|
Efendim, tütün tabakasını ortada barakmaya gelmiyor, insafsız herif, tütünün ne kadar saçak yeri varsa içti, tozları bana kaldı. Çok otlakçı gördüm ama böylesine hiç rasgelmemiştim. Bizim rahmetli İlhâmi de otlakçı idi ama hiç olmazsa bir inceliği vardı, adamı eğlendirirdi. Bu adam öyle değil.Dün artık dayanamadım, söyledim:
Ama Mahmut Efendi, dedim, bu kadar da olmaz. İçiyorsun, neyse iç. Ama hiç olmazsa tozunu da katık et! O, aldırmadan yüzüme baktı:
Bir sigara içtim diye mi böyle yapıyorsun dedi.Hangi bir sigara birader, dedim, bie değil iki değil bana bırkmadın.
-Senin tütünün de içimli bir şey değil ya ! dedi, bunu nasıl içiyorsun. Aldırmadan senin sigarada güzel bir şey değilki içilmiyor.
Kızdım
Ya kardeş dedim dedim, iyiye kötüye bakmıyorsun ne bulursan içiyorsun?
Ne yapayım, dedi, daha iyisi olsa onu içerim...Neden yok, dedim, tütüncü dükkanları dolu! Yüzüme dik dik baktı:
Ben sigaraya para vermem dedi.-Ben enayi miyim dedi. Ben para vereyim sen iç. Olmaz öyle şey.
Bende onu söylüyorum ya. Madem para verecektin iyisine ver.Canım, dedim, senin kuruyasıca huyunun bana ziyanı olmasa ben de kırk yıl söylemem. Ziyanın bana dokunuyor.
Sigara muhabbetini başkalarının yanında yapma ayıplarlar.
Tepem attı: Neden ayıplıyorlarmış? diye sordum.
Neden olacak, dedi, bir sigaralık tütün için bu kadar lakırdı ediyorsun.
Canım kardeşim, dedim, hangi birisi, hangi beş sigara?...
Hangi on sigara olsun, dedi, yirmi sigara, otuz sigara olsun... Daha diyeceğin yok ya! Yok tütünün saçak yerini içmişim, sana tozu kalmış... Bunları söylemek ayıp. Tozu kaldı ise bir paket al, saçak tütün iç. Bunun kemali altmış para!
Çıldıracağım, dedim,sen altmış para verip bir paket tütün almaz, herkesin tabakasından geçinirsin, bu ayıp değil; ben tütünü katık et, saçağından bana da kalsın, dedim, bu ayıp öyle mi?
Bana neden ayıp oluyormuş? Dedi, hırsızlık etmiyorum ya, zorla da almıyorum, tütünün saçağı dururken tozunu içecek kadar ahmak değilim...
Doğrusu çok da kızdım. Onun da sigaradan sararmış parmakları titremeye başladı, ama sözünü kesmedi:
Sen, dedi, deminden beri bana o kadar söz söyledin, ben sesimi çıkardım mı? Tütünün saçağı dururken tozunu içmek ahmaklıktır dedimse niçin kızıyorsun? Kahvede olanlara bakarak,
Yalan mı söylüyorum, efendiler, dedi. Bana birsi verdi diye bu kadar söz söylenir mi, bu nerede görülmüş şey?
Karşı peykede oturan Miralay Esat Bey bana işaret etti. Kendimi topladım: Sen, dedim, birader bir daha benim yanıma gelme, benimle de konuşma. Bir gün öfke ile kafana bir şey vururum, başıma bela olursun, anladın mı? İşte bu kadar!
İş buraya varınca Esat Bey cebinden tabakasını çıkardı:
Mahmut Efendi, dedi, gel sen buraya, bak ben sana bir tütün vereyim, nasıl beğenirsin...
Tabakayı görünce kalktı, karşıya gitti. Bana da:
Benim kabadayılığım yok, dedi. Kimseye de bir fenalık etmedim, gene de etmem. Bütün suçum nedir: Bir sigara sarmışım! Sanki tufan olmuş...
Bir yandan söylendi, bir yandan da Esat Beyin tabakasında ne var ne yok içti. Ben artık cevap vermedim. Ancak Mahmut Efendi bana darıldı ben de ondan kurtuldum sanmayınız. Ertesi sabah, erken, çocuk haber verdi ki bir efendi gelmiş, beni görmek istiyormuş. Aşağı odaya indim. Baktım, Mahmut Efendi. Beni görünce dedi ki,
Birader, dün sizin hatırınızı kırdım. Sonradan ben de pişman oldum. Sizden özür dilemeğe geldim. Kusura bakmayın insanlık hali. İnsan bazen boş bulunuyor...
Siz olsanız ne yaparsınız? Özür dileyen bir adam. Kalkıp evinize kadar da gelirse...
Benim yüzüm tutmaz.
Buyurun dedik. Kahve de pişirttik. Önüne bir dolu kâse tütün de koyduk. Kardeşim, emin olun, kalem vaktine kadar kâsenin dibinde yalnız tozlar kaldı, sigara tablası da ağzına kadar doldu!
|