|
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitiren (1943) Sabahattin Kudret Aksal, istanbul'da çeşitli öğretim kurumlarında felsefe öğretmenliği, Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişliği (1949), İstanbul Belediyesi müfettişliği (1951), " Belediye Konservatuvarı (1959) ve Şehir Tiyatroları müdürlüğü (1961) gibi görevlerde bulundu. 1977'de emekli oldu. ŞİİR ANLAYIŞI İlk şiiri Varlık dergisinde (1 Ağustos 1938) yayımlanan Sabahattin Kudret Aksal, öykü (1940) ve tiyatro (1948) dalında da yapıtlar ortaya koymuştur. İlk şiirlerinde özellikle Orhan Veli ve Cahit Sıtkı Tarancı' nın etkileri görülür. Günlük yaşamdan verdiği kesitlerle yaşamı şiire geçirmeye çalışan ozan, kendi "kaygılarını", "yüreğindeki tatsızlıkları" anlatır; çevredeki insanların acıklı durumunu dile getirir.Yaşamı "sürgit yanlış" sayan, bu yüzden şiirini yalnızlık, sakin yaşama, gemiye binip düşsel bir evrene gitme gibi konular çevresinde geliştiren Sabahattin Kudret Aksal, bir konuşmasında "Şiir ne yargılar ne de açıklar. Sadece bir izdüşümü saptar, okura o izdüşümünü vermek ister (...) İçerik yükümüzse, kimi kez yalnızlığımızdır. Bilinçaltımız her zaman için şaşmaz biçimde yalnızlığımızdır. Bence, şiirde sağlanması gereken şey yalnızlığımıza okurun ortak edilmesidir." demiştir. Nitekim, pek çok şiirinde yer alan gece kavramı "yalnızlık, teklik, can sıkıntısı"nı, güneş kavramı da "mutluluğu" simgeler. Zaman, Aksal'a göre geçmiş ile gelecek arasında sürekli bir akıştır; insan bu akışta "yaşayıp ölmekle tutsaktır". Bu yüzden ozan, gizemciliğe (mistisizme) yönelir; evreni ve doğayı bu bilinçle yorumlamaya,sonsuzluk ile doğayı özdeşleştirmeye çalışır. Simgeye pek yaslanmayan, ama yalın imgeleri ustaca yaratan Aksal, "şiirde aradığı başlıca ölçütlerden birinin ezgisel bir aydınlık" olduğunu açıkça belirtmiş, şiirde dilin kullanımıyla sağladığı etkileyici anlatımı, öykü ve oyunlarında da sağlamaya çalışmıştır: "Şiir düzyazım-sal da olabildiğine göre, neden bir öykü şiirin ta kendisi olmasın, şiire çok yakın olmasın!".Öykülerinde de kişisel yaşantılardaki küçük mutlulukları, yaşama sevincini, gözlem ve ayrıntı zenginliği içinde tasarlanmıı bir düşsel yaşama temel yapmayı çalıştığı görülür. OYUN ŞİİRDEN AYRILMAZ Oyunu şiirden ayıramadığını, oyunun da bir izdüşümü olduğum söyleyen Aksal, oyunlarından Şakacı'da bir iş gezisinde ailesine öldüği haberini ileten şakacı bir babanın aile bireyleri üstünde yarattığ olumsuz etki sonucunda aile dışına itilmesini, Tersine Dönen Şemsiye' de evli bir ozan ile bir genç kız arasındaki farklı biçimde değerlendirilen gönül serüvenini, Kahvede Şenlik Var'da, soyut bir çevrede soğukkanlı bir pazarlık konusu olan evliliği, Kral Üşümesi'ndeyse, "üşüme" simgesini kullanarak, halkıyla ilişki kuramayan bir kralın ruhsal bunalımını anlatmıştır "Düşüncenin geliştirilmesi, saptanması" diye tanımladığı deneme ve eleştiri türündeki yazıları, Geçmişle Gelecek (1978) adlı kitabında toplanmıştır Eserleri: Şiir: Şarkılı Kahve (1944); Gün Işığı (1953); Duru Gök (1958); Bir Sabah Uyanmak (Şarkılı Kahve ve Gün Işığı bir arada, 1962); Elinle (1962); Eşik (1970); Çizgi (1976); Şiirler (şiirlerinin büyük bir bölümü, 1979; 1980 Yeditepe Şiir Armağanı), Öykü: Gazoz Ağacı (1954; 1955 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı Haldun Taner'in On İkiye Bir Var adlı öykü kitabıyla paylaştı); Yaralı Hayvan (1956; 1957 Türk Dil Kurumu Sanat Ödülü). Oyun: Evin Üstündeki Bulut (oynanışı: 1948); Şakacı (oynanışı: 1950 basılışı: 1950); Bir Odada Üç Ayna (1956); Tersine Dönen Şemsiye (oynanışı: 1958; basılışı: 1958); Kahvede Şenlik Var (oynanışı: 1965 basılışı; 1966; 1966 Ankara Sana Severler Derneği En İyi Oyun Yazar Ödülü; 1981 Avni Dilligil En İyi Oyun Yazarı ödülü);Kral Üşümesi (oynanışı: 1969; basılışı: 1970); Bay Hiç ve Sonsuzluk Kitabevi (oynanışı: 1981 basılışı: 1981); Önemli Adam (oynanışı; 1983; basılışı. 1983). Deneme: Geçmişle Gelecek
|