|
S ERVET-İ FÜNÜN Edebiyatı'nın olduğu kadar Türk romancılığının da kurucularından, en büyük roman ve hikâye yazarlarındandır. İstanbul'da Eyüp'te doğdu. Halı ticaretiyle uğraşan Hacı Halil Efendinin oğludur İlk öğrenimini Mercan Mahalle Mektebi'nde, Fatih Askerî Rüştiyesi'n'de yaptıktan sonra, izmir'e büyükbabasının yanına gönderildi (1878). Orada, Fransız «Melcitaristler» okulunda okudu. Öğrenciliği sırasında çeviriler yaparak edebiyat alanına girdi. İki arkadaşiyle beraber 1884'de «Nevruz» dergisini, 1886'da «Hizmet» gazetesini çıkardı. Osmanlı Bankasında çalışması, İzmir Rüştiyesinde Fransızca öğretmenliği yapması bu sıralara rastlar. İstanbul'a tekrar 1895'de gelerek Servet-i Fünûn topluluğuna katıldı. Reji memurluğu, Saray mâbeyn kâtipliği, Dârülfünûn'da Batı Edebiyatı profesörlüğü yaptı. Hükümetçe görevlendirilerek Fransa'ya (1913), Almanya'ya (1915) gönderildikten sonraki yıllarını tamamiyle yazı hayatına verdi. Ölümü Yeşilköy'deki köşkünde (27 Mart), mezarı Bakırköy'dedir. Servet-i Fünûn Edebiyatı'nın en büyük şairi Tevfik Fikret'se, en büyük nesir ustası da Halit Ziya'dır. Sanatlı bir üslûbu, çok kuvvetli bir iç ve dış gözlem yeteneği vardır. Onu «Türk romancılığının babası» sayabiliriz. Edebiyatın hemen bütün türlerinde eser vermesine rağmen, asıl kişiliğini romanlarıyle hikâyelerinde göstermiştir. Çevresinde gördüğü olaylarla kişilerden geniş ölçüde faydalanmış; kişilerin ruhsal durumları ile tasvirlere önem vermiştir. Goncourt Kardeşler, Stendhal, Flaubert, Balzac, Daudet, Zola, Dickens etkilendiği yazarların başındadır. Realizm'le natüralizm'i benimsemiş; edebiyatımızda realist - psikolojik roman çığırını açarken, romantizmden kurtulamamıştır. Halit Ziya'da roman ye hikâye tekniği çok sağlamdır. Kişileri en çarpıcı yönleriyle tanıtır; konuları ilgilendirici bir nitelikle anlatır. En eleştirilen yönü dilidir; yabancı sözcüklere tamlamalara çok yer verir; sanat özentisiyle tümcelerini şişirerek şairane tasvirlerle konunun dışına taşar. Romanları ile mensur şiirlerindeki bu külfetli dil; diğer eserlerinde doğal, sade bir Türkçeye yerini bırakır. Romancılığı: Halit Ziya Uşaklıgil; romancılığımızda bir aşamadır. Cumhuriyet öncesi Edebiyatımızın en usta roman sanatçısı odur. Romanlarındaki teknik, anlatım, kişiler, duygusal ve düşünsel çözümlemeler sağlam bir gözleme dayanır. Titiz bir işçi, romantik bir gerçekçidir. Halit Ziya Uşaklıgil; Tanzimat'tan Cumhuriyet'e uzanan romancılığımızın bir köprüsü, en güçlü Servet-i Fünûn temsilcisidir. Modern Türk Romancılığının temel ilkelerini Batılı bir anlayışla saptar. Yaşadığı dönemin atmosferini, kendinden önceki romancılarımızın erişemediği bir ustalıkla yansıtır. Hikâyeleri Halit Ziya Uşaklıgil romanlarında konularını aydın çevrelerden seçmesine karşın küçük hikâyelerinde çokluk halkın arasına girmeye çalışır. Bu yüzden hikâyelerinde, daha ulusal, daha yerli bir hava, daha bizim olan bir renklilik göze çarpar. Küçük hikâyelerindeki dil daha sade bir özgünlük gösterir. Halit Ziya'nın hikâye kitaplarının sayısı onbeşi geçer. Bunlardaki hikayelerin toplamı yüzelliyi bulur. En önemlileri: Bir Muhtıranın Son Yaprakları; Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, Bu muydu?, Küçük Fıkralar, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Bir Şiir-i Hayal, Sepette Bulunmuş, Bir Hikâye-i Sevda, Hepsinden Acı, Onu Beklerken, Aşka Dair. Bunlar çoğunlukla gerçekçi gözlem, psikolojik bir fantezi taşır. Ferhunde Kalfa, Raziye Kadın, Altun Nine, Raika Molla, Mahalleye Mevkuf en başarılı hikâyeleri arasındadır. Halit Ziya Uşaklıgil'in hikâyelerindeki olayların geçtiği yerlerin başında konaklar köşkler, yalılarla tiyatro kulisleri, sokaklar, köyler, evlerle hastaneler gelir. Dört hikâyesinden biri mutsuz bir sonla, çoğu buruk acılarla biter Mutlu sonlarla sürprizliler biten otuzu bulur. Halit Ziya'nın Eserleri Halit Ziya Uşaklıgil; Servet-i Fünûncular arasında en kültürlü yazardır Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Arapça, ve Farsça bilir. Uzun ömrü boyunca aşağı yukarı 60 yıl, hemen her konuda yazı yazmış, çeviri yapmıştır.Eserlerinin en seçkinleri: Türk edebiyatında mensur şiirin ilk örneklerin veren Mensur Şiirler (1891). Romanları: Yazı sanatının emekleyen çocuk dönemi saydığı İzmir ürünleri Nemide (1889); Bir Ölünün Defteri (1889); Ferdi ve Şürekâsı (1894). Servet-i Fünûn dergisinde çıkan ikinci usta döneminin romanları : Mai ve Siyah (Mavi ve Siyah, 1897); Aşk-ı Memnu (Yasak Aşk, 1900) Kırık Hayatlar (1901-1924) En güzel hikâyelerinin toplandığı kitaplar : Bir Yazın Tarihi (1900); Solgun Demet (1901); Bir Şi'r-i Hayal (Bir Hayal Şiir 1911); Bir Hikâye-i Sevda (Bir Sevda Hikâyesi, 1922); Hepsinden Acı (1934' Onu Beklerken (1935); Aşka Dair (1936); Kadın Pençesi (1939). Fransızcada adapte ettiği iki tiyatro Füruzan, Fare oyunu dışında yazdığı telif piyes Kâbus (1918); anı türünde ilk Önemli eserleri yine o vermiştir. Dokuz cilt tutan anılarının ilk beş cildi, kırk yaşına kadarki İstanbul ile İzmir'deki aile, basın çevrelerini anlatan Kırk yıl (1936); sarayda geçirdiği günleri anlatanı Saray ve Ötesi (3 cilt, 1942); oğlu Halil Vedat'ın ölümünden duyduğu ıstırabı özel anılarını anlatan Bir Acı Hikâye (1942) adı altında yayınlanmıştır. Sanat ve edebiyat üzerine yazdığı en önemli yazılar ise Sanata Dair (2 cilt, 1939) isimli kitabındadır. Ayrıca edebiyat tarihleri, denemeleri, bilimsel eserleri de vardır.
|