|
Tanzimat Edebiyat -
Tanzimat Edebiyatı
|
|
Batılı tarzda düşünme, hareket etme ve yaşamak şeklinde ifade edilebilecek bu anlayış, Osmanlı aydınlarının "Batılılaşma"yı devletteki problemlerin çözümünde dinamik ve etkin bir çare olarak görmelerinden doğar. Batılılaşmanın kapsamı ve sınırları Osmanlı Devletinin temel dinamiklerini sarsmamak kaydıyla batı medeniyeti çizgisinde onlar gibi ilerlemeyi amaç edinir. Bu bağlamda, Batılılaşma bir ihtiyaç olarak görülmesinin yanında, bir tehlike olarak da karşımıza çıkmaktadır. Çünkü sosyo- kültürel yapısı çok farklı Türk toplumunca bu anlayışın her yönüyle ve her sahada benimsenmeyeceğl bilinen bir gerçektir. O nedenle bu anlayış prensiplerinin uygulanmasında zaman zaman problemler yaşanmıştır.Tanzimat'tan sonra Türk edebiyatına batıdan gelen türler arasında bulunan romanda, 1870'ten 1950'li yıllara kadar işlenen konuların başında, yanlış algılanan Batılılaşma fikri ve doğurduğu sonuçlar gelir. 1860'tan günümüze Türkiye'de çıkan pek çok gazete ve dergide bu anlayış değişik yönleriyle tartışılmış ve tartışılmaya da devam edecektir. Meşrutiyet döneminde (1876-1923) Abdullah Cevdet'in başını çektiği kişiler tarafından başta İçtihad (1904-1923) dergisi olmak üzere Mehtap (1911), Serbest Fikir (1913), Takip ve Tenkit (1914), Şehtab, İleri, Atî gibi süreli yayınlarda Batıcılık anlayışının gelişmesi için gayret sarf edilir. Batıcılık anlayışında ikinci devre, Atatürk dönemindeki (1923-1938) millîleşmenin aksine, hümanizm parolasıyla İsmet İnönü döneminde (1938-1950) başlar ve Demokratik Parti iktidarı (1950-1960) yıllarında hedefi ve programı belli olmayan bir Batılılaşma yaşanır.
|