|
İnsanlığın binlerce yıllık gelenek ve inançları günümüze kadar gelebilmiş sanat eserlerinde yansımaktadır. Bunlar, geçmişin bilinmesinde bize ışık tutar. İnsan duygu ve düşüncelerinin somut belgeleri olan sanat eserlerinin korunması, bizden sonraki nesillere ulaştırılması, insanî ve millî sorumluluklarımız arasındadır. Çeşitli mabetler, kitabeler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, kümbetler, vb). antik şehir kalıntıları, resim ve minyatürler, çeşitli işlemeler; kısaca, taşınır ya da taşınmaz bütün sanat eserleri milletlerin tasavvurlarım, dünya görüşlerini gözle görülür biçimde anlatmaktadır. Gelecek kuşaklara yaşanılabilecek bir çevre bırakmak, onlara onurlu bir gelecek hazırlamak ve kimliği belirgin bir toplum olmak için korumada kararlı olmak zorundayız. Koruma sayesinde eski ve yeni bütünleşir. Kentlerimiz kendine has kimlikleriyle gelişip kalkınır. Koruma sayesinde kültürel süreklilik sağlanır. Korunup bakımı yapılan, değerlendirilen ve tanıtılan eserlerimizin her zaman incelenilebilir, görülebilir ve hatta kullanılabilir olmalarının sayısız faydaları olacaktır. Dün-bu gün arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri, farklılaşmaları, değişen ya da değişmeyen değerleri, insanlığın estetik anlayışlarım bu eserler sayesinde kavrayabiliriz. Sanat eserleri üzerinde durup, onları duyan insan yalnızca kendi zamanını değil, bütün zamanları kavrar. Sınırlı zevkleri değil, sınırsız hazları yaşar. Sanat eserlerimizin niçin korunması gerektiğine dair daha pek çok şey söylenebilir. Bunların "nasıl korunacağı" da önemlidir
|