|
TANZİMAT dönemi'nin ilk bilimsel ve nesnel eleştiricisi; ilk Türk pozitivist ve natüralist yazarı. İstanbul'da doğdu. Suriye'de'Cizvitler Mektebi'nde ilköğrenim, Askerî İdadi'de ortaöğrenim gördü. Mekteb-i Tıbbiye'yi bitirdikten sonra askerî doktor olarak orduda kaldı. Abdülaziz'in yaveri oldu (1875). Türk - Sırp (1876), Türk - Rus (1877 -1878) savaşlarına katıldı; bu savaşlarda yararlıkları görüldü. Savaşlar bitince İstanbul'a döndü. Levazımat-ı Umumiye Dairesi Teftiş Heyeti Azası bulunduğu bir sırada askerlikten ayrıldı. Gazeteciliğe başladı (1883). Basın hayatı intiharına kadar sürdü. Beşir Fuat; edebiyatımızda ilk kez, gerçekçilik ve doğacılık akımlarını savunan, ilk kez bilimsel ve nesnel eleştirinin örneklerini veren bir aydın kişidir. Yaşadığı dönemin fikir akımlarını çok iyi bilmekle kalmaz; bu fikirleri yaşar. Pozitivizme bağlıdır. Romantizm, realizm ve natüralizm akımlarını bilimsel bir yöntemle inceler. Tanzimat Edebiyatı'mızı, Batı'nın çağdaş bilim ve felsefe akımlarını yazıları ve eserlerile, Auguste Comte'un pozitivist açısından bakarak yansıtır. Avrupa basınını günü gününe izlediği için yepyeni görüşler içerisindedir. Beşir Fuat'ın yazılarının yayınlandığı dergilerle gazeteler: «Envar-ı Zekâ» (1883), «Haver» (1883), «Ceride-i Havadis» (1884), «Güneş» (1884), «Tercüman-ı Hakikat» (1885). Fransızca, İngilizce, Almanca sözlükleri, tiyatro ve romanları, yüzlerce makalesi; edebiyat, dil, otobiyografi, felsefe, fizyoloji üzerine incelemeleri vardır. Kitap olarak çıkan başlıca eserleri : Victor Hugo (1885); Almanca Muallimi (1886); Usul-i Talim (Emil Otto'dan çeviri, 1886); Beşer (1886); İnikad (Bağlanma, Muallim Naci ile birlikte, 1887); Voltaire Beşir Fuat, felsefeyi bilimsel açıdan görür ve metafiziği felsefeden ayrı tutar. Onun tanımına göre felsefe, "bütün bilimlerin toplamı"dır, ama bıı toplamda metafiziğin yeri yoktur. Felsefede olguculuğu benimsemesinin ve Aguste Comte'a bağh oluşunun nedeni, bu öğretinin ye bu filozofun, metafiziği bir yana iterek bilimi öne alışlarından ötürüdür. Çünkü olguculuk deneye dayanır ve ancak denenmiş şeyin gerçek olduğunu kabul eder. Olguculara ve Beşir Fuat'a göre "gerçek, insan zihni ile eşya arasındaki birtakım bağıntılardan ibaret olan deneyin sonucundadır." Beşir Fuat "tek gerçeğin deneyde olduğunu ve denenmeyen ya da gözlenemeyen şeyin hayalden ibaret kalacağını kabul eder." Felsefede Auguste Comte'u izleyen Beşir Fuat, ondan aktararak, sosyoloji terimini sosyoloci biçiminde ilk kullanan yazarımızdır, sosyoloji terimi onunla girmiştir dilimize.
|