|
Eskiçağ Yunan-Roma uygarlığından esinlenen ve XVIII. yy. ortalarına doğru ortaya çıkarak yaklaşık 1830'a kadar süren sanat hareketi ROKOKONUN GÖZDEN DÜŞMESİ Herculanum'da 1727'de girişilmiş ve ilk sonuçları Pompei'nin ortaya çıkarıldığı 1748'de yayımlanmış olan arkeleoji kazılarının, genellikle yeni klasikçiliğin yaygınlaşmasına yol açan düşünce hareketinin kaynağında yer aldığı kabul edilir. 1751'de İngiliz arkeologları James Stuart ve Nicholas Revett tarafından Atina harabelerinin rölövesinin çıkarılması, 1752'de Caylus kontunun Recueil d'antiquitâs egyptiennes, etrusques, grecques, romaines et ga uloises (İlkçağ 'dan Kalma, Mısır,Etrüsk, Yunan, Roma ve Galya yapıtları derlemesi) yayımlaması ve sanat kuramcısı Joachim Winckelmann'ın (Geschichte der Kunst des Alterthums [Eskiçağ Sanatı Tarihi], 1764) çalışmaları, rokoko süsleme sisteminin yapay özelliğini gözler önüne sermede büyük rol oynadı. Yeni klasikçilik tepkisi önce Roma'da başladı, ardından İtalya, Flandre'lar ve Almanya gibi barok ve rokokodan büyük ölçüde etkilenmiş olan ülkelerde ani bir değişikliğe yol açtı. Buna karşılık İngiltere ve Fransa'da, klasik görüşten ayrılma bu kadar köktenci bir gelişmeden uzak olduğu için söz konusu tepki, beğeni anlayışının gerçek anlamda altüst olmasına yol açmadı. MİMARLIK 1754'ten başlayarak Mansart'ın görüşüne bağlı kalan ve Eskiçağ'a saygı duyan Jacques Ange Gabriel, klasik mimariyi, Paris'te günümüzde Concorde alanı olarak bilinen yeni Louis-XV alanının her iki yanında gerçekleştirdiği yapılara yakışır biçimde uyguladı. İki yıl sonra, Facques Germain Souiflot (1713-1780) eski Sainte-Genevieve Kilisesi'nin bulunduğu yerde Pantheon'un dev boyutlu yapı çalışmalarına girişti ve burada, Bramante'nin, Roma'daki San Pietro' nun kubbesini, Constantinus bazilikasının tonozlarına oturtmak için benimsediği ilkeden yararlandı. Öte yandan, İngiliz mimarlarının pek çoğu ülkelerinde 1720-1770 yılları arasında yaygınlaşan büyük palladioculuk akımına son derece bağlı kaldılar. İngiltere'de yeni klasikçiliğin tartışılmaz ustaları Adam kardeşler oldu. Bu dört kardeş, alçı ve yalancı mermeri bol miktarda kullanarak birçok yapıda Pompei dekorunu oluşturdular; söz konusu yapıların en ilgi çekenlerinden biri olan Derbyideki Kedleston Hail, yeni klasikçi anlayışta en yetkin biçimine Robert Adam tarafından ulaştırılmıştır. Sömürge dönemi olarak adlandırılan dönemde yeni klasikçi anlayıştaki İngiliz mimarisi. A.B.D'nde yalnız bir tekelden yararlandı (Mount Vernon'da Washington'un konutu, 1787; Monticello'da Jefferson'un konutu, 1770-1809); ama Bağımsızlık savaşından ve A.B.D'ne Joseph Mangin (City Hail. New York), Joseph Jacques Ramee (Schenectady koleji, New York eyaleti) ya da L'Enfant (Washington' un planı) gibi Fransız mimarlarının yerleşmesinden sonra, Fransız etkisi kendini büyük ölçüde duyurdu. Bu arada Washington'da ünlü Capitol gerçekleştirildi (yapı ancak 1863'te tamamlanabilmiştir). Yeni klasikçi Fransız mimarları arasında özellikle Etienne Louis Boulle (1728-1799), Joseph Peyre'le birlikte Le Theâtre-Français'yi (günümüzdeki Odeon) yapan Charles de Wailly (1729-1798), Claude Nicolas Ledoux, Paris Borsa binasını yapan AlexandreTheodoreBrongniart (1739-1813), Etoile'daki Zafer Takı'nın planını tasarlayan (1806) Jean-François Chalgrin (1739-1811) sayılabilir. Bu mimarlar ayrıca dev projeler hazırlamışlar, ama bunlar çok büyük boyutlu oldukları için hiçbir zaman gerçekleştirilememişlerdir. Pierre Alexandre Vignon'un (1763-1828) Gioire Tapmağı'nı (Madeleine Kilisesi), 1764'te başlamış ve ancak 1842'de Huve tarafından tamamlanmış olan bir yapının temelleri üstüne kurması, Louis XVI üslubunun imparatorluk üslubuna doğru uzantılarım belirtir. Akademiciliğin gerçek doruk noktası sayılan bu üslubun en ateşli propagandacıları, Napolyon Fin resmi mimarları olan Charles Percier (1764-1838) ve Pierre François Leonard Fontaine'dir (1762-1853); bu mimarlar, imparatoru ululamak amacıyla gerçekleştirdikleri anıtlardan başka, 1806'dan 1808'e kadar Septimus Severus Takı'nın kopyası olan Carrousel Zafer Takı'nı yaptılar. İmparatorluk üslubu giderek bütün Avrupa'ya yayıldı. Roma'da 1.814'ten 1820'ye kadar Giuseppe Vaiadier, Piazza del Popolo'yu düzenledi; Berlin' de Kari Frieclrich Schinkel, Altes Museıım'un sıra sütunlarını gerçekleştirdi; Münih'te Leo von Klenze, gliptoteki ("heykel müzesi;" 1816-1830) ve resim müzesini (1826-1836) yaptı. Londra’da Robert Smirke 1832'de British Museum'u, William Wilkins de National Gallery' yi yaptı. İmparatorluk üslubunun evrimi, Rusya'da yaklaşık 1840'a kadar sürdü; özellikle Petersburg'da Fransız etkisi, Voronikin Rossi ve Zaharov gibi ünlü mimarların yapıtları aracılığıyla bütün ağırlığını duyurdu. HEYKEL VE RESİM Augustin Pajou'nun (1730-1809) Terkedilmiş Psykhe ve Jean-Antoine Houdon'un (1741-1828) 1780'de gerçekleştirdiği mermerden Diana heykeli, Fransa'da yeni klasikçiliğin başlangıç dönemini en iyi temsil eden yapıtlardır. Roma'daki uluslararası çevrelerde, Winckelmann ve Alman arkadaşı ressam Mengs'in(1728-1779) kuramlarına önem verilmesi, yeni klasikçi dogmanın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Resme oranla heykelin bir ayrıcalığı vardı, çünkü, özellikle beyaz (gereğinden çok gerçekçi olduğu kabul edilen renk öğesinin zararına) sanatçının yönelmesi gereken yetkinlik idealini simgeliyordu. İtalyan heykelcisi Antonio Canova (1757-1822), sanatını bu gerekliliğe en uysalca uyduran sanatçı oldu. Önce XVIII. yy. Fransız portrecilerinden etkilendi, ardından Napolyon'un fetihleri dönemi boyunca Eskiçağ Roma'sından esinlenen bir yeni klasikçiliğe doğru evrim geçirdi. Daha sonra öğrencileri olan Rinaldi ve Tadolini, Alman Schadow ve David d'Anger üstünde büyük etkisi oldu. Tek rakibiyse Danimarkalı Bertel Thorvaldsen'di. Öte yandan, Giambattista Piranesi' nin gravür sanatı, Roma'daki eski anıtların keşfinden sonra, Eskiçağ'a bir dönüşten esinlenmekle birlikte, kendisi için çok dar sayılan yeni klasikçiliğin çerçevesini aştı. Jacques Louis David'in ustası olan ressam Joseph Marie Vien (1716-1809), Fransa'da 1760'tan başlayarak yeni klasikçi resmin gerçek başlatıcısı oldu. İngiliz ressamı Gavin Hamilton (1723-1798), Eskiçağ'a özgü yapıtları taklit etmekte daha da ileri gitti (Ağlayan Andromakhe), ama David'in 1785'te gerçekleştirmiş olduğu Horatiusların Andı, yeni okulun gerçek bildirgesi olarak kabul edildi. Tekniği açısından yeni klasikçi olan Girodet (1767-1824) ise işlediği konular açısından romantizme yönelmişti bile (Atala'nın Gömülmesi). David'in "zamanımızın Watteau'sü" olarak adlandırdığı Pierre Paul Prud'hon (1758-1823), hiçbir okula bağlanmadı, buna karşılık baron Antoine Jean Gros, yeteneğiyle olduğu kadar "yaşamının dramı"yla da romantizmin haberciliğini yaptı.
|