Felsefe

Fotoğraf

Fahim Bey ve Biz-Abdülhak Şinasi Hisar PDF Yazdır e-Posta
Roman - Roman Özetleri

Fâhim Bey, romantikliğin de üstünde ve ötesinde bir hayal ve iyi duygular adamıdır. İçinde yaşanılan, pek çok çirkin, hattâ iğrenç yönleri bulunan günlük hayat şartlarından, kendisi bütünü ile, silinmiş arın­mış bir karakterdedir. Kendisinin özlediği, istediği, da­ha doğrusu inandığı dünya bu olduğu için, uzun zaman gerçeklerin üzücü oluşlarını görmezlikten, duymazlık­tan, bilmezlikten gelmeye çalışır. Ne var ki bu inanç ve bu savaş tek yönlüdür. İster istemez Fâhim Beyi yenil­giye uğratacaktır.

Fâhim Bey Bursa'nın «eşraftan» bir ailesinin çocu­ğudur. İlk yabancı dünya olarak -öğrenimini yapmak için- İstanbul'a gelmiş, bir yandan okumuş, bir yandan arkadaş ve çevre edinmiş; ancak edindiği arkadaşları en samimî olanı bile, onun dünyasına uyamamışlar, gi­rememişlerdir. Bu arkadaşlar, kendisinin yerde yürü­yen değli, belki bulutlarda dolaşan bir insan olmasıyla -hafif tertip- eğlenmişlerdir bile. Bununla birlikte, ister istemez ona saygı duymuş oldukları da bir gerçektir.

Hayata atılır atılmaz evlenen Fâhim Bey, Saffet Hanım adında bir kız almıştır. Ne var ki Saffet Hanım­la Fâhim Bey arasında zevk, duygu, düşünce bakımın­dan dağlar kadar fark vardır. Saffet Hanım, kültürsüz, duygusuz, sıradan bir kadındır. Ama Fâhim Bey, karı­sının bu noksanlıklarının bile farkında değildir. O, Saf­fet Hanımın noksanlarını kendi hayal dünyasında, far­kında olmaksızın, çoktan tamamlamıştır- Bu yüzden Fâhim Bey, evine, yuvasına çok bağlıdır. Evlilik haya­tını tam bir dürüstlük ve düzenle yürütmektedir.

Fâhim Bey, çalışma hayatındaki önemli olayları, akşamları eve döndüğünde -akranmış ve anlarmış gibi-tarısına uzun uzun anlatır, bunların kritiğini yapar. Fa­kat kadıncağız, öte yandan durmadan sigara ve kahve içmekte, uzun üzün esnemektedir. Ama beriki bunun farkında bile olmaz. Karı kocanın tek ortak yönleri saat merakıdır. Evlerinde boy boy, çok çeşit çeşit saatlrr bulunmaktadır. Saffet Hanımın, kocasma karşı küs ya da barış olduğu, bu bir sürü saatin düzenli olarak kurulmasından veya kurulmamasmdan anlaşılır.

Etikete çok önem veren Fâhim Beyin bir elbise hi­kâyesi vardır ki, arkadaşları arasında devamlı konuşu­lur: Bir ara Londra'da elçilik kâtibi bulunduğu sırada Fâhim Bey, oranın en ünlü bir terzisine, bir elçilik kâ­tibinin giyinişinin nasıl olması hususunda fikri sorar. Terzi, ona «Şu şu için, bu bu için, o o için...» diyerek kat kat, çeşit çeşit, boy boy, renk renk elbiseler yapar. Bütün bunlar kocaman bir sandık içinde birgün evine gelir. Tabii bu arada Fâhim Beyin birkaç yıllık maaş tutarını geçen bir de fatura gelmiştir. Zavallı adam, bu oldu bittinin altında ezilir, ses çıkaramaz. İki türlü so­nuç ortaya çıkar: 1. Fâhim Bey, ömrünü bu elbiselerin taksitini ödemekle geçirir. 2. Bir daha on on beş yıl başka elbise yaptıramaz. Yerine, havasına, mevsimine uysun uymasın -tüketmek için- bu elbiseleri yıllar yılı giymek zorunda kalır.

Fâhim Bey, 1908 meşrutiyetinden sonra memurluk­tan ayrılır. Niyeti Bursa'ya çekilip pamuk tarımı yap­maktır. Bu geniş bir iş olacaktır. Bursa'nm tanınmış ailelerinden birine mensup bulunduğu için, başlangıçta bazı sermaye sahipleri, kendisiyle ortak olup işe para yatırmaya niyetlenirler. Ama aradan çok kısa bir za­man geçince, onun hayalden ayrılıp gerçeğe hiç bir zaman yönelemeyeceğini sezinleyen bu adamlar derhal ondan uzaklaşırlar; böylece pamuk işi de kalır.

Bundan sonra Fâhim Bey yeniden bazı küçük me­murluklara girer. Türlü sebeplerden bunları tekrar bı­rakır. Nihayet bir iş hanında bir yazıhane tutarak -kim­senin, hattâ kendisinin de ne olduğunu bilmediği- yeni bir iş hayatına atılır. Bir süre sonra bu yazıhanesi de kapanmıştır. Onun boşalttığı odaya giren, dosya ve ev­rakını inceleyen bazı «küçük adamlar», çok muntazam olan bu dosya ve defterlerin baştan başa hayalî birta­kım hesap ve alışveriş yazışmaları ile dolu bulunduğu­nu görürler; birbirlerine tuhaf tuhaf, acıyarak bakar­lar.

Şimdi artık tanıdıklar arasında onun hakkında bazı söylentiler dolaşmaktadır. Fâhim Bey, zararsız tipten bir delidir. Gerçeğin böyle olmadığını kimse bilmez, bi­lememektedir ama; gün gibi açık bulunan bir nokta varsa o da, bu çok kibar, bu çok temiz, bu çok iyi yürek­li adamın; birgün ergeç, hayallediği dünyanın var olaca­ğına inanışıdır. Bunun için elinde yeterli deliller de vardır: Renkli rüyalar görmekte ve rüya tabircileri bun­ları çok iyiye yormaktadırlar.

Fâhim Bey, böyle böyle, bambaşka bir evrende ya« saya yasaya nihayet ihtiyarlamıştır. Şimdi artık ölüm korkusu, dünyadan ayrılmak tasası kendisini üzmekte­dir. Kesin olarak bir şeye inanmıştır:

Zaman çarkında garip bir değişme ya da dengesiz­lik olmuş; aylar, haftalar, günler kısalmaya, eskisine göre daha çabuk geçmeye başlamıştır. Pâhim Bey ken­dini bildi bileli içinde yüzdüğü hayal dünyasına bir de bu inanç, görüşü kattıktan sonra, birgün sessiz sedasız ölür. 

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle