«Büyük Balıklar» Türk romanında yeni, değişik ve kendine özgü havası, kanavası bulunan bir eserdir. Yazar, bu eseri için: «Maksadım büyük şehrin -İstanbul'un- durmadan birbirini izleyen günlerinden bir gününü anlatmaktadır. Yapmak istediğim ise her romanda kahraman olarak öne sürülen «insan»ın yerine bir «kent» koymaktır. Romandaki insanlar, bu kenti canlandırmak, dillendirmek için birer motif birer süsleyicidirler.» demektedir ki işte bu kısa ifade «Büyük Balıklar»ın yeterli bir özeti sayılabilmektedir. Romanda kahramanlar bir, üç, beş, beş yüz, yedi yüz... kişi değildir. Belki hepsinin adları sayılmıştır ama romanın kahramanları kenti kapsayan milyonlardır. Bu milyonluk nüfus, şehri; bir nefeste kavraması elbette mümkün olmayan, bir nefeste gözle görülmeyen, bir nefeste kulakla duyulmayan, ama engin ve sonsuz kımıldanışı hep var olan yönüyle temsil etmekte ve karşımıza koymaktadır. Büyük şehri taş, beton, demir, et ve ruh yapısı ile; o yapının değişmez harcı olan türlü tipleri ve olayları ile önümüze seren romancı, «gündelik karşılaşmaların tesadüfleri içinde kişilerin birbirine zincirlenmelerini» başarılı bir gözlem gücü ile ve durmadan değişen ayrıntılar halinde okuyucularına sunmaktadır.
|