|
Üsküdar Sultantepe Ortaokulu'nu bitirdikten sonra sınavla Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü' ne giren (1943) Metin Eloğlu, siyasal bir suçlamadan ötürü tutuklanınca, okuldan kaydı silindi (1946); tutukluluğu kalkınca konuk öğrenci olarak dersleri izledi; 1947' de askere alınınca öğrenimi yarıda kaldı. Askerlik dönüşü kısa bir süre Yıldız Bahçeler Müdürlüğü'nde çalıştı (1952). Daha sonra kendini bütünüyle resim ve edebiyat çalışmalarına verdi. ŞİİRLERİNİN ÖZELLİKLERİ İlk olarak 1942 yılında Servet-i Fünun dergisinde bir öykü yayımlayan Metin Eloğlu'nun ilk şiiri, İzmirde Kovan dergisinde Mehmet Metin imzasıyla yayımlandı (1943). Daha sonra Ali Haziranlı, Etem Olgunu, Nil Meteoğlu takma adlarıyla resim eleştirileri ve kitap tanıtma yazıları da yazarak, yazı ve şiirlerini İstanbul, Varlık, Fikirler, Yeditepe, Güney, Türk Dili, Seçilmiş Hikâyeler, Papirüs, May, Soyut gibi dergilerde yayımladı. Düdüklü Tencere (1951), Sultan Palamut (1957) ve Odun (1959) adlı ilk kitaplarında topladığı şiirlerde daha çok Garipçiler'in şiir anlayışına yakın olan Metni Eloğlu, alaycı, iğneleyici bir dille toplumsal aksaklıkları, insan ilişkilerini işledi. Günlük konuşmalardan kaynaklanan, biraz dobra dobra, biraz da "ayıp tanımayan" söyleyişini, ilk dönem şiirlerinden sonra da sürdürdü. 1960'ta yayımlanan Horozdan Korkan Oğlan'daki şiirlerde, İkinci Yeni akımından etkilendiyse de, bu etkiyi kendine özgü bir dille, kendine göre biçimlendirmeyi başardı (bu şiirlerde içerik anlayışı değişmemiş, söyleyiş biçimi yeni olanaklar kazanmış, sözcüklerin kullanım alanları genişlemiştir). Türkiye'nin Adresi (1965), Ayşemayşe (1968), Dizin (1971), Yumuşak G (1975), Rüzgâr Ekmek (1978), Hep (1982) adlı şiir kitaplarında da, başlangıçtaki toplumsal yergi ağırlığının azalmasına karşın, olaylar karşısında dayanamayıp birden parlayan, alaya alan, sataşkan tutumu yer yer sürdürdü. Şiirlerinde genelde, dünyayı "resmetme" kaygısı ağır basan Metin Eloğlu, ressamlığından kaynaklanan bu tutumla, dünyayı bütün karmaşası içinde bir "resim" gibi yansıtır. Şiirlerinin ortak özellikleri, aşk, yaşama sevinci, küçük tersliklerin yarattığı öfkeler, toplumsal aksaklıkların eleştirisidir. RESİMLERİNİN ÖZELLİKLERİ Güzel Sanatlar Akademisi'nde 1943-1947 yılları arasındaki sanat eğitimi, Metin Eloğlu'nun şiire yönelmesine ve daha çok bu alanda etkili olmasına engel olamamışsa da, resim sanatıyla bağının, sonraki yıllarda sürmesinde başlıca etken olmuştur. Renkçi ve modern bir doğrultuda gelişmiş olan resmi, şiirine de belirli ölçülerde yansıyan fantezilere bağlı kalmış, ama bu fantezileri, gerçeğin dışına fazlaca taşırmadan, yer yer yöresel bir beğeni düzeyinde, figür ilişkileriyle bağını koparmaksızm işlemiştir. İmgenin vurucu etkisi, zaman zaman biçimbozma (deformasyon) yoluyla elde edilmiş, rengin, egemen öğe olarak taşıdığı öncelik her zaman saklı tutulmuştur. Resimlerinde, somut ya da belirli bir düşünceyi iletmekten çok, bu düşüncenin fantastik bir yorumla özdeşleşen yönünü öne çıkarmayı amaç alan Metin Eloğlu'nun sanatında, kuşağının öbür ressamlarında da olduğu gibi, Türk resminde 1950 yıllarından başlayarak etkisini duyuran kişisel özgünleşme eğilimlerinin etkisi sezilir. Eserleri: Düdüklü Tencere (1951); Sultan Palamut (1957); Odun (1959); Horozdan Korkan Oğlan (1960); Türkiye'nin Adresi (1965); Ayşemayşe (1968); Bektaşi Dedikleri (Oğuz Tansel'le birlikte derlediği Bektaşi Fıkraları, 1970); Dizin (1971; 1972 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü); Yumuşak G (1975); Rüzgâr Ekmek (1978); Hep (1982); Yine (Düdüklü Tencere, Sultan Palamut, Odun, Horozdan Korkan Oğlan, Türkiye' nin Adresi, Ayşemayşe adlı şiir kitaplarından oluşur, 1982); Şiirce (Dizin, Yumuşak G, Rüzgâr Ekmek adlı şiir kitaplarından oluşur, 1982); Ay Parçası (1983). ELOĞLUEloğlu binlik bozdurur Ben bozduramam
Eloğlu başını yastığa kor komaz uyur Ben uyuyamam
Eloğlu sofrasında dokuz türlü Benim aç yattığım olur bazen
Benim evim gecekondu Eloğlunda apartman
Eloğlunda ince müzik Benimkisi aman aman
Benim kuru başım bana yeter Eloğlunda karı kızan
Ben keçileri kaybettim Eloğlunda usta çobanBu soyadı bana haram
|