|
Romanın Başlıca Karakterleri Ahmet Cemil: Romanın başkahramanı edebiyata meraklı, mülkiye öğrencisi. İkbal: Ahmet Cemil'in kızkardeşi, Vehbi Efendi'nin kansı.Vehbi Efendi: Mirat-ı Şuun gazetesinin sahibi,İkbal'in kocası.Hüseyin Nazmi: Ahmet Cemil'in okuldan arkadaşı Lamia: Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi, Ahmet Cemil'in gizli aşkı.Ali Sekip: Mirat-ı Şuun'un başyazarı. Raci: Ahmet Cemil'in arkadaşı, aşırı alkolden ölür. Bir yandan Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler)'de okuyan, bir yandan da hayatını kazanmak, annesini ve kızkardeşini geçindirmek durumunda olan Ahmet Cemil, yirmi yaş dolaylarında ümit ve hayal dolu bir gençtir. Babası ölmüş olduğu için yaşama ve yaşatma yükünü tek başına yürütmek zorundadır. Hayatını kazanmak için başvurduğu yollar zor ve ağırdır. Yabancı dil bildiği için sıra kitapçılarına -aslında kendisinin hiç sevmediği- birtakım basit macera romanları çevirmekte, ayrıca bazı zengin ve şımarık aile çocuklarına özel dersler vermektedir. Kıt kanaat geçinmekte, buna rağmen mümkün olduğu kadar temiz giyinmekte, onurunu her yönden, çevresine karşı korumaya çalışmaktadır. Bu sıkıntılı yaşayış içinde Ahmet Cemil'i geleceğekarşı ümitle bağlayan iki sebep vardır. Yakında Mekteb-i Mülkiye'yi bitirecek, daha önemlisi hazırlamakta olduğu güçlü bir edebî eserle paraya ve üne kavuşacaktır. Genç adamın, eserine karşı güveni o kadar çoktur ki, okulu bitirdikten sonra -sırf onu tamamlamak için-resmî bir görev almayı düşünmez ve bu sıkıntılı yaşayışa daha bir süre göğüs germeye karar verir. Bu arada, arkadaşlarının salık vermesi üzerine «Mir'at-ı Şü-un» adlı bir gazeteye roman çeviricisi olarak girer. Bu gazetede, sevdiği sevmediği, çeşitli tipler çalışmaktadır. Tepebaşı Bahçesi, o zamanki İstanbul aydınlarının sık sık gittikleri bir yerdir. Ahmet Cemil de fırsat buldukça bu bahçeye gitmektedir. En büyük zevki başka yerlerde veya bu bahçede, gazetenin başyazarı Ali Sekip ve Mülkiye'den sınıf arkadaşı Hüseyin Naznti ile edebiyat ve fikir tartışmaları yapmaktır. Hüseyin Nazmi'nin Lamia adlı güzel bir kızkardeşi vardır. Ahmet Cemil, pek az gördüğü bu "genç kızı sevmekte, kendi kendine, vakti gelince onunla evlenmeyi kurmaktadır. Bir gece Hüseyin Nazmi'lerde eseri okunurken, onu kapı aralığından dinleyen ve sonra alıp okuduğu müsveddelerin bir kenarına «Ne güzel...» diye yazan Lamia, Ahmet Cemil'in rüyalarına renk katmaktadır. Ahmet Cemil, bu rüyasının en güzel, en heyecanlı, en mavi anılarım bir gece Tepebaşı Bahçesinde yıldızları seyrederken yaşar.Ne var ki, olaylar hiç de onun umduğu, hayal ettiği biçimde gelişmez. «Mir'at-ı Şüun» Gazetesi'nin sahibinin oğlu Vehbi Efendi, Ahmet Cemil'in kızkardeşini istemiş, onunla evlenmiştir. Fakat bu evlenme beklenen mutluluğu vermez. Geçimsiz, nobran, kaba saba bir adam olan Vehbi Efendi, Ahmet Cemil'in kızkardeşi İkbal'i kısa zamanda bedbaht etmiştir. Durumun farkına varan genç adam, konuyu eniştesiyle görüşmek isteyince Vehbi Efendi işi büsbütün azıtır; babası ölmüş artık gazete tamamen kendisine kalmış olduğu için, Ahmet Cemil'i gazeteden de kovar. Bütün bunları hazma çalışan Ahmet Cemil, bir gece Vehbi Efendi'nin İkbal'i döve döve çocuğunu bile düşürttüğünü öğrenince çılgına döner. Kardeşini adamdan çekip alır; fakat İkbal çektiği maddî manevî acıların etkisiyle ölür.Ahmet Cemil, bu elemlerin etkisinden kurtulamadan yeni bir haberle sarsılır. Varlıklı ve hatırlı okul arkadaşı Hüseyin Nazmi, dışişlerine geçmiş, Avrupa'ya gitmeye hazırlanmaktadır. Onu tebrike gittiği zaman Hüseyin Nazmi, kızkardeşi Lamia'nın bir subayla nişanlandığını söylemiştir. Bu haber genç adamı temelinden yıkar. Bir süre önce Tepebaşı'nda, geleceğin mutlu hayalleri ile maviler içinde yüzen Ahmet Cemil; kardeşinin ölümü, Lamia'nm evlenişi gibi iki korkunç gerçeğin ağırlığı altında kendisini bir anda umutsuzluğun simsiyah karanlıkları içinde bulur.Bir ara eserinin geleceğine yapışıp ayakta durabilmeyi düşünür; fakat yıkılan iki temel dayanağından sonra bu eserden de kendisine fayda gelmeyeceğine inanmıştır. Bu yüzden, yıllar yılı onca bel bağladığı onca, hayal kurduğu, kitabının müsveddelerini kaptığı gibi ocağa atıp yakar. Ahmet Cemil'in hayatının umut ve hayalden ibaret olan mavi dönemi artık bütünü ile kapanmıştır. Gerçekten ibaret olan siyah döneminin başlangıcı olan karanlık bir gecede, annesiyle birlikte bir vapura binerek İstanbul'dan uzaklaşır.
|