Ana Menü

Felsefe

Şinasi PDF Yazdır e-Posta
Tanzimat Edebiyat - Tanzimat Edebiyatı

T ANZİMAT Edebiyatımızın şair ve yazarı. İstanbul'da doğdu. Bolulu Mehmet Ağa'nın oğludur. Babası, topçu yüzbaşısı iken Türk - Rus Sava­şında esir düştü (1827). Şinasi'yi annesi yetiştirdi. İlk öğreniminden sonra Tophane kalemine memur oldu. Devlet hesabına Maliye öğrenimi için Paris'e gönderildi (1849). Ünlü Fransız şairi Lamartine ile dostluk kurdu. Dönüşünde (1853), bir süre Tophane'de çalıştı. Sadrazam Reşit Paşa nın himayesile Maarif Meclisi Üyeliğine seçildi (1855). Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahvâl (22 Ekim 1860), sonra tek başına Tasvir-i Efkâr (27 Ha­ziran 1862) gazetelerini çıkardı. Bu son gazeteyi Namık Kemal'e bırakarak Paris'e gitti (1865). İstanbul'a dönüşünden (1869) sonra, matbaa işleriyle uğ­raşırken, beyin tümöründen öldü (13 Eylül). Mezarı, şimdi kaldırılan Taksim'deki eski Ayaş Paşa Mezarlığında bulunuyordu.

Şinasi; Batı uygarlığındaki Türk edebiyatının kurucusudur. Tanzimat edebiyatını başlatan, Batı edebiyatı yolunda ilk nazım ve nesir türlerinde eser veren odur. İlk şiir çevirileri, ilk yerli tiyatro eseri, ilk makale, ilk nok­talama işaretleri, ilk özel Türk gazeteciliği onunla başlar. Akılcı, mantıkçıdır. Türk toplumuna yeni bir görüş vermek gayesindedir. Halkçıdır. Halka karşı sorumluluk duygusu ile doludur. «Halk, vatan, millet» sözcüklerini bugünkü anlamda ilk olarak o kullanır. Yazı dilini sadeleştirmek, «gittikçe umum halkın anlıyacağı bir dille» yazmak görüşündedir. Şiiri mecazlardan arıtıp yalın hale koyar; soyut anlatımdan somuta geçer. «Sanat için sanat» ilkesini bırakır, «halk için sanat» ilkesine bağlanır. Halk dehasına inanır. Edebiyatımızda, ilk halk kaynaklarından yararlanır.Dil folklor araştırmaları yapar.Eski nazım biçimlerine yeni bir öz, mazmunlu deyişler yerine konuşma diline giren  bir Türkçe yerleştirir. Yeni Türk şiirinin öncüsüdür. Türk şiirini söz oyunlarından kurtarır, şiirimize konuşma dilini getirir, şiirde ilk kompozisyon bütünlüğü onunla başlar. Batı anlayışı ile yazdığı bütün şiirlerinde beyitlerin başlı başına güzel olmaları ile yetinmemiş, Divan edebiyatındaki «parça güzelliği» anlayışına karşı, «toplu güzellik», «konu birliği» görüşünü savunmuştur. Tanzimat şiirinin en sağlam «mısra» yapıcısı, bugünkü şiirimizin yolunu açan odur.  

Şinasi; kısa cümleli, çıplak fikirli, yeni görüşlerle örgülü bir nesir yapısı getirir. Namık Kemal bu nesrin sıkı örgüsünü romantik bir duyarlıkla geniş­letir. Mr. Gibb, onun için şöyle der: «Şinasi, bilginler elinde bir oyuncak gibi olan edebiyatı, ulusun töresi ve davranış eğitimi için bir araç haline getirdi. Bunu Batı'dan aldığı dersle, yapmacığın yerine doğallığı koymak ve söyleme yolunu, söylenecek olanın emrine vermekle yaptı.» Şinasi, nesir ala­nında da kompozisyon yeniliği ile karşımıza çıkar. Eski nesrimiz secilerle süs­lü, asıl fikirle hiçbir ilgisi bulunmayan sözlerle doludur. «Umûm halkın ko­laylıkla anlıyabileceği» tarzda yazmak gayesini güden Şinasi, düşüncelerini yalın, açık bir anlatımla söyler, söz hünerleri göstermekten kaçınır; yazıların­da doldurma sözlere yer vermez; düşüncelerini kısa cümlelerle anlatır.

O, yeni edebiyat yapımızın plânlanın hazırlayan, sonra hızla uygulamaya geçerek temelleri atan bir yenilik öncüsüdür. «ileri bir dünya içinde, eskil Topluluğu bilgice kalkındırmak için de, en verimli, en kestirme yolun gazete olduğunu bilir ilk özel gazeteyi kurar. Yoğunlaştırılmış fikre, süssüze, yalma ve konuş diline gider; halka ve halk diline gidiştir bu. Fikri, süsler içerisinde boğulmaktan, düzenden yoksun konuşan nesrimize yazı dili onurunu veren bugünkü nesrimizi başlatan ve kuran adam Şinasi'dir. Tanzimatla edebiyatını giren özel gazeteciliğin halk nesrimizi yaratmaktaki rolü büyük olmuştur Şinasi; şiir, eleştiri, çeviri, fabl, makale, tiyatro türlerinde eserler, vermiş; ayrıca sözlük ve folklor alanında çalışmıştır.

Eserlerile çevirileri: Fransız şairleri La Fontaine, Lamartine (1790 -1869), Racine (1639-1699), Fenelon'dan (1651-1715) çevirilerinin toplandığı Tercüme-i Manzume (1858); Ulusal Türk tiyatrosunun ilk temel eseri; Batı anlayışında ilk piyesimiz; toplumsal yapısı ve ortaoyununa bağlılığı açıkça görülen, canlı, sade bir dille yazılan; ilk defa «Tercümân-ı Ahvâl» gazetesinde tefrika edilen bize «sokağın anahtarı» nı verdiği: 1 perdelik komedi Şair Evlenmesi (1860); seçme şiirlerinin toplandığı Müntehabat-ı Eş'ar (1862); halka yönelişinin en güzel belgesi sayılan Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye (Osmanlı Atasözleri, 1863); edebiyatla politik yazılarının yer aldığı Müntehabat-ı Tasvir-i Efkâr (3 cilt, 1885); divan şiiri etkisiyle ya­zılan şiirleriyle birlikte La Fontaine (1621-1695) tarzında yazdığı «Eşek ile Tilki», «Tenasüh», «Karakuş Yavrusu ile Karga», «Arı ile Sivrisinek» manzum mizahî hikâye ve masallarının bulunduğu Divan-ı Şinasi (1885); büyük Fransız sözlükçüsü Littre'den yararlanarak hazırladığı «Türkçe Lügat» henüz bulu­namamış; gazete sayfalarında kalan makalelerinden birçoğu «Makaleler» adıy­la 1960'da yayınlanmıştır.

 
 
 
Telif Hakkı Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle