Felsefe

Fotoğraf

Eylül-Mehmet Rauf PDF Yazdır e-Posta
Roman - Roman Özetleri

  Eylül romanın ana çatısı da -Aşk-ı Memnû'da oldu­ğu gibi- bir yasak aşk teması üzerine kuruludur.Süreyya Bey'le Suat Hanım, beş altı yıldır evli bu­lunan, karı kocadırlar. Memur olan Süreyya Beyin ka­zancı, istediklerince yaşamaya yeterli değildir. Bu se­beple yaz aylarını gönüllerinin çektiği yazlıklardan bi­rinde değil, Süreyya Beyin babasının, dededen kalma, çiftlik bozması evinde geçirmektedirler. Çevre ıssız ve eğlenceden yoksundur. Süreyya Bey, hali vakti yerinde olan babasından, daha iyi bir yere gitmelerini istemek­te, fakat baba oğlunun bu istediklerini umursamamak­tadır.

Genç karı kocanın yakın bir de aile dostları var­dır. Bu aile dostunun adı Necip'tir ve Necip, Süreyya' nın yakın akrabasıdır. Eve istediği gibi girip çıkmakta, karı koca tarafından sevilmektedir. Yine ailenin akra­balarından Hacer adında bir kadın, durmadan Necip Beyin çevresinde dolaşmaktadır.

O yaz Suat Hanım, eşine bir sürpriz yapmak ister kendi babasına mektup yazarak, yazlık tutmak için pa­ra ister. Babası, istediği parayı genç kadına yollar. Bu­nun üzerine Suat Hanım, Necip Beyle birlikte Boğaz­içi'nde kiralık yalı arar. Bulup taşır. Süreyya Bey, bu sürprizden çok memnun olmuştur. Aile yalıya taşınır. Birbirlerini çok seven karı kocanın, yine birlikte çok sevdikleri Necip de yalının devamlı misafirlerindendir. Genç adam sık sık Süreyya Beye ve Suat Hanıma ideal eş olduklarını'-samimiyetle- tekrarlamaktadır

Süreyya Bey, sandalla gezmeye, balık tutmaya kar­şı büyük bir istekle doludur. O, bunları yaparken gözü de arkada değildir. Akrabası ve en iyi dostu Necip, eşi­ni yalnız bırakmamaktadır. Süreyya denizde iken genç erkek ve genç kadın, piyanonun başına geçerek bol bol müzik yapmakta, sohbet etmektedirler. Bu beraberlik­leri, kendileri de farkında olmadan giderek uzar, çoğa­lır. Sonunda olan da olur: Suat Hanım henüz hiç bir şeyin farkında değildir ama, Necip genç kadını sevme­ye başlamıştır.

Aradan çok geçmeden, aslında dürüst ve mert olan iki tarafın da direnmelerine rağmen, aralarında sözsüz ve gizli bir sevişme başlar. Suat, kendisine yeterince ilgisiz bulduğu kocasına karşılık, Necip'in kişiliğinde hayalinin erkeğini; Necip de Suat'da hayalinin kadınını bulmuştur. Bununla birlikte karşılıklı eğilimlerini hiç bir zaman -değil hareket- söze bile geçirmemekte; bir­birlerinin onur ve haysiyetlerini lekesiz tutmakta başa­rılı olabilmektedirler. Ne var ki bütün bunlara rağmen, Necip'e tutkun bulunan Hacer, konuyu ele almış ve de­dikodu haline getirmiştir. Hacer'in çevreye yaymaya çalıştığı dedikoduları haber alan Suat duruma çok üzü­lür. Necip de yalıya gelişlerini seyreltir.

Necip, Hacer'in yanında bulunduğu bir sırada an­sızın hastalanır. Tifoya yakalanmıştır. Ateşler içinde yatarken bir seferinde Suat'ın adını sayıklar; sayıkla­ması sırasında yalıdan ayrılırken -ondan habersiz- alıp cebine soktuğu bir eldiven tekinden de söz etmiştir. Kıskançlık ateşi ile yanan Hacer, Necip'in söyledikleri­ni duyar, ayrıca genç adamın saklamakta olduğu eldi­veni de bulur.

Suat Necip'in hastalığını öğrenince üzülmüş, onu ziyarete gitmiştir. Bu sırada Hacer, Suat'a eldiven hikayesini açar ve onu alaylı bir şekilde kendisine göste­rir. Olanlardan son derece utanan ve sarsılan Suat'ın bir tesellisi vardır: Necip'in kendisini sevdiği kadar, kendisinin de Necip'i sevdiğini, bizzat kendi vicdanına itiraf ederek biraz ferahlar. Ama yine o hâlâ bilmekte­dir ki, genç adama karşı olan bu sevgisi hiç bir zaman kirletilmeyecektir.

Necip hastalığı atlatır ve bir şeyden haberi bulun­mayan Süreyya tarafından yine yalıya çağrılır. Mecbur kaldığı için gider. O yazı iki genç birbirlerine ve kendi kişiliklerine karşı bitip tükenmez iç savaşları ve çekiş­melerle geçirirler. Bu arada Necip bir keresinde her şeyi göze alıp Suat'a açılır; öbürü buna sadece yaşlı göz­lerle cevap verir. Yaz bitmiş Eylül ayı gelmiştir. Bu ay, onların solan ya da hiç açmayan, açmayacak olan mut­luluklarının tam bir benzeridir.Suat'ın, kışı da orada geçirme isteğini Süreyya ka­bul etmez. Bu, belki de bir sezintinin sonucudur. Kona­ğa inilir.Artık iki genç birbirlerini yazınki kadar sık göre­memektedirler. Hacer'in ve daha başka bazı yakınların manalı konuşmaları ve fısıltıları da tedirginliklerini ar­tırmaktadır.Çok mutsuz ve bunalımlı günlerin sürüp gittiği bir dönemde Necip'in de konakta bulunduğu bir gece bir­den yangın çıkar. Herkes can havliyle dışarı fırlar. Yal­nız Suat, belki de bilerek, odasından çıkmamıştır. Sü­reyya ve Necip, genç kadını kurtarmak için odasına ko­şarlar. Necip odaya dalar; tam Süreyya da girecekken, birden tavan alevler içinde genç kadınla genç erkeğin üstlerine çöker.

Ateş, onların zaten kirletilmemiş olan aşklarını, büsbütün arındırmıştır artık.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle