Ana Menü

Felsefe

Süleyman Nazif PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat-ı Cedide - Servet-i Fünun

DİYARBAKIR'DA doğdu. Babası hem şair, hem tarihçi olan Sait Paşa'dır. İbrahim Cehdi takma adını da kullanan Süleyman Nazif, özel bir öğre­nim gördü. Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Bu diller yardımı ile Doğu ve Halk edebiyatını tanıyor; Ziya Paşa'yı, Namık Kemal'i hayranlıkla okuyor; va­hin, millet, hürriyet konulariyle yakından ilgileniyordu. İstibdatla savaşmak için Paris'e kaçtı (1897). Sekiz ay sonra İstanbul'a dönünce Abdülhamit onu Bursa'da vilâyet mektupçusu olarak ikamete memur etti. 1908 Meşrutiye'tin-ılcıı sonra Ebüzziya Tevfik'le «Tasvir-i Efkâr» gazetesini çıkardı. Sırası ile Basra, Musul, Kastamonu, Trabzon, Bağdat valiliklerinde bulundu (1909-1914). Tek­rar İstanbul'a dönerek, resmî bir görev almadan, hayatını yazarlıkla sürdürür­ken, Mondros Mütarekesi (80 Ekim 1918) yapıldı. Süleyman Nazif; İstanbul' un müttefikler tarafından resmen işgal edilişini görünce «Hadisat» gazetesine «Kara Bir Gün» makalesini yazdı (24 Kasım 1918)

Süleyman Nazif; «Sen sabret, dünya sabretmez» anlamına gelen Arapça atasözüyle biten bu makale yüzünden kurşuna dizilmek tehlikesi atlattı. Üniversite konferans salonunda düzenlenen Türk dostu «Pierre Loti günü» (23 ocak 1920) söylediği, işgal kuvvetlerine karşı kullandığı sert dil, aslan kükremesini andıran konuş­ması, yakalanıp Malta'ya sürülmesine sebep oldu. İki yıla yakın bir esirlik hayatından sonra yurda döndü (1920 -1922). Sürgün dönüşü tekrar gazete­ciliğe başladı; ölümüne kadar devamlı olarak «Resimli Gazete» ye yazdı (4 Ocak). Edirnekapı mezarlığında gömülüdür. 

Sanatı

Süleyman Nazif; Servet-i Fünûn'a bağlı olmakla beraber, Namık Kemal geleneğini devam ettiren, duygu ve düşüncelerini çok canlı, çok ateşli, kelime ahengiyle fazla yüklü bir dille anlatan kuvvetli bir nesir sanatçısıdır. Nesri, şiirlerinden çok daha güçlü sayılır. Türklüğe hayran bir toplumcudur. Yakup Kadri şöyle der: «Süleyman Nazif'in nesri, bence artık eski Osmanlıca nesri gibi kuru bir «cümleperdazlık» yâni üstü şişkin, içi boş lâflar sıralamak marifeti değil, hacmini muhtevasından alan yeni bir «beyan» sanatı idi.

 

Eserleri:

Süleyman Nazif; nesir ve nazım olmak üzere otuzdan fazla eser yazmıştır. Mısır'da imzasız olarak yayınlanan Abdülhamit'e kafa tutan gençlik şiirlerini topladığı kitap Gizli Figanlar (1906); Bağdat valisi bulunduğu sırada, bu ülke­nin elimizden çıkışma ağlıyan bir çeşit ağıt kitabı sayılan Firak-ı Irak (Irak Hicranı, şiirler, 1918); nesirle karışık şiirlerinin toplandığı 'Malta Geceleri (1924) bunlardan başka vatan, kahramanlık konularını işleyen mensur eserleri Batar­ya ile Ateş (1918); Tarihin Yılan Hikâyesi (1922); Çal Çoban Çal (1923); ayrıca kitapçıklar halinde incelemeleri Mehmet Akif (1924); Fuzuli (1920); Ziya Paşa ile Namık Kemal'i anlatan İki Dost (1926). Bunlardan başka irili ufaklı kitap­larının yanısıra dergi, gazete sayfalarında kalmış henüz kitap haline getirilme­miş yüzlerce makalesi, mektubu ve sohbet yazıları bulunmaktadır.

 
 
 
Telif Hakkı Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle