|
Türkçecilik hareketi şeklinde Kaşgarlı Mahmud'la başlayan, Anadolu sahasında da Aşık Paşa gibi şair ve yazarlarca değişik dönemlerde gündeme getirilen, "Türki-i Basit" hareketiyle devam eden bu anlayış, II. Meşrutiyet'te kadar siyasi bir akım olarak değil, bir kültür ve sanat anlayışı olarak gelişir. Ümmetçi yapıya sahip olan Osmanlı Devletinde, ırka dayalı bir düşünce akımının siyasi yönden gelişmesi çok zordu. O nedenle Tanzimat'tan sonra aktif bir grup olan "Genç Osmanlılar"da bile Türklüğü birleştirme fikri yoktur. Tanzimat döneminde Ahmet Vefik Paşa, Süleyman Paşa, Ziya Paşa gibi devlet ve sanat adamları ile Şemsettin Sami, Namık Kemal gibi edebiyatçılar tarafından gündeme getirilen Türkçe'nin sadeleşmesi hareketi, siyasi bir hedefe yönelik değildir. Bu anlayış, Servet-i Fünûn döneminde kesintiye uğramış olsa da, II. Meşrutiyet'ten sonra iki ayrı koldan gelişir. Birinci grup, Ahmet Vefik Paşa'nın düşünceleri doğrultusunda, Türkçe'nin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılabilmesi için, Arapça ve Farsça terkip ve kurallarla beraber bu dillere ait kelimelerin dilden atılması; başka Türk lehçe ve şivelerinden kelimeler alınması görüşünü benimseyen, Veled Çelebi, Necip Asım, Ahmet Hikmet, Celâl Sahir Beylerden oluşur, ikinci grup ise, Selanik'te Genç Kalemler hareketinin önemli ismi Ziya Gökalp'in düşünceleri ve "Yeni Lisan" makalesindeki prensiplere göre, Arapça ve Farsça kuralların reddi ama dile yerleşmiş kelimelerin kullanılması esasına dayanan anlayışı benimseyen, sade dille ve hece ölçüsüyle şiirler ve yazılar kaleme alan, başta "Hecenin Beş Şairi" olmak üzere pek çok edebiyatçıdan oluşmaktadır. Türkçülük akımı da, İslamcılık anlayışı gibi geneldir. Yani sadece Osmanlı coğrafyasıyla sınırlı değildir. İsmail Gaspıralı Bey tarafından "Dilde fikirde işde birlik" şeklinde formülleştirilen bu anlayışın, II. Meşrutiyet'ten sonra felsefî ve siyasî kuramını oluşturmasının, sosyoloji ve tarih gibi alanları da içine alarak bir bilimsel disiplin haline gelmesinin, baş mimarı Ziya Gökalp'tir. Türk birliğinde, o dönem için, en büyük rolü Osmanlı Devleti oynayacaktır. Çünkü Türklerin en güçlü, ileri ve uygar devleti Osmanlılardır. Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra da devam eden, tarihte Türk milletinin var olduğu günden beri ortaya koyduğu bütün kültürel mirası bilimsel kriterlere göre inceleme ve ortaya koyma esasına dayanan Türkçülük prensibi ile beraber medeniyetçilik Atatürk Türkiyesi'nin temel dayanağıdır.
|