|
ZEHRA: Romanın baş kahramanlarındandır. Otuz yaşlarındadır. Zehra, görevine bağlı, katı ve acıma duygusundan uzak bir öğretmendir. İdealist bir insandır. Boş oturmayı sevmez, devamlı bir şeylerle meşgul olur. Güvenilir birisidir. Öğrencilerine bir ana şefkatiyle yaklaşır ve öğrencilerinin dertlerine ortak olur. Müspet kafalı birisidir. Hurafe ve hayal ile devamlı mücadele eder ve öğrencilerine ilmin en müspet hakikatlerini öğretir. Haksızlığın, yalanın, riyanın devamlı karşısındadır. Romanın başlarında babasına karşı duyduğu nefret, romanın sonlarında bir acıma ve sevgiye dönüşür.
MÜFİT EFENDİ: Zehra'nın babasıdır. Mürşit Efendi için romanın temel kahramanıdır diyebiliriz. Çünkü romandaki olaylar onur. etrafında gelişir ve şekillenir. Mürşit Efendi, çalışkan, manevi değerlere karşı saygılı, hoşgörülü, kültürlü birisidir. Memuriyet hayatında kendince bazı hedefler belirler. Bu hedefleri doğru, dürüst, güvenilir, çalışkan bir devlet memuru olacağına dairdir. Fakat memuriyet hayatındaki bar: menfi durumlar -rüşvet, yolsuzluk, tembellik- onun da hayatın bu kötü akışına kapılmasına ortam hazırlar. İleride bütün bu ideallerinden vazgeçecek ve sıradan bir insan olacaktır. Çocuklarına çok düşkündür. Tek arzusu onları iyi bir aile terbiyesiyle yetiştirmek ve bir meslek sahibi etmektir. Fakat karısının ve kayınvalidesinin tutumu bu düşüncelerini uygulamasına imkan vermez.
MAKBULE HANİM: Mürşit Efendi'nin kayınvalidesidir. Eğlenceye, giyim ve kuşama düşkün birisidir. Damadı Mürşit Efendiye dışardan çok iyi, merhametli, hesaplı ve kanaatkar görünür. Fakat içten onu hem maddi yönden hem de manevi yönden mahveder, bitirir. Mürşit Efendi'nin sefalet içerisinde yaşamasına, ideallerinden taviz vermesine neden olanların en başında gelenidir. Torunları üzerindeki etkisi çok büyüktür. Onları babaları Mürşit Efendi'ye karşı çok zulüm kar yetiştirir.
MEVEDDET HANIM: Zehra'nın, annesi. Mürşit Efendi'nin karısıdır. Psikolojik olarak sorunları olan birisidir. Eğlenceye, giyime ve kuşama düşkündür. Kocası Mürşit Efendiye ve çocuklarına gereken önemi göstermez. Annesi Makbule Hanım'ın etkisindedir.
MAARİF MÜDÜRÜ TEVFİK HAYRİ: Hayalperest bir insandır. Çalışmayı sevmez. Zehra'nın görev yaptığı okulda müdürdür. Kitap okumayı çok sever, bunun için de gerçeklerden uzaklaştığını düşünerek derenin kenarındaki söğütlerde vaktini kitap okumakla geçirir.
MEBUS ŞERİF HALÎL: Maarif Müdürü Tevfik Hayri ile iki iyi dostturlar. Zamanlarının çoğunu birlikte geçirirler.
RUHSAR TEYZE: Zehra'nın teyzesidir. Mutsuz bir evlilik hayatından sonra kocası tarafından öldürülür.
MESADET TEYZE: Zehra'ların komşusudur. Hayırsever, nazik, terbiyeli bir insandır. Bu durum Zehra'nın gözüyle böyledir. Fakat daha sonra Mürşit Efendiyle karısının arasına Necip Bey adlı kardeşini sokacak ve bu evliliğin yıkılmasına neden olacaktır.
NECİP BEY: Mesadet Teyze'nin erkek kardeşidir. Tembelliği ve serkeşliği sebebiyle işinden kovulan Mürşit Efendiyi tekrar işe aldırır. Daha sonra Mürşit Efendi'nin karısıyla yasak bir ilişkiye girer.
VEHBİ EFENDİ: Yetmiş yaşlarında emekli bir tabur katibidir. Kendi yaşındaki karısıyla birlikte Eyüpsultan'da eski bir evde oturmaktadırlar. Mürşit Efendi ile uzaktan bir akrabalığı vardır. Zehra babasını görmeye gittiğinde Vehbi Efendi'nin evinde kalır.
TAHSİN EFENDİ: Maarif başkâtibi'dir. Evliliğinden pek hoşnut değildir. Mürşit Efendiye kendisini ezdirmemesi konusundaki öğütler verir. Yaşamından pek memnun değildir.
NASUHİ BEY: Mürşit Efendiye ev bulup kiralar. Şen ve kalender bir insandır. Eğlenceye düşkündür. Mürşit Efendiye kötü örnek olur. Mürşit Efendi için kiraladığı evi başka kötü işler için kullanır ve Mürşit Efendi'yle araları açılır.
ABDÜSSEMAT BEY: Diyarbakır'da Evkaf Müdürlüğü yapmaktadır. Çok zengindir. Âlim ve kıymetli bir insandır. Her yerde hatırı sayılır. Mürşit Efendi'ye çok iyilikler yapar. Mürşit Efendi'ye karısı ve kaynanasının nasıl kötü birer insan olduklarını göstermeye çalışır.
ROMANIN ÖZETİ
Darülmuallimat'ı bitirdikten sonra, tek başına Anadolu'ya giden Zehra (....) kız baş öğretmenidir. Annesi ve anneannesi yüzünden, babası Mürşit Efendi'yi çok kötü bir insan olarak tanımaktadır. Ona göre, çocukluğunda yaşadığı acı dolu günler babası Mürşit Efendi yüzündendir.
Zehra, insanlarda hatayı hoş görmeyen bir karaktere sahiptir. İyi bir öğretmen olduğu için çok sevilip sayılmasına rağmen, çevresinde katı kalpli bir insan olarak tanınmaktadır.
Maarif Müdürü Tevfik Bey, Zehra'nın bu katı kalpliliğinin arkasında bir aile sırrı olduğunu sezer. Bir gün, Zehra'nın kendisine hiç bahsetmediği, şu anda ölüm derecesinde hasta olan babasının durumunu bildiren bir telgraf alır. Önce babası Mürşit Efendiyi ölümünde bile görmek istemeyen Zehra, daha sonra Tevfik Bey'in ısrarıyla İstanbul'a gider.
Zehra gecikmiştir. Babası bir gün önce, uzak akrabası Vehbi Efendinin evinde ölmüştür. Mürşit Efendi, kızına bir kaç kırık dökük eşya, bir de hatıra defteri bırakmıştır. Hatıra defterini okuyan Zehra aile bireyleri hakkındaki bütün bilgi ve kanaatlerinin yanlış olduğunu anlar.
Mürşit Efendi'nin kızını bu derece değiştiren hatıra defteri, yıkılmış bir hayatı anlatmaktadır.
Baba şefkatinden mahrum, yoksulluk içinde geçirdiği çocukluk ve gençlik yıllarından sonra Mülkiye Mektebi sıralarında da annesini kaybeden Mürşit Efendi, temiz ve mesut bir aile yuvasına sahip olmayı arzulamaktadır. Mülkiyeyi bitirdikten sonra, idealist bir genç olarak memuriyet hayatına başlar.
Çok iyi niyetle girdiği memuriyet hayatında memur ve kasaba çevresinde gördüğü çirkinlikler, Mürşit Efendi'yi hayal kırıklığına uğratır. Yalnızlık ve can sıkıntıları içinde kötü alışkanlıklar edinir. Dairedeki kavgalar ve iradeli ve tecrübeli olmayan Mürşit Efendiyi zor durumda bırakır. Artık o da hadiseler çıkarmaya başlamıştır. Sonunda daire müdürü Nasuhi Bey'in, Mürşit Efendi'nin evine kadın getirmesi üzerine çıkan kavga bahane edilerek görevden uzaklaştırırlar. Mürşit Efendi (S.........) kazası kaymakamlığına gönderilir. (S......) kazasında çıkan bir isyanın bastırılması Mürşit Efendi'nin başarısı olarak kabul edilir. Dahiliye Nezaretince mükafatlandırılması düşünülür. Fakat O, Diyarbakır tahrirat memurluğu gibi küçük bir vazifeye talip olur. Burada Mal Müdürü Fadıl Efendi ile samimi olur. Fadıl Efendi'nin ölümünden sonra da kızı Meveddet ile tanışır ve evlenir.
Bu evlilik Mürşit Efendi için büyük bir felakettir. Kayınvalidesi Makbule Hanım, son derece sinsi ve riyakâr bir kadındır. Mürşit Efendi Makbule Hanım ve ondan hiç geri kalmayan kızı Medevvet yüzünden son derece borçlanır. Memuriyet hayatındaki itibarı zedelenir. Ana-kızın zorlamaları ile, Mürşit Efendi Diyarbakır'dan ayrılacak ve bir gümrük memurluğu ile İstanbul’a yerleşecektir.
İstanbul'a geldikten sonra Mürşit Efendi için zaten bir cehennem olan aile hayatı, ardı ardına doğan çocuklar ile dayanılmaz bir hale gelmiştir. O, artık yalnızca kızları Zehra ve Feriha'yı kurtarmak için çırpınır. Kayınvalidesi ve karısının masraflarını karşılamak için yolsuzluk yapar. Yakalanarak hapse düşer ve memuriyetten kovulur.
Makbule Hanım ve Meveddet, Mürşit Efendi'yi kızlarına da kötü tanıtırlar. Kızlarının gözünde Mürşit Efendi ahlaksız, kötü bir babadır.
Makbule Hanım ona komşuları Necip Bey'in yanında iş verdirir. Makbule Hanım, bu arada Necip Bey ile kızı Meveddet arasındaki hissi ilişkiye zemin hazırlamaktadır. Bir gün karısının evinde Necip Bey'in mektuplarını yakalayan Mürşit Efendi; karısını evden kovar. Necip Bey'i kışkırtmasıyla çocukları ona düşman olur. Mürşit Efendi daha sonra anneleri yüzünden çocukları lekelenmesin diye onları tekrar kabul etmek zorunda kalır. Artık iyice çökmüş, içki, esrar kaçakçılığı, hırsızlık gibi kötülüklere bulaşmıştır. Bu günlerde büyük kızı Feriha sefalet ve bakımsızlıktan ölür. Zaten müthiş bir acı içinde kıvranan Mürşit Efendi, böylece "katil" damgasını da yemiş olur.
Mürşit Efendinin artık tek isteği Zehra'yı kurtarmaktır. Bir gün yolda rastladığı eski okul arkadaşı Mebus Cevdet Bey sayesinde Zehra'yı bir okula yerleştirir. Bu Mürşit Efendi için son tesellidir. Mürşit Efendi'nin akrabası Vehbi Efendi, bir gün onu ağır bir şekilde hasta olarak bulur, evine getirir. Mürşit Efendi, evde Zehra'yı sayıklayarak ölür. Zehra, babasının hatıra defterini okuduktan sonra acıma duygusunu da öğrenerek tam bir insan olarak Anadolu'ya döner.
|