|
Edebiyat-ı Cedide -
Servet-i Fünun
|
|
Roman'la hikâye Servet-i Fünûn Edebiyatı'mızm en çok işlediği kompozisyonlar olur. «Servet-i Fünûn» dergisindeki yazıların çoğu ya hikâyedir ya romandır. Halit Ziya Uşaklıgil, çevresindekilerden yararlanarak, kişilerin görünen ve görünmeyen dünyalarım gözlemliyerek, gerçekçi bir yol izler. Mehmet Rauf, psikolojik romana girer . Servet-i Fünûn hikâyelerindeki halka yaklaşan doğal dil, romanlarda ağırlaşır ve halktan uzaklaşır. Mutlu bir azınlık dili olur. Özellikle romanların tasvir bölümleri söz sanatlarıyla yüklüdür. Hikâyelerin konuşma bölümlerinde mutsuz çoğunluğun diline doğru bir yaklaşım sezilir. Edebiyat-ı Cedide içinde en güçlü romancımız Halit Ziya Uşaklıgil, dışında ise Hüseyin Rahmi Gürpınar'dır. Tanzimat'tan sonra edebiyatımıza giren Batı anlayışında hikâye ile roman, Servet-i Fünûn'la gelişir. Servet-i Fünûncuların hikâyelerile romanları genellikle, realist ve natüralist bir özellik taşır. Erkeklerle eşit kadın kahramanlar büyük şehirler çerçevesinde özellikle İstanbul'da geçen olaylar, Batı romancılığından alınan bir görüşle işlenir. Tanzimat romancılığında kadının odalık, cariye, halayık oluşuna karşın Edebiyat-ı Cedide bizi gerçeğe yaklaşan kadınlarla karşılaştırmaya çalışır. Erkeğin Cinsel sorunlarına uysallıkla yanıt veren kadınların yerini, düşünen, varlığını kişiselliğiyle duyuran güçlü kadın tiplerinin almakta olduğunu görürüz. Edebiyat-ı Cedide'nin Türk hikâye ve romancılığında yaptığı yeniliklerin başında şunlar gelir: Tanzimatla başlıyan, Ahmet Mithat Efendi ile halka inen, Namık Kemal'le Batılı nitelik kazanan; Recaizade Ekrem - SamiPaşazade Sezai - Nabizade Nazımla gerçekçi yön bulan romancılığımıza güçlü bir teknik uygulanır. Romancının kişiliği gizlenir. Konu dışı bilgiler gereksiz tasvirler ayıklanır. Olgunun akışı hızlanır. Olaylar çoğunlukla İstanbul'dan, aydın çevrelerden seçilmekle beraber, özellikle hikâyelerde halkın sorunlarına da yer verilir.
|