Ana Menü

Felsefe

Servet-i Fünun Edebiyatının Özellikleri PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat-ı Cedide - Servet-i Fünun

SERVET-İ FÜNÛN; Fenlerin zenginliği anlamına gelen «Servet-i Fünûn» dergisi çevresinde, Recâizade Ekrem'in önderliği altında ,Tevfik Fikret Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Sahabettin, Hüseyin Cahit Yalçın. Ahmet Hik­met, Mehmet Rauf Süleyman Nazif, Süleyman Nesip, Hüseyin Suat, Hüseyin Siret, Ali Ekrem, Celâl Sahir, Faik Ali gibi gençlerin açtığı 1896'dan 1901'e kadar süren edebiyat çığırımızdır.Servet-i fünun edebiyatına Edebiyat-ı Cedide yani Yeni Edebi­yat da denilişinin nedeni, Tanzimattan sonra ikinci yenileşme atılışının bu dönemde görülmesindendir. Servet-i Fünûncular; II. Abdülhamid'm göz aç­tırmayan baskısı ve Fransız- edebiyatının etkisile «sanat için sanat» ilkesine bağlanmışlardır. Tevfik Fikret bu etkinin dışında kalmıştır; nazım alanında anlamı bir beyitte değil de birkaç beyitte tamamlamakla nazmı nesre yaklaş­tırmışlardır; konu birliği sağlanmış, hemen her şeyin nazma konu olabileceğini benimsemişlerdir.  

Servet-i Fünûn, diğer adıyla «Edebiyat-ı Cedide», Tevfik Fikret'in «Ser­vet-i Fünûn» dergisinin yazı işlerini üzerine aldığı 7 şubat 1896'dan «Hukuk ve Edebiyat» başlıklı bir çeviri Fransız ihtilâline değindiği gerekçesiyle Abdülhamit II sansürünce kapatıldığı 16 Ekim 1901 tarihine kadar sürer. Servet-i Fü­nûn topluluğu, «Musavver Malûmat» dergisinde Hasan Asaf'ın «Burhan-ı Kud­ret» şiirinde geçen «abes - muktebes» sözcüklerinin kafiye olup olamıyacağı tartışmasından doğar.

Servet-i Fünûn'un Genel özelliği; Divan Edebiyatı geleneklerini yıkması; Avrupa edebiyatlarının örnek alınması, beyit tanrılığı kuralının kırılarak tek ko­nuya bağlı, planlı bütün güzelliğine doğru gidilmesidir. Arapça, Farsça söz­cüklerden fazlaca faydalanarak halka değil, mutlu azınlığa hitap edilmesi; üstü kapalı da olsa toplum meselelerine el atılması edebiyat türlerini kökten Avrupalılaşmak çabası ile eserlerin işlenmesi, bunlar yapılırken daha çok Fransız realizm, parnasizm, sembolizm okullarının örnek alınması bu dönemde bilinç kazanır. 

Servetti Fünûncular; giyinişlerile yaşayışları ile Avrupalılaşmaya özen gös­terirler. Yenilikleri edebiyatımıza da getirmek için güçlü bir çaba içerisinde­dirler. Karşılarına «gâvurlaşmak»la suçlandıran Muallim Naci'ler çıkar. Ser­vet-i Fünûn döneminde mayalanan görüş ayrılıkları Cumhuriyet döneminde daha da somutlaşacaktır.

Türk Edebiyatı'nda Divan Edebiyatı ile Tanzimat Edebiyatı'nın hemen hiç uğraşmadığı yeni duyarlıklar, gözlemler başladı; doğaya açık tablo manzume­ler yazıldı. Abdülhak Hamit'in Divan Edebiyatı'na vurduğu darbeden sonra, Yahya Kemal'e değin gazellerle kasideler belini doğrultamadılar. Hamit'le Recaizade Ekrem, Servet-i Fünuncuların öncüleri oldular. Edebiyat bir üst­yapı ürünü olduğu için, altyapı koşulları Servet-i Fünûn kuşağının oluşmasın­da baş etken oldu. Recaizade Ekrem'le Abdülhak Hamit, birer mıknatıs gi­bidirler. Fransız Edebiyatı'mn aynasından Alman, İngiliz, İtalyan, Rus, İsveç ve öteki edebiyatları görmeye çalıştılar.

Edebiyat-ı Cedide şairleri, Batı edebiyat akımlarından parnasizmle sem­bolizmin etkilerinde kalır. Sembolizmin etkinliği parnasizme göre çok az­dır. Batılı parnasistlerin şiirlerinde kendi sözcüklerini kullanmalarına karşın, "bi­zim şairler Arapça Farsça sözcüklerle duygu ve düşüncelerini anlatma çıkmazı­na girdiler.

Batılı edebiyatçıların Edebiyat-ı Cedideciler üzerindeki etkisi, Tanzimaçılardan daha büyük olmuştur. Edebiyatımızdaki yenileşme Tanzimatçılar başlamış, Edebiyat-ı Cedidecilerle olgunlaşmıştır. Tanzimatçılarda gördüğümüz Doğu Edebiyatının güçlü etkisini, Edebiyat-ı Cedidecilerde göremeyiz Edebiyat-ı Cedideciler Batı Edebiyatı'mn etki alanı içerisinde en olgun yapıtlarını verirler.Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir'de ilk yapıtlarını Gustave Flaubert'le Goncurt Kardeşlerden örneklenerek yaratmaya çalışır; Fransız yazarlarım dikkat inceler. Alphonse Daudet üzerine Servet-i Fünûn dergisinde araştırmaları yayınlar. Paul Bourget, Mehmet Rauf'un sevdiği sanatçıların başında gelir. Hüseyin Cahit Yalçın; Balzac'la Hippolyte Taine'den birçok çeviriler yapar.

Türk Edebiyatı'nın 1896 -1901 yılları arası, Batı Edebiyatçılarının özellik­le Fransız edebiyatçılarının öncülüğünde yenileşen bir edebiyat niteliği taşır. Şiir dili değişir; noktalama işaretleri şiire girer. Şiir salt toplum sorunlarını sa­vunan bir araç olmaktan çıkarılarak Doğa'nın doğal betimlemelerine girer. Duyguya önem verilir.

Gerçekten nefret eden Servet-i Fünûncular, ruhlarını tabiat, aşk ve hayal ile avutmağa çalışırlar. Pitoresk ve müzikal üslûba bağlıdırlar. Yabancı söz­cük ve tamlamalara düşkünlükleri de buradan gelir. Hayat karşısında kötüm­serdirler. Derin bir melankoli içerisinde kıvranırlar. Şiir alamnda Tevfik Fik­ret, Cenap Sahabettin; nesir alanında Halit Ziya Uşaklıgil bu edebiyatın önem­li kişileridir. Servet-i Fünûn Edebiyatına, Tevfik Fikret -. Halit Ziya Okulu da denilir. Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim bu dönemde yaşamalarına rağmen, Ser­vet-i Fünûnculara katılmamışlardır.

 
 
 
Telif Hakkı Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle