|
Çok küçük yaşta babasını yitiren Cemil Bey, amcasının gözetiminde öğrenim gördü. On yaşında keman ve kanun çalmayı öğrenip (ilk kuramsal müzik bilgilerini ağabeyinden aldı), çok geçmeden tambur çalışmaya başladı. On iki yaşındayken, tambur çalışındaki ustalıkla dikkati çekti; Tamburi Ali Efendi, Kemençeci Vasil gibi ustalardan yararlanmakla birlikte, büyük ölçüde kendi kendini yetiştirdi ve on sekiz yaşına geldiğinde, Türk müzik tarihinde "eşi görülmemiş" bir tambur virtüözü olarak benimsendi. Mülkiye'yi bitirerek Hariciye Vekâleti'nde çalışmaya başladıysa da, geçimini daha çok sanatıyla sağladı. Tamburdaki ustalığının yanı sıra, kemence, lavta, viyolonsel gibi çalgıları da aynı ustalıkla çalan Cemil Bey, zamanının tanınmış müzikçileriyle ve tek başına konserler vermiş, plaklar doldurmuştur. Plaklarının çoğu, müzikselliği yüksek taksimlerden oluşur. Toplam 36 bestesinin 20'si çalgı müziğinin çeşitli biçimlerindedir; geri kalan 16'sı ise şarkılardır. Başlıca yapıtları arasında Ferahfeza Peşrevi, Ferahfeza Sazsemaisi, Şedaraban Sazsemaisi, Hicazkâr Sazsemaisi, Muhayyer Sazsemaisi, Nihavend Longa, Çeçen Kızı (hüseyni oyunhavası), Feryat ki Feryadıma îmdat Edecek Yok (şehnaz şarkı), Görmek İster Gözlerim Her Dem Seni (hüseyni şarkı), vb. sayılabilir. CEMİL BEY VE TAKSİM FORMU Cemil Bey, genç yaşta edindiği ünü, bestelerinden çok, tambur çalma tekniğinde yaptığı devrime borçludur. Gerçekten de, tambur çalma sanatı açısından Cemil Bey bir dönüm noktasıdır (kemençede gösterdiği başarı da tamburdakinden aşağı kalmaz ama, kemence çalmayı, tamburayla Osmanlı İmparatorluğu çapında ün kazandıktan sonra öğrenmiştir).Bestelerinin aşağı yukarı tümü, özellikle sazsemaileri üstün yapıtlardır ama, bestecilik açısından pek verimli olmayan Tamburi Cemil Bey, gücünü özellikle taksimleriyle ortaya koymuştur: 150'yi aşkın plağının 80 kadarında, her biri bir konçerto sayılabilecek tambur, yaylı tambur, kemence, lavta ve viyolonsel taksimleri yer alır. Cemil Beyle taksim formu büyük önem kazanmış, ama daha sonraki dönemlerde birçok müzikçinin onu taklit etmesine karşın, hiçbiri aynı ölçüde kusursuz taksimler gerçekleştirememiştir.
|