Felsefe

Fotoğraf

Neo-Empresyonizm ( Yeni İzlenimcilik ) PDF Yazdır e-Posta
Sanat - Sanat Akımları

 

Tam karşılığı "Yeni Empresyonizm" olan bu akım, Empresyonizmin bir devamı ve bir kolu olarak kabul edilmelidir. Şu, farkla ki, güneş ışığını inceden inceye serbestçe bir teknik ve duygunun rol aldığı bir coşkunlukla canlandıran Empresyonistlerin bu tutumuna karşılık, Neo-Empresyonizm daha rasyo­nel, daha bilimsel motorlarla uygulamış, renkleri, şaşmaz bir kesinliğe vurarak, yan yana gelmiş küçük kareler -dikdörtgenler- halinde tuval üstüne sırala­mıştı.

Empresyonistlerden söz ederken, belirtmiş ol­duğumuz gibi, bu akımın ana prensibi, paletten ko­yu renkleri kaldırarak yerine yalnız prizma'nın, gü­neş ışığının altı rengini koymak, ışık-gölge oyunları­nı sarı, turuncu, kırmızı gibi sıcak, yeşil, mavi, mor gibi soğuk renklerle ifade etmekti. Bundan başka, Empresyonistler renk karışımlarına dikkat ediyor, fazla rengi birbirine karıştırmıyorlardı.

Ama bu kaygı, Empresyonistlerde, bir dogma­tizm, kesin bir kanun şeklinde kendini gösteremiyor­du. Neo-Empresyonizm renk konusunu doğrudan doğruya sistemli ve bilimsel bir kalıba soktu ve tab­lolarının renk ahengini zerrece şaşmaz bir temele da­yadı. 

Yan yana konulmuş iki rengin, karışımlarından doğacak renk etkisini verebileceğine işaret ettik. Ör­neğin, ince şeritler, yada nokta ve kareler biçimin­de yan yana getirilmiş mavi ve kırmızı, mor, mavi ve sarı yeşil etkisi uyandırır. Gözün, bu etkiyi kuvvet­le duyması için renklerin sürüldüğü alana az uzak­tan bakması gerekir. Yakından bağımsızca yan yana getirilmiş görünen renkler az uzaktan bakılınca, "Göz yoluyla karışım" diyebileceğimiz olay sonucunda tek renk olarak kendini gösterir. Üstelik, bu tek renk, kuvvetlice bir titreşim sayesinde zenginleşir. Örne­ğin, yeşili meydana getiren sarı ve mavi, şerit yada nokta halinde kendi bünyelerinden bir şey kaybetmediklerinden, olanca canlılıkları ile belirir, ama hemen yanlarında bulunan öteki rengin etkisinden kurtulamadıklarından, bu yakınlığın doğurduğu tit­reşim prensibine boyun eğerler.

Neo-Empresyonizmin büyük buluşu bu idi: Renk­leri, nokta yada kare olarak birbirine karıştırmadan tuvale koymak, bu suretle Empresyonizmin resim sa­natına kazandırdığı parlaklığı, şeffaflığı bir kat da­ha arttırmak.

Neo-Empresyonist akımının şefi olan Georges Seurat, 1884 yılında yeni bir kalıba dökülmüş Em­presyonizmin ilk denemelerini göstermeye başladı. Ressamın "Banyo" adlı ilk büyük kompozisyonu 1884 "Müstakil Sanatçılar Sergisi"nde sergilendi ve hemen çok geniş yankıların uyanmasına yol açtı. Seurat bu büyük tablosunda, bir yaz günü Seine Nehri kıyılarında yıkanan genç erkekleri gösteriyordu. Seurat bu eserinde, yeni metodu tam bir kesinlikle uygulama­makla beraber, kullandığı teknik, Empresyonistlerin tekniğinden çok başka idi. Bir kere Seurat, Empres­yonistlerin ihmal ettikleri desen kesinliğini yeniden ele alıyor, bu bakımdan geleneklere uyarak, kompo­zisyonunu geometrik kalıplara döküyordu. Renkler birbirlerinden bağımsız "tuş" 1ar, vuruşlarla karışmıyor, yan yana geliyor, "göz yoluyla karışım" -melange optique- prensibine uygun olarak uzaktan ba­kıldıklarında birbirine aşıladıkları etki sonucunda başka başka ton ve kıymet alıyorlardı.

Neo-Empresyonizm'in başka bir adı da "pointillisme", yani "noktalama" idi. İlkin Georges Seurat, onun peşinden Paul Signac, Henri-Edmond Cross, Charles Agrand, Albert Dubois-Pillet "noktalama" tekniğini şaşmaz bir prensip olarak uygulamaya baş­ladılar. Renkler, tüpten çıktıkları gibi, başka renkle karıştırılmadan, genel olarak küçücük dikdörtgenler halinde ve çok sık, birbirine çok yakın olarak tuva­le sürülüyordu. Resimler, yakından bakıldıklarında, dama taşıyla benzerlik gösteriyorlardı. Binlerce kü­çücük karelerle örtülü dama taşları. Bu teknik, ta­bii, bütün tuval alanının tamamıyla örtülmesine engel oluyordu. Renk karelerinin birbiri üstüne binmeme­si, egemenliklerini muhafaza etmeleri gerekiyordu. Bu yüzden, küçük renk karelerini ayıran boşluklar­da resim tuvali, "muşambası" seçilebiliyor, renk ka­relerinin arasındaki bu boşluk Neo-Empresyonist tab­lolara daha büyük bir berraklık aşılıyordu.

Georges Seurat birkaç büyük kompozisyon yap­tıktan sonra genç yaşında öldü. Bugün İngiltere, Amerika ve Fransa müzelerinde bulunan eserleri ara­sında en ünlüleri "Banyo", "Grande Jatte adasında bir yas sabahı", "Sirk", "Kafe-Şantan" gibi noktalama tekniği ile meydana getirilmiş büyük çapta eserler­dir.

Neo-Empresyonist ressamlar

 Georges Seurat (1859-1891) —Paul Signac (1863 -1935) — Henri Edmond Cross (1856-1910) —Charles Agrand (1854-1926) — Albert Dubois-Pillet (1845-1890) — Theo Van Rysselberge (1862-1923) — Maximilien Luce (1858-1941) — Lucie Cousturier (1870-1925).

 

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle