|
«Meydan Dayağı», belli ve yalın bir olayın tekdüze bir konu halinde hikâye edilişi biçiminde bir eser değildir. Yazar bu romanında Kurtuluş Savaşı'nda Ege'deki bir cephe gerisini; ona çeşitli yönlerinden ışıklar tutarak, anlatmayı ön görmüştür. Bu bakımdan eser, zaman zaman dağınıklıklar ve keskin bir röportaj havasına da bürünmektedir- Genel olarak «Denizli Vak'ası» diye bilinen tarih olayını, Demirci Mehmet Efe'yi ve onun ortamını dile getiren roman, yoğun sayılacak ölçüde belgelere dayatılmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç günlerinde cephelerden uzak zeybeklerin dağdan inişleri, erkekleri savaşa katılmış köylü kadınların madde ve mânâ alanındaki davranışları, düşman istilâsı karşısındaki savunma, kaçma ve kararsızlık halleri eserin akışı içinde son derece güçlü bir anlatım, tabii, tatlı ve yerel bir dille gözler önüne serilmiştir. Yunanlılar içerilere doğru ilerlerken, yerli Rumların ihanetini tespit eden Demirci Mehmet Efe, bunların erkeklerini başka bir tarafa götürmesi- için Sökeli Ali Efe'yi görevlendirir. Çünkü henüz toparlanamamış derme çatma ilk Türk birlikleri yer yer yenilgiye uğramış, bu durum müslümanlarla hıristiyanlar arasında değişik ruh halleri ve tutumlar yaratmıştır. Denizli müftüsünün öncülüğünde gençler yeniden orduya yazılırlar. Bunlar arasında askere giden Etem'in sözlüsü ile, şehit karısı olan anası Dudu Gelin cephe gerisinin tüm acısını ve trajedisini paylaşmaktadırlar. Halkın ve özellikle köylünün orduya silâh, cephane hazırlama çabasıyla dolu bulundukları günlerde, bazı zeybeklerin taşkın tutum ve davranışları ahaliyi tedirgin etmekte, hatta onlara karşı isyana yöneltmektedir. Şehirde üzücü bir olay meydana geleceği Demirci Mehmet Eife'ye bildirilmiş, az sonra da bu olay gerçekleşmiştir. Galeyana gelen halk zeybeklerden bir çoğunu öldürmüşlerdir, öc almak üzere şehre gelen Mehmet Efe, işe karışır ve birçok kişiyi idam ettirir. Denizli ve genel olarak Anadolu folklorunu temiz ve şiirli bir anlatımla yer yer olayların arasına serpiştiren yazar, Kurtuluş Savaşı döneminin belli ve değişik bir yönünü inceler ve işlerken, destansı Türk romanına da böylece yeni bir katkıda bulunmuş olmaktadır.
|