslümansınız, o halde dinlisiniz, mesele yok. Bizim bu devirde düşmanımız, hangi milletten olursa olsun, dinliler değil, dinsizlerdir.
Pansiyona yerleşirler. Pansiyonda kendilerinden başka on dolayında Fransız öğrenci vardır. Papaz Mösyö Girard, bu öğrencilere Latince dersi veriyordur. Bu gruba Ali Fuat Başgil de arkadaşıyla katılır. Aralarında gelişen dostluk, akşamlan ziyafet sofrasında da sürer. Bu toplantıların birinde Mösyö Girard, Fransa Aix- Marseille Üniversitesi Rektörü, eğitimci Jules Payot'un, 1922'de yayımlanan İrade Terbiyesi adlı kitabını okumasını önerir. Başgil, ertesi gün şehre inerek bu kitabı alır, Revel köyünün koyu yeşil ağaçlıktan altında okur, okudukça da 'tahassür ve nedametle' (üzüntü ve utançla) kanşık, 'müphem' (karışık) bir acı duymaya başlar. Daha sonra Mösyö Girard, düşünsel çalışma, öğrenme sanatı mutluluğu elde etme çalışma, öğrenme sanatı, mutluluğu elde etme, okul ve karakter gibi konulardaki 12 kitabı okumasını tavsiye eder. Bunlar özellikle gençleri aydınlatma ve uyarma için yazılmış kitaplardır. Başgil, Mösyö Girard'dan ve bu kitaplardan çok şeyler öğrenir.
Yurda döndükten sonra 1943-44 ders yılında Eminönü Halkevi, ondan "Gençlere Öğütlerim" başlıklı bir konferans vermesini ister. Verir. Dinleyicilerden çoğu da bunun yayımlanmasını önerir. O da konferansta ele aldığı düşüncelerden bazılarını makale haline getirir, Cumhuriyet gazetesinde yayımlar. Aradan iki yıl geçtikten sonra bu kez 1947 yılında Üsküdar Halkevi'nde "Terbiyenin Karakter Üzerindeki Tesiri" konusunda konuşma yapar. Bunu da Tasvir gazetesinde yayımlar.
Gençlerle Başbaşa adını taşıyan ve ilk baskısı 1949 yılında yapılan bu kitapta Ali Fuat Başgil, konusunu beş ana başlıkta toplar. Bunlar ve altbaşlıklan şöyle:
I/Muvaffak olma yolunun tehlikeleri ve düşmanları: Muvaffakiyetin ilk düşmanı tenbelliktir. Muvaffakiyetin bir diğer düşmanı kötü arkadaşlıktır. Muvaffakiyetin bir düşmanı da kötü örneklerdir.
II/Muvaffak olmanın şartları: Muvaffakiyetin ille şartı iradeli olmaktır. İrade üzerine düşünceler. İrade nedir ve iradeli olmak ne demektir? Bizim olan ve olmayan hareketler. Refleksler ve otamatik harekeder. İnsiyaki harekeden İtiyadar. Temkinli hareketler. Şuurlu harekeder ve irade. Ahlaki irade. III/Terbiyenin ruh ve karakter üzerindeki tesiri: Mizaç ve karakter. Karakter kelimesinin manaları. İnsanlar muhtelif mizaç ve karakterdedir, iki telakki ve iki cevap. Terbiyenin ruh ve karakter üzerinde hakiki bir rolü yoktur tezi. Musbet telakki. Terbiye bahsinde, cebriyecilik ve cebriyeciler. Huylarımızın bazılarını değiştirmek elimizdedir, bazılarını değildir, irsiyet ve irsi huylar. İrsi huyları değiştiremeyiz. Mizaca bağlı huylar. Mizaca bağlı huyları islah etmek mümkündür. Huy ve Musiki Ruhi itiyadar ve irade kuvveti. Hulasa ve netice.
IV/Muvaffakiyet ve verimli çalışma: İrade terbiyesinin ahlaki ifadesi, say ve gayrettir.Verimli çalışmanın şartları. Verimli çalışmanın hissişartı. Verimli çalışma ve adalet. Çalışmanın usulünü bilmek lazımdır.
V/Çalışma hayatının ve umumiyetie muvaffakolmanın kanunları:Çalışma hayatının umumi kanunları.
Kitabın V. Bölümü'nden:
V/Çalışma hayatının ve umumiyetle muvaffak olmanın kanunları: Çalışma hayatının umumi kanunları. Okuyucum! Her işin ve mesleğin kendi bünyesine mahsus çalışma ve işleme usul ve kaideleri vardır. Ve bunu meslek sahipleri bilir. Bir de fizik ve fikri her nevi iş ve çalışma hayatının ve umumiyetle muvaffak olmanın, düşünen aklın şaşmaz kanunları halinde, birtakım umumi ve rasyonel (akılcı) düsturlan (ilkeleri) vardır ki, ben burada bunlardan benim bildiğim kadarını hulasa edeceğim: -Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır.
- Bir günde ve bir zamanda yapman lazım gelen bir işi (bir dersi, bir vazifeyi) ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi gibi, işi de kendine yeter.- Bir zamanda yalnız tek bir iş yap, yalnız bir ders. bir kitap, hatta bir fasıl üzerinde çalış. Ta ki, dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla iş yapayım diyen, hiçbirini tam ve temiz yapamaz. Dünyaca tanınmış olan büyük İslam mütefekkiri İmam-ı Gazali'ye"İhya-i Ulum (ilimlerin Yeniden Canlandırılması)" adlı muazzam eserini nasıl çalışma ile vücuda getirdiğini sormuşlar: bir zamanda yalnız bir fasıl, bir bahis, bir mesele üzerinde çalıştım, demiş.
|