|
«Konak» romanı Kilit, Anahtar, Kapı üçlüsünün bir çeşit devamı olan dördüncü bir romandır. Ancak,, daha önceki üçün devamı olan bu eser, bir tamamlama, değil, kendisinden sonra devam edeceklerin bir konaklaması, bir menzili niteliğindedir. Nitekim Necati Se-petçioğlu bu konaklamadan sonra Çatı, üçler-Yediler-Kırklar ile yoluna devam etmiştir ve öyle anlaşılmaktadır ki yol son merhalesine kadar varacaktır. Bu sebeple Konak»ı başlı başına müstakil bir roman gibi özetlemek hatalı olur. En iyisi ona, kendisinden öncekilerden başlayarak kışa bir göz atmak yerinde ve yeterli olacaktır! Kilit'te dünyaya yeni ve ülkücü bir uygarlığın ışıklarını serpmeye çalışan ve bunun sorumlu sancıları. içinde kıvranan bir milletin, bir bütün halindeki kalb atışları dile getirilmiştir. Ne var ki bu kalb atışları bir hekim, bir fizyolojist gözüyle değil; bilim, zekâ, sevgi ve inancın karması olan ortak bir ruh tahlili ile yapılmıştır. Başlangıçta küçük bir Türkmen aşireti halinde bulunan Selçukluların yüreklerinde engin bir özlem yatmaktadır: Büyüme, yurt tutunma ve devlet kurma özlemi. Bu özlem, kısa zamanda ülküye, ülkü de yine kısa zamanda çabaya dönüşecektir. Kilit, bütün bu gelişimleri işler. Anahtar'da, bu gelişmeler sürüp "giderken nifakın zehirli elemleri, şan ve şerefin engin parıltıları arasında, yer yer hafif gölgeler gibi kendisini hissettirir. Kapı'ya gelince: Önceleri gizli gizli beliren, bir süre sonra su yüzüne çıkan Türk - Batı kavgası genel boyutları ve özel ayrıntıları ile gözler önüne serilmektedir. Artık alan Anadolu'dur. O dönem Anadolusu'nun üç belirgin sancısı etüd edilmektedir: 1. Anadolu'daki "Türkleşme-Müslümanlaşmanm keskin bir yoğunluk kazanması, 2. Bu yoğunluk kazanmaya karşı bağnaz hıris-tiyan batının maddî manevî saldırıları, 3. Anadolu'daki oluşma ye gelişmenin zorunlu kıldığı sosyal ve kültürel «çalkantılar. Artık Büyük Selçuklu Devleti yıkılmış, yerini Anadolu Selçuklu Devleti almaya başlamıştır. Bu devletin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman, ilk büyük hakanı, onun oğlu Kılıç Arslan'dır. Hakan'ın Ersagun Bey, Çaka Bey gibi ülkücü yardımcıları vardır. Kılıç Arslan biraz bencil olduğu halde, yardımcıları bunu hoş karşılayıp ülkü yolunda yürürler. Ruhunda hâlâ samanlığın izlenimleri yaşayan hükümdara, Türklük bilincinin yanında müslümanlık bilincini de aşılayarak, hıristiyan «dünyasına ve çabasına karşı Anadolu'yu bir bayrak ve bir inanış altında birleştirmeye gayret ederler. Hakan'ın ve onun yardımcılarının da yardımcıları olan bir sınıf daha bulunmaktadır: ülkücü dervişler. Küpeli dervişler, Yesevî Kurt Baba dervişleri, yeni yeni oluşan Anî teşkilatı Anadolu'nun manevi kuruculuğunu üstlerine almışlardır. Kapı'da gerçekten barbar karakterli Haçlı ordularıyla, gerçekten kâmil ve insan müslüman Türklerin ölüm-kalım savaşları, çok kuvvetle işlenmiştir. Evet Kılıç Arslan ölmüştür ama, Anadolu'da Türk -Müslüman varlığı ve birliği de artık kökleşmiştir. «Konak» bütün bu olup bitenlerin sonunda, tarihin en büyük ve en ihtişamlı imparatorluklarından birinin Osmanlı Devleti'nin inşasının başlayışını dile getirir. Anadolu'da büyük Türk tarihinin en şevketli, en uzun ömürlü devletini kuran, bir iki yüzyıl içinde bu topraklara Türklüğün ebedî damgasını vuracak olan Kayıhanlılarm ve akıncı ruhlu Osman Gazi'nin -bir efsaneden daha güzel, daha şiirli fakat tümüyle gerçeklere dayalı- destanı hikâye edilir bu romanda. Osman Gazi bu destanın bir mihrak noktasıdır. Çevresinde Kara Murseller, Saru Batular, Samsa Çavuşlar, Akça Kocalar, Gündüz Beyler, Konur Alplar, Turgut Alplar... gibi som ülkücü ve som güçlü yiğitler vardır. Bunlar son büyük Türk Devleti'nin karmasını karıp, harcım koyup, temelini atarlarken; öte yandan o harca ve o temele mübarek bir ruh üfleyen din-ilim-tarikat zümresi de bulunmaktadır. Yesevî tarikatının son şeyhi tarafından yetiştirilip -görevle Anadolu'ya salınan-Şeyh Edebâli, Sarı Saltuk, Barak Baba, Taptuk Emre, Yunus Emre, Geyikli Baba, Kaygusuz Abdal, Abdal Musa, Karaca Ahmet... bu zümrenin başlıca temsilcileridir Ve «Konak»ı -devamı halinde- yazarın öteki güzel romanları izleyecektir.
|