|
Tanzimat Edebiyatı Birinci Dönemi (1860-1877) Bu dönem, Tanzimat edebiyatına hazırlık dönemi olarak da anılır. Hızlı bir batılılaşma sürecine göre sanatçılar, o döneme kadar neredeyse yalnızca şiirden meydana gelen Türk edebiyatının yanında, batıdaki birçok türü yeni tanımış; büyük bir hızla bunları Türk edebiyatına sokmuşlardır. Bu dönem doğu kültüründen batı kültürüne bir geçiş dönemi olarak da adlandırılabilir. Tüm sanatçılarda doğu ve batı kültürünün etkisi açıkça görülür.Bu dönemde yeralan başlıca edebiyat türleri ve özellikleri şunlardır: DİL: Bu dönemin sanatçıları", sanat toplum içindir" anlayışından hareket ederek dilin sadeleşmesi gerektiğini düşünmüşler; ancak bu alanda başarılı olamamışlardır. Dilin ağır ve halktan kopuk bir dil olduğu görülmüş; halka yönelmede en önemli engel olan dili sadeleştirmek için uğraşmışlardır. Yirmi yaşına kadar medrese tahsili gören ve ancak bu yaştan sonra batı edebiyatıyla tanışan yazarlar, divan edebiyatının dil anlayışından kopamamışlar, eserlerinde ağır bir dil kullanmaya devam etmişlerdir. Yalnızca tiyatro ve anı gibi türlerde sade bir dil kullanılmıştır. Noktalama işaretleri de ilk kez bu dönemde kullanılmıştır. ŞİİR: I. Tanzimat kuşağının şiir alanında büyük bir yenilik yapmadığı görülür. Divan edebiyatı nazım biçimlerini kullanmaya devam etmişler; aruz ölçüsünün kullanımını sürdürmüşlerdir. Biçimsel alandaki en önemli yeniliklerden biri kasidenin iç bölümlemelerini kaldırarak doğrudan konuya girmek olmuştur. Ayrıca beyit bütünlüğünün sağlanması üzerine de şiirlere özel bir ad, bir başlık konulmuştur.Şiirin konusunu genişletmişler, günlük hayatta her an rastlanabilen olay, duygu ve düşünceyi şiir konusu olarak seçmişlerdir. Ayrıca Fransız İhtilali'nin etkisiyle vatan, millet, hürriyet gibi konular şiire girmiştir. Şiirde coşkulu bir söyleşi seçmişler ve romantizm akımının bir izleyicisi olmuşlardır. (Namık Kemal coşkulu ve duygusal bir söyleyişi seçerken; Şinasi öğretici ve kuru bir söyleyişi seçmiştir). HİKÂYE VE ROMAN: Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik nesir alanında görülür. Divan edebiyatında nesir, zorunlu olunmadığı sürece başvurulmayan bir edebiyat türü olarak varlığını sürdürmüş; bazı yazarlar da yalnızca söz hünerlerini göstermek için nesire başvurmuştur. Bu dönemde nesir, söz hüneri yapmak için değil; bir takım düşünceleri halka yaymak için kullanılmış; kısa cümleler, sade bir anlatım gerçekleştirilmiştir.Hikâye ve romanda olaylar çoğunlukla günlük hayattan ya da tarihten alınmıştır. Olaylar olmuş ya da olabilecek türden seçilmiştir. Ancak rastlantılara da çok yer verilmiştir. Roman ve hikâye aracılığıyla halkı eğitmek gibi bir amaç güdülmemiş; olay kahramanları tek yönlü seçilmiştir. İyiler tam iyi, kötüler tam kötü olarak verilmeye çalışılmıştır. Romanda, romantizm akımının etkileri, çok açık bir şekilde görülür. TİYATRO: Tanzimat edebiyatının birinci dönem sanatçıları tiyatro alanında başarılıdır. Bu döneme kadar tiyatro; geleneksel tiyatrolar ve batıdaki tiyatroların uyarlaması olarak devam ederken bu dönemde ilk yerli tiyatro yazılmıştır. Batılı anlamdaki bu ilk deneme de bir hayli başarılı olmuştur. Tiyatroda kullanılan dil, sade ve akıcıdır. Bu türde görücü usulü ile evlenmenin eleştirisinin yanısıra; vatan, millet, eşitlik, hürriyet gibi toplumsal konular ele alınmıştır. GAZETE: Türk edebiyatında (azınlıkların çıkardığı birtakım gazeteler bir yana bırakılırsa), gazetinin gelişimi şöyledir: 1831-ilk gazete- "Takvim-i Vakayi" (Resmi bir gazete olup olayların takvimidir ve saray tarafından çıkarılmıştır.)1840-"Ceride-i Havadis", yari'resmi bir gazetedir 1860-"Tercüman-ı Ahvâl", Şinasi ve Agâh efendi tarafından çıkarılmıştır, ilk özel gazetedir. Bu gazeteyle birlikte makale, deneme, eleştiri gibi edebiyat türleri de Türk edebiyatına girmiştir.1862-"Tasvir-i Efkar" (Fikirlerin Tasviri) Şinasi tarafından çıkarılan ikinci özel gazetedir.1862-"Hadika" Ebuzziya Tevfik tarafından çıkarılan ilk dergidir. Tanzimat Edebiyatı İkinci Dönemi (1877 - 1895) Abdülhamit'in tahta geçtiği döneme rastlar. Sanatçıların sanata ve topluma bakış açılarındaki farklılık, bunları I. Tanzimatçılardan ayıran en önemli özelliktir. Bu dönemde batı edebiyatı, I. Tanzimatçılara göre daha iyi anlaşılmış ve bu alanda onlara oranla daha olgun eserler verilmiştir. I. Tanzimatçıların başlattığı "sanat toplum içindir" görüşü bir yana bırakılarak "sanat sanat içindir" ilkesi benimsenmiş; eserlerde ağır bir dil kullanımına gidilmiştir. İkinci Tanzimat kuşağı, kendi arasında da birtakım düşünce farklılıkları yaratmıştır. Bu sanatçıların bir bölümü Divan edebiyatı geleneklerine bağlı kalma ve onu devam ettirme yolunu seçerken (Muallim Naci), bir bölümü de Divan edebiyatı nazım biçimlerini kırma ve tamamen batı edebiyatına yönelme (Recaizade Mahmut Ekrem) gibi bir sanat anlayışı ile eserler vermiştir (Ahmet Mithat Efendi).Ancak bu sanatçıların bazı toplumsal aksaklıkları da anlatma dışında; daha çok bireysel konulara yönelme, ağır bir dil kullanma gibi ortak olan yönleri vardır.Bu dönem yazarlarının eserlerinde Romantizm, Realizm, Natüralizm gibi akımların etkileri görülür. DİL: Tanzimat edebiyatının birinci kuşağı tam anlamıyla başarılı olamamışsa da dilin sadeleştirilmesi gerektiğini düşünmüş, bazı türlerde bu görüşü başarıyla uygulamışlardır. Bu dönemde onların başlattığı bu hareket durmuş; ağır bir dil kullanımına devam edilmiştir. Yalnızca Ahmet Mithat Efendi ağır bir dili tercih etmemiş, eserlerinde sade söyleyişi benimsemiştir. Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar, yoğun bir biçimde kullanılmıştır. ŞİİR: Şiirde ilk kez Divan edebiyatı nazım biçimlerini kırma yolunda denemeler yapılmıştır. Özellikle Abdülhak Hamit Tarhan şiirde biçim kırma çalışmalarını başlatan ilk şair olmuştur. "Sanat, sanat içindir" anlayışından hareket ederek, şiirde bireysel duygu ve düşüncelerini işlemiştir. Ayrıca romantizm akımının etkisiyle bireysel duygular coşkulu bir anlatımla verilmiştir. HİKÂYE VE ROMAN: Hikâye ve roman alanında daha olgun ve daha başarılı örnekler verilmiş, Realizm ve Natüralizm akımlarından etkilenilmiştir.Konular genellikle istanbul'un seçkin çevresinde yaşayan ve batılılaşma yolunda olan aileler arasından seçilirken esirlik, cariye karumu, yanlış batılılaşma gibi konular işlenmiştir.
|