|
TANZİMAT Edebiyatı'mızın ünlü şairi. İstanbul'da Bebek'te doğdu (2 Ocak). Tarihçi Hayrullah Efendi (1819 -1868) nin oğludur. Dedesi, II. Mahmut'un hekimbaşısı Abdülhak Molla'dır. Beş yaşındayken Bebek'te bir süre Fransız Okulu'nda okuduktan sonra, özel bir öğrenim gördü. Hoca Tahsin, Selim Sabit, Edremitli Bahaiddin gibi zamanın bilginlerinden ders aldı. Ağabeysiyle Paris'e giderek (1862), orada bir yıl kadar bir Fransız okuluna devam etti. Dönüşünde Robert Kolej'de okudu. Babıâli Tercüme Odası'na memur olduğu sıralarda yaşı henüz onüçtü. İran elçiliğine atanan babasıyla Tahran'a gitti (1866); Farsça'yı öğrendi. Babasının kalp hastalığından ölümü üzerine, İstanbul'a döndü (1868); Maliye, Şûrâ'yı Devlet, Sadaret kalemlerinde çalıştı. İlk şiirlerinin, ilk piyeslerinin yayınlanması bu yıllara rastlar. Abdülhak Hâmit, ilk evliliğini İstanbul'un tanınmış ailelerinden olan Pîrîzadelerden Fatma Hanım ile yaptı (1871). Paris sefareti ikinci kâtipliğine atandı (1876 -1878); Fransız edebiyatım şairlerinin etkisinde kalacak kadar inceledi. Azledilerek açıkta bırakıldı (1878-1881). Poti (1881), Golos (1882) konsolosu, sonra Bombay başkonsolosu oldu (1883). Karısı Fatma Hanım veremden muzdaripti, hastalığın artması üzerine Bombay'dan İstanbul'a dönmek zorunda kaldı; Fatma Hanım yolda Beyrut sularında öldü (1885). Hâmit'in ağabeysi Nasuhi Bey o sırada Beyrut'ta vali olarak bulunuyordu; ölüyü orada gömmeyi uygun buldular. Abdülhak Hâmit; kendinden önceki Tanzimatçıların getirdiği görüşleri daha çok ileriye götürür. Kâinat karşısında iyimserlikle hayranlık duygula dolar. İnsan iradesini ön plana alır. Divan şiirinin son kalıntılarını Tanzimat şiirinde yeni bir şiir dili yaratır. Tanzimat şiirine geniş ufuklar açan," divan şiirinin iç ve dış geleneklerini yıkan, metafizik konuları işleyen, tezatlardan kuvvet alan, ölüm, aşk, vatan, millet tabiat konularını kâh epik, kâh lirik bir dille işleyen bir şairdir. Abdülhak Hâmit'e göre : «En güzel, en büyük, en doğru şiir, dehşet verici bir gerçeğin baskısı altında hiç bir şey söyleyememektir.Tanzimat şiirine iç kuvvetlerin etkisiyle yüksek bir anlatım yeteneği kazandırır. Görünende görünmeyeni arar; fizik. âlemle değil, metafizik âlemle ilgilenir. Yüce duygulan, büyük düşünceleri anlatabilmek için, dil kurallarını zevksizliğe düşecek denli zorlar. Abdülhak Hâmit'in şiir ve tiyatro eserleri: Macera-yı Aşk (dram, 1872 Sabr ü Sebat (dram, 1873); İçli Kız (dram, 1874); Duhter-i Hindu (Hintli Kız. mensur tiyatro, 1875); Nazife (tiyatro, 1876); Nesteren (heceyle tiyatro, 1878): Sahra (şiirler, 1879); Tarık yahut Endülüs Fethi (mensur tiyatro, 1879); Eşber (aruzla tiyatro, 1880); Tezer (aruzla tiyatro, 1881); Divaneliklerim yahut Belde (şiirler, 1885); Makber (şiirler, 1885); Kahbe yahut Bir Sefilenin Hasbıhali (şiirler, 1885) Bunlar Odur (şiirler, 1886) Hacle (Gelin Odası, şiirler, 1887); Zeynep (tiyatro eseri, 1906); Bâlâdan Bir Ses (şiirler, 1909); Validem (şiirler,) İlhan (tiyatro eseri, 1911); Turhan (tiyatro eseri, 1913); İlham-ı Vatan (şiirle:. 1915). Tayflar Geçidi (şiirler, 1916); Sardanapal (tiyatro eseri, 1916); Mektuplar (çeşitli konulardaki mektupları, 1916); Yadigâr-ı Harb (manzum-mensur oyun, 1916); Îbnimusa yahut Zatülcemal (tiyatro eseri,1917) Finten (nazım-nesir karışık tiyatro, 1918); Ruhlar (şiirler, 1919); Garam (şiirler, 1919); Yabancı Dostlar (şiirler, 2 cilt, 1924).
|