Ana Menü

Felsefe

Namık Kemal PDF Yazdır e-Posta
Tanzimat Edebiyat - Tanzimat Edebiyatı

Vatan şairlerimizin en büyüğü. Tekirdağ'da doğdu (21 Aralık). Babası müneccimbaşı Mustafa Âsım'dır. İki yasında annesi Fatma Zehra Hanım'ı kaybedince, anne babası Abdüllâtif Paşa'nın yanında özel bir öğretim görerek Kars'a, Sofya'ya gitti. İstanbul'a geldiği zaman (1857) Fransızcayı öğ­renmiş, divan edebiyatı yolunda küçük bir divan dolusu şiirler yazmış bulunuyordu. Henüz 16 yaşındayken, evlenmişti. Bu evlilikten, eşi Nesime Hanım'dan, Feride adlı bir kızı (1864), Ali Ekrem adında bir oğlu (1867) doğmuştur. Ba­bıâli Tercüme Odası'na memur oldu (1863). Şinasi ile tanışarak Tasvir-i Efkâr gazetesine yazmıya başladı. 1865'de Şinasi'nin Paris'e gitmesi üzerine, bu gazeteyi tek başına devam ettirdi. Yazıları ulusun gözünü açacak, istibdat ida­resini yıkacak nitelikte olduğu için, gazete kapatıldı, yazarları sürgün edildi.

Namık Kemal, Ziya Paşa ile birlikte Paris'e kaçmak zorunda kaldı (1867). Meşrutiyeti kurmak gayesiyle açılan «Yeni Osmanlılar Cemiyeti» nin yazı or­ganı Hürriyet Gazetesini Londra'da çıkardı (1868). Siyaset mahkûmlarına af çıkınca İstanbul'a döndü (1870). İbret gazetesini çıkarmaya başladı. (1870). Ondokuz sayı sonra gazete kapatılarak, Namık Kemal Gelibolu mutasarrıflı­ğına atandı; azledilince İstanbul'a döndü; «Vatan yahut Silistre» piyesinin yarattığı heyecan üzerine, Kıbrıs'ta Magosa zindanına sürüldü (1873). 

Namık Kemal, Abdülaziz'in tahttan indirilmesiyle serbest bırakıldı, tekrar İstanbul'a döndü (1876). Kanun-i Esasi Encümeni'nde çalıştı; bu defa II. Abdülhamid'in hışmına uğrayarak Midilli adasına sürüldü (1877); ordada mutasarrıf oldu (1879); görevi Rodos (1884), Sakız (1887) adalarına nakledildi; Sakız'da zatürreden öldü (2 Aralık). Vasiyeti üzerine, çok sevdiği Rumeli Fatihi Şehzade Süleyman Paşa'nın Bolayır'daki türbesinin yanma gömüldü.

Namık kemal; şiir, makale, tarih, eleştiri, biyografi, roman, tiyatro türlerinde eserler verir; bunları toplumun uyanıp gelişmesi için araç olarak kulla­nır. «Tiyatro bir eğlencedir; fakat eğlencelerin en faydalısıdır» görüşüyle yazı­lan tiyatroları: ulusun bozulan moralini kurtarmak amaciyle Vatan yahut SiIistre (1873) den sonra sevmedikleri ile zorla evlendirilenlerin, bahtsızlığını Zavallı Çocuk (1873); en kahraman bir kocaya bile ihanet edebilen bir kadının dramını Akif Bey (1874); zalim bir sancak beyine karşı halkın isyanını Gülnihâl (1875); önsözünde tiyatro görüşünü yansıtan konusunu Hârzemşahlar dö­nemindeki Türk tarihinden olan Celâleddin Harzemşah (1885); Hindistan'da Babürlular zamanındaki bir olayı işleyen Kara Belâ (1910) en tanınmış oyun­larıdır. Romanları; kötü bir kadının ihtiras ve entrikalarına kapılan bir gencin felâketini anlatan töre romanı «Son Pişmanlık» yahut sansürden sonraki adiyle İntibah (1876); «İslâm birliği» ülküsüyle yazılan tarihsel romanı Cezmi (1880); Eleştirileri; Tahrib-i Hârâbat (1874, basılışı, 1885), Takip (1885), basılışı 1885), Renan Müdafaanamesi. 

 Şiirleri

Namık Kemal, en gür sesli vatan şairimizdir. Edebiyatımızın hemen her türünde eser vermiştir. Eserlerinde çoğunlukla toplumsal konuları; vatan, mil­let, hürriyet, kavramlarını işlemiş; «toplum için sanat» ilkesine bağlanmıştır. İlk şiirlerinde biçim eski - öz eski; sonrakilerde biçim eski - öz yeni, daha son­rakilerde biçim yeni - öz de yenidir. Magosa'dan Abdülhak Hâmit'e yazdığı bir mektupta şöyle diyor: «Ben sizin yaşımzda iken kafiyesiz, cinassız yazı yazmak değil, lâkırdı bile söylememeye çalışırdım. Yirmi dört yirmi beş yaşlarında Tasvir-i Efkâr'ı yazmaya başladım. Yirmi kafiyeli tarsiler filân bulunmayan bentlerime söz nazariyle bakmazdım. Bunlar bizim değil, milletin acemiliği âsarındandır.»  Namık Kemal, şiirimizi mistisizmden dinamizme yöneltir. Mecazlardan mazmunlardan, söz oyunlarından arınmış şiir dilini yaratır; mısralarda fikri çıplak olarak verir. Yüzyıllar boyu devam edegelen insanın güçsüzlüğü görüşüne karşı dikilir; insanın bir kahraman olduğu görüşünü savunur. Şiir dilini yerinden oynatmaya karşın, hiçbir zaman yeni bir biçimi tam olarak benimseyemez. Durmaksızın değişir. Her an yeniliğin peşindedir. Kişiliğindeki istem gücünü, tüm yapıtlarından daha etkili olarak, şiirleriyle duyurur.  

Romanları

Namık Kemal'in iki romanı var: «İntibah» ve «Cezmi». Türk Edebiyatı'nın tanıdığı, Batı anlayışında ilk yazınsal romanlarımız, İkisi de romantik özel­likler taşır. Olağanüstü olgular, duygusal davranışlar, gerçek yaşamda görül­meyen olasılıklar yaşam güçlerini azaltır.Toplumla aile yaşamımızın aksak yanlarını işleyen töresei roman sayabileceğimiz «İntibah» la; tarihsel bir konuyu işleyen «Cezmi» romantizmin etikisindedir. Her iki roman da duygu ve hayale fazla yer verir. Dilin sadeliğinde halkın ana dilinden, gerçeklerden, günümüz roman tekniğinden uzaktır. Ahmet Mithat Efendi ile Şemsettin Sami'nin eserleri sayılmazsa, Türk romanın gelişmesinde, Namık Kemal'in, etkinliği büyük olmuştur     

Tiyatroları

Namık Kemal, altı tiyatro oyunu yazdı: Vatan yahut Silistre (1873); Za­vallı Çocuk (1873), Akif Bey (1874), Gülnihâl (1875), Celâleddin Harzemşâh (1885), Kara Belâ (1910). İlk oyununun verdiği heyecan, diğer beş eserinin doğmasını hazırlar. «Zavallı Çocuk»tan gayrisi, yurtseverlik ve zulme karşı di­renme temasını işler.Namık Kemal'de bir tiyatro yazarında bulunması gerekli, tüm özellikleri bulamayız. Tiyatro herşeyden önce dildir. Namık Kemal, günümüz anlamında tiyatro diline, pek yaklaşamaz. O zaten bunu aramaz. Onun aradığı insandır. Mistisizmden arınmış, irade gücüyle her engeli aşacak, her acıyı yenecek, eylemci insanın peşindedir. Eski Doğu felsefesinin yarattığı kaderci, güçsüz, kaderin elinde oyuncak, ölümlü, alınyazısma yenik, boynu eğik kişilere, Türk Edebiyatı'nda ilk bilinçli darbeyi o vurur.Namık Kemal, «Vatan yahut Silistre»den sonra —ki sahnede gördüğü ilk ve tek oyunudur— tiyatronun büyük gücünü toplumları nasıl etkilediğini an­lar. Halkın daha aydınlık yarınlara ulaşmasında, bir ulusun kalkınmasında eşsiz bir güç kaynağı olacağına inanır. Bu inancını Abdülhak Hâmit gibi gençlere de aşılamaya çalışır.Namık Kemal; vatan, millet, hürriyet, kahramanlık, fedakârlık, ahlâk ko­nularında tiyatronun etkinliğini, gazeteden ilerde görür. Ona göre : «Bir mille­tin kuvve-i natıkası edebiyat ise, timsal-i edebin nâtıka-i hayâtı da tiyatro­dur... Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır.  

 
 
 
Telif Hakkı Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle