Felsefe

Fotoğraf

Çingeneler-Osman Cemal Kaygılı PDF Yazdır e-Posta
Roman - Roman Özetleri

İrfan biraz okuması yazması olan, biraz müzikten anlayan ve keman çalan bir gençtir. Dul annesiyle bir­likte Topkapı yakınlarındaki babadan kalma evinde oturmaktadır. Birgün, yakın bir arkadaşı ile surlar dı­şında barınmakta olan bir çingene topluluğunu ziyarete gider. Onların kendi dünyalarında kendi dilleri ve mü­zikleri ortamında, kendi gelenekleri içinde sürdürdük­leri yaşayışın etkisinde kalır, özellikle Nazlı adındaki orta yaşlı dul bir kadın İrfan'ı adeta büyülemiştir. Naz­lı garip, melânkolik bir çingene kadındır; soydaşları' onu biraz da kaçık olarak nitelemektedirler. İrfan, iki­de birde oraya gitmeyi âdet edinir. Arkadaşı kendisini bu ziyaretlerden vazgeçirmek için çalışır, fakat başara­maz. Ancak bu arada Nazlı, birden ortadan kayboluver-miştir. Topluluğun açıkgöz elemanlarından Etem, Nazlı'nın bilinmeyen bir yere kaçtığını söylemektedir.

Şimidi İrfan, sınırlarını kendisinin bile çizemediği garip bir tutkunun esiridir. İstanbul'da çingenelerin ba­rındığı uzak yakın ne kadar yer varsa hepsini teker te­ker dolaşıp Nazlı'yı arar. Bû arada başından türlü olay­lar geçer, çingeneler hakkındaki bilgisi de artar. Arka­daşı, bu arama işinden İrfan'ı caydırmaya çalıştığı için, onunla kavga eder, iki dost birbirinden ayrılırlar. Bu arada Nazlı'nm obasından Gülizar adlı «tirşe gözlü» bir genç kız da İrfanı sevmiştir; kendisine haber yollamak­tadır.

İrfan, nihayet aramalarının sonucunu alır. Nazlı'yı Erenköy'ün iç taraflarındaki bir çergede bulur, annesi­nin istememesine rağmen onu evlerine getirir. Bir iki hafta birlikte yaşarlar. Ama Nazlı, hem özgür, başıboş hayatını, hem de çocuklarını özlediği için, bir süre son­ra yeniden kayıplara karışır.

Gülizarla Etem, trfan'ı hem kendilerine bağlamak, hem de biraz para sızdırmak için peşini bırakmamakta­dırlar. Bu arada İrfan Çingene atmosferinin adeta tir­yakisi olmuştur. Reha Bey adında, yine çingenelerle ve onların müziği ile yakından ilgili yaşlı bir adamla dost olur. Onunla birlikte birçok saz ve köçek âlemlerine ka­rışır. Bu saz ve eğlence âlemlerinden birinde Reha Bey, kendisine Çakır Emine adlı yeni bir şarkıcı kız tanıtır. Çakır Emine, ötekilerine göre biraz daha eli dili düz­gün bir kızdır.

Bir yıldır içinde yaşadığı çingene hayatı İrfan'm zihninde bir fikir yaratmıştır: Gördüklerinden, duy­duklarından, yaşadıklarından yararlanarak «Çingene­ler» adlı bir opera meydana getirmek. Ne var ki hızlı bir hayat sürmekte olduktan başka, kendisini derleyip toplama gücüne de sahip bulunmamaktadır; bu yüzden, bu fikir sadece bir tasavvur olarak kalır.

Genç adam, annesinin sızıldanmalarına aldırış et­meden çingeneler ve müzik toplantıları ortasında yaşa­yıp giderken, birgün Reha Beyle ve onun çevresindeki aşağılık adamlarla bozuşur. Bunun sonucu olarak, git­tikçe bağlanmakta olduğu Çakır Emine'ye olan bağlan­tıları da tehlikeye girer.

Bir seferinde, Beyoğlu'nda bir gazinoda otururken, gözünün ısırdığı fakat iyice tanıyamadığı bir genç ken­disini tehdit eder. Bu genç kalemlerden birinde küçük bir memurdur; yarı okumuş, yarı külhanbeyi bir kaba­dayıdır. Hovardalığı ile ün yapmıştır ve Emine ile değilgilidir. Bu yüzden, kendine rakip gördüğü İrfana -Bi­raz da Reha Bey ve arkadaşlarının kışkırtmasıyla- kin beslemektedir İrfan, Suphi adındaki bu adamla başa çı­kamayacağını anlar, aşağıdan alır. İşler böyle giderken birgün Çakır Emine, yüzü gö­zü dayaktan morarmış, İrfan'ın evine gelir. Bunları Suphi'nin ve arkadaşlarının yaptığını söyleyerek, ondan yardım ister. Bu sırada İrfan'ın tarafında olan Etem'in de telkini ile genç adam Çakır Emine'yi,-evlenmek yolu ile- Suphi'nin elinden kurtarmaya karar verir. Ne var ki bu evlenme işi için, alttan alıp, Suphi'yi razı etmek gerekmektedir. İrfan, bizzat ona sığınarak ve rica ede­rek, konuyu çözümlemeye en kestirme yolu bulur. Gidip Suphi'yi bulacak, ondan izin alacak, onunla dost ola­cak, sonunda Emine'yle evlenecektir.

Genç adam, bu niyetle Suphi'yi ararken, birgün birden bir meyhanede onunla karşılaşır. Daha kendisi dostça ağıza başlamadan Suphi ve arkadaşları ona ha­karete ve tecavüze girişirler. İrfan, kaçmak için dışarı fırlar, fakat ardından yetişen Suphi'nin bıçağını çekti­ğini ve neredeyse öldürüleceğini anlayınca, can havliyle yanındaki sandalyayı kapıp onun başına indirir. Şimdi düşmanı ölmüş, kendisi de hapse girmiştir.

Uzun yıllar sonra hapisten çıkan İrfan, artık her-şeyini yitirmiştir. Annesi de, Reha Bey de, dostları da düşmanları da dünyada yoktur. Eski amlara takılarak gittiği obalardaki genç çingeneler ne kendisini ne de sorduklarını tanımaktadırlar.Hayatın* keman çalıp dilenerek sürükleyen İrfan, birgün Sultanahmet kahvelerinden birinde, vaktiyle kavga ettiği, dostunu görür. Ertesi gün bütün anılarını içinde bulundurduğu defterini ona teslim edip kayıplara karışır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle