|
Toros'lardan Akdeniz'e doğru uzanan Dikenli Düzlükte beş köy yayılmış bulunmaktadır. Bu beş köyün beşinin de sahibi Abdi Ağa'dır. Dikenli Düzlük'te kanun da devlet de odur. Köylerde onun emri isteği dışında kuş, sinek bile uçamaz ve Abdi Ağa, hemen bütün benzerleri gibi, zâlimdir, insafsızdır, egoisttir. İnce Memed, Dikenli Düz köylerinin en büyüğü olan Degirmenoluk'ta, dul annesiyle birlikte yaşayan yoksul bir çocuktur. Sahipsiz oldukları için Abdi Ağa onlara karşı daha da katıdır- Çocuk, daha o yaşlarda bu adamın kahrından bezmiştir. Birgün bir yolunu bulup çevredeki Kesme köyüne kaçarak ordaki Koca Süleyman'a sığınır ama; az bir zaman sonra Abdi Ağa, yerini haber alıp tekrar Değirmenoluk'a getirir. Çocuğa ve annesine karşı zulmünü artırır. Böylece yıllar geçer. İnce Memed, artık yetişmiş, delikanlı olmuştur; komşularından Hatçe'ye sevdalıdır. Birgün, bir arkadaşı ile birlikte -hem de Abdi Ağa dan izin almaksızın- kasabaya gider. Oradaki değişik hayat İnce Memed'i şaşırtır. Hele ki buradaki halkr Abdi Ağa'nın ve benzerlerinin kulu kölesi de değildirler. Kaldıkları bir handa Maraşlı Hasan Onbaşı ile tanışırlar. Hasan Onbaşı, onlara dünyanın sandıkları kadar dar ve sıkıntılı olmadığını anlatır. Memed derhal karar vermiştir. Hatice'yi kaçıracak, Çukurova'nın ağasız bir yerinde, kimseye kul olmadan, kendi kişiliği içinde yaşayacaktır. Dediğini de yapar. Ancak Abdi Ağa, yol izleyicisi Topal Ali'yi önüne katarak onların ardına düşer. Ormanda çatışırlar. İnce Memed, Abdi Ağa'yı da, yeğenini de vurup yaralar. Yeğen ölür; fakat Abdi Ağa iyileşir. Bu arada Hatçe'yi de ele geçirmiştir. Memed'i elden kaçırmış olan ağa (hiç olmazsa şimdilik, öcünü Hatçe'den alacaktır. Yeğenini öldüren kurşunu Hatçe nin attığını ileri sürerek onu tutuklatır. Hatçe, kasabaya yollanıp hapse atılır- Orada, oğlu kan dâvasından öldürülmüş Iraz adlı yaşlı bir kadınla ahbab olur. Ona Memed'ini anlatır. İki derd yoldaşı, Memed'i anarak avunmaya günlerini doldurmaya çalışırlar. Memed, artık elini kana bulamış, kanun kaçkını olmuştur. Koca Süleyman'ın salığı ile, dağlarda dolaşan Deli Durdu'nun çetesine katılır. Deli Durdu, yalnız deli değil, gerçekten kana susamış bir şakidir. Genç adamın ruh yapısı hiç bir zaman onun vahşiliğine, duygusuzluğuna ulaşacak ölçüde değildir. Deli Durdu'nun, kendilerini sofrasında ağırlayan Kerimoğlu adlı bir aşiret beyini, daha yediği lokma kursağında iken, soyup soğana çevirmesi İnce Memed'i ondan büsbütün tiksindirir. Bu yüzden delikanlı Cebbar ve Recep Çavuş adlı iki arkadaşıyla birlikte ondan ayrılır. Bu sırada Memed, Hatçe'nin hapse atıldığını, annesinin dövüle dövüle öldürüldüğünü öğrenmiş, çılgına dönmüştür, öc almak için köye, Abdi Ağa'nın evine bir baskın düzenler. Abdi Ağa, yine bir yolunu bulup kaçar; ama kaçamamış iki oğlu şimdi ellerindedir. Cebbar'la Recep Çavuş -öc olsun diye- bu çocukları öldürmek isterlerse de İnce Memed buna kesinlikle engel olur. üç arkadaşı Abdi Ağa'nın peşine düşerler. Artık kendisi de Abdi'ye düşman olan ve İnce Memed'in mertliğine hayran kalan İzci Topal Ali, şimdi onların hizmetindedir. Abdi Ağa'yı bu sefer Aktozlu köyünde yine basarlar; fakat herif yine kaçıp kurtulur. Recep Çavuş, bir çarpışmada vurulmuş, İnce Memed, Cebbar'la yalnız kalmıştır. Memed, gece gündüz, Hatçe'yi düşünmektedir. Onun, yargılanmak üzere, başka bir kasabaya götürüleceğini haber alınca, hemen pusuya yatar. Hatçe'yi ve Iraz'ı jandarmaların elinden kurtarır. Ali Dağının doruğunda bir mağaraya kapatır. Hatçe ondan gebe kalmıştır; zaman zaman düze inen İnce Memed, mağarayı bir çeşit dayayıp döşemiş, ev haline getirmiştir. Bir sefer yine düze indiğinde, dönerken ardından çalı sürüklemeyi unutmuş mudur nedir? Jandarmalar onun kokusunu almışlardır. Hele bu jandarmalardan bir Asım Çavuş vardır ki, İnce Memed'i ne yapıp ne edip yakalamayı kendisi için bir onur meselesi yapmıştır. Bu Asım Çavuş gözü pek olduğu kadar da yiğit ve erkek bir adamdır. İnce Memed, onu bir kaç kere kıstırmış; fakat bir türlü kıyıp öldürememiştir. Asım Çavuş, müfrezesiyle birlikte, nihayet Memed'i mağarada kıstırır. Memed, vuruşmaya başlar. Tam bu sırada da Hatçe doğum sancılan içinde kıvranmaktadır. Binbir güçlükle doğurur; ama İnce Memed'in de atacak tek kurşunu kalmamıştır. Teslim bayrağım çeker. Onu almaya gelen Asım Çavuş, yeni doğuran kadını, yeni doğmuş çocuğu, ortalığın kanlı ve hüzünlü halini görür. Hele Iraz'ın çocuğu göstererek: «Onu sen değil, bu yıktı.» deyişi karşısında bütününden kendini yitirir; artık Memed'i teslim almaya gönül elvermez. Belinden fişekliğini çıkarıp önüne fırlatır: «Al, sen beni arkamdan vur...» diyerek dönüp gider. Bir zaman daha geçer. İnce Memed'in Hatçe'den doğma çocuğu büyümektedir. Bir seferinde de Yüzbaşı Faruk'la çatışırlar. Bu çatışmada Hatçe, yediği bir kurşunla ölür. Ortada kalan çocuğu Iraz yanma alıp bilinmeyen bir yere gider. Artık İnce Memed, yeniden yalnız basmadır. İçine düştüğü alın yazısının seline kapılmış akıp gitmekte, dağlarda esip savurulmaktadır. Bir süre sonra genel af çıkar. İnce Memed, bundan yararlanıp artık düzenli bir hayata dönmenin özlemi içindedir. Onun zaman zaman çok iyiliğini görmüş olan Vayvay köyü halkı, kendisine arazi ayırırlar, bir de güzel Arap atı hediye edeceklerdir. İnce Memed, artık dağdan inerek, çiftlikle çubukla uğraşacaktır. Bu arada en telâşlı olan Abdi Ağa'dır. Onun düze ineceğini öğrenince köyünden kaçmış, gitmiş kasabada, hem de jandarma kumandanlığının yanıbaşmda bir ev tutmuştur. İnce Memed, dağdan köye iner. Ancak almyazısı, bu sefer de Hürü Ana olup karşısına çıkar: Onun köye girdiğini gören ve Abdi Ağa'dan pek çok çekinmişlerden biri olan Hürü Ana, yolda yakasına yapışıp kendini durdurur; kendisi teslim olduktan sonra Abdi Ağa'nm yine başlarına belâ olacağım ve daha başka bir sürü acılarını bir bir saydıktan sonra; «Avrat yürekli İnce Memed, şimdi de teslim olmaya mı gidiyorsun?» yollu sözlerle ona hakaret eder. Bunun üzerine bütün dertleri yeniden depreşen, bütün varlığı yeniden bulanan İnce Memed –köylülerin rica minnetini dinlemeyerek- atının yönünü kasabaya, doğru çevirir. Geceyarısı Abdi Ağa'nm evini bulup kapıyı hançeri ile açar. Uyumakta olan adamı: «Ağa,. Ağa; ben geldim Ağa!.» diye uyandırır. Onun korkudan donakalmış gözleri önünde, kendini bildi bileli birikmiş bütün hınçlarının gözüdönmüşlüğü ile elindeki tüfeğinin kurşunlarını göğsüne boşaltır. Sonra yeniden köye varır; Hürü Ana'dan helallik dileyip -Alidağı tarafına doğru- atını sürerek gözden kaybolur. Bir daha da uzun bir süre, kimse onun yolunu izini bilmez. Tâ ki, ikinci bir kasırga hâlinde kendiliğinden ortaya çıkana kadar....
|