Felsefe

Fotoğraf

ABSOLÜTİZM PDF Yazdır e-Posta
Sözlük

(Absolütism—L. absolu-tus- kusurdan arındırılmış, kesin, salt): Saltçılık; hiçbir koşula uyma zorunluğu olmadan, sınırsız olarak, kesinlikle va­roluş öğretisi.


Özel anlamda bir müstebitin hiçbir koşula uyma zorunluluğu duymadan tek, başına siyasal erkliliği ve egemenliği; uyruklarına söz hakkı ve davranma erkinli­ği vermeyen bir egemenin yönetim biçimi. Antik Mısırlılarda Firavunlar, İngiltere'de Tudor soyundan krallar, Fransa'da Bourbonlar, ve özellikle XIV. Louis, ve bazı Os­manlı padişahları bu tür yöneticinin örnekleridirler.

 

Antik Mısırda yönetim bir egemen insanın uyruklarına söz hakkı tanımayan yönetimin­den çok tanrı sayılan bir kişinin ruhani yöne­timi idi. Firavunun saltçı yönetimi tanrı adı­na değil, tanrı olarak yönetimdi. Yönetici, gerçekten adaletin ve toplumsal düzenin so­mut örneği, tanrılaşmış varlık Firavun idi. Tanrı Ra'nın oğlu sayılan krala adı ile sesle­nilmez, "Yüce Konut" ya da "Hükümdar Konutu" anlamında "Firavun" denirdi. Bu­nunla birlikte Firavunun yönetim yetkesi (otoritesi) tanrının isteği sayılan töre ya da saray geleneği ile sınırlanmıştı. Kanı, halk­tan kimselerin kanı ile karışıp kirlenmesin diye kendi kız kardeşi ya da öteki yakınları ile evlenmek zorunda bulunan Firavun kamu işlerinde saray geleneğini çiğneyemezdi. Ortaçağda Avrupa'da güçlü merkezi yöne­timler bulunmadığı, ülkeler merkeze gevşek bağlarla bağlanmış, feodalite denen, dere­beylikler topluluğunun hükmü altında bu­lundukları için saltçı yönetime rastlanılmaz. O demek ki derebeylerinin uyruğu yoktur ki onlara söz hakkı tanısın. Derebeyinin koru­maya söz verdiği, politik hakkı bulunma­yan, serfleri vardır. Derebeyinin halkı ile ilişkisi politik değil, kontrata bağlanmış ekonomik ilişkidir. Ortaçağa Feodalçağ da denir.

 

Saltçı  yönetimin tipik örneği  Fransa'da XIV. Louis'nin yönetimidir. Bourbon Krallarının hepsi paralı askerlerden kurulu ordu besleyerek derebeyleri sıkı disiplin altına al­mışlar; adalete elkoymuşlar; ülkelerinde Papa'nın dinsel yetkesini kısıtlamışlar; ülkeyi sıkı bir merkezi yönetim altına sokmuşlar; yetkeleri üzerindeki tüm kısıtlamaları yok edip yönetimi kendilerinin tanrısal hakkı ilan etmişlerdir. Gezegenimizin ışığını gü­neşten aldığı gibi, ulusunun da şan ve şere­fini, varlığını ve sürekliliğini kendinden al­dığını imlemek üzere "Güneş Kral" adını alan Louis XIV. bir basamak daha aşırı gi­dip, "l'etat c'est moi. '=Devlet ben 'im. " de­yip çıkmıştır. Fakat şu yönünü belirtmek ge­rekir ki hiçbir kral krallık uğraşında, her ipi sıkı sıkıya elinde tutan, devletin her kuru­munu şahsan gözeten, ve bakanlarını emir­lerini esleklikle yerine getiren birer görevli sayan Louis XIV kadar sıkı çalışmamış, kendini yönetime adamamıştır. Osmanlı Padişahları, "Zılhıllah-ı-fîl- alem =Allahın acundaki gölgesi" takma adı ile, belki, Louis XIV ün esinleyicisi olmuşlar­dır.

 

Avrupa Tarihinde, Tudor Krallarından VII. Henry'nin İngilterede Kral Tacı giydiği 1485 den Fransız Devriminin patlak verdiği 1789'a kadarki döneme Absolütizm Döne­mi denir. Bu dönem sadece güçlü kralların zoru ile gelmiş değildir. Ekonomik ve poli­tik etkenler ile, kimi düşünürlerin yol gös­termeleri hükümdarların tutumlarına yön vermiştir. Fransız Jean Bodin (1530-1596), İngiliz Thomas Hobbes (1588- 1679), Hol­landalı Hugo Grotius (1569-1625), İtalyan Niccolo Machiavelli (1469-1527) gibi yazar ve düşünürlerin absolütizmi salık veren ve savunan politik kuramları bu çığırın açılıp gelişmesi ve yayılmasında etken olmuştur. Bu düşünürler toplumda düzenin, "İyi Yü­ce", buyurmanın ise "hükümdarın tanrısal hakkı" olduğunu; halkın yüce yükümlülü­ğünün edilgen boyun eğme olduğunu; iler­leme ve kalkınma için baş koşul olan istik­ran korumanın tek yolunun başkaldırmadan ve devrim yapmadan sakınma olduğunu öne sürmüşler, ve hatta dirimsel değer taşıyan toplum çıkarları söz konusu olunca yöneti­min hiçbir törel kurala bağlı olmadan en et­kin eyleme girişebileceğini savunmuşlardır. Halkın hükümdar tarafından saygı gösteril­mesi gereken hiçbir hakkı bulunmadığı da belirtilmiştir.

Yirminci Yüzyılda ortaya çıkan totaliteriyenizm (bütüncüllük), alabildiğine öcalıcı ve hınçlı absolütizmdir. Absolütizm yalnız si­yasal alanda, totaliteriyenizm ise insan ya­şamının her alanında yurttaşı baskı altına alır.

 

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle