Felsefe

Fotoğraf

Bülent Tarcan PDF Yazdır e-Posta
Besteciler - Türk Bestecileri

 Askeri hekim olan babasının görevle­ri nedeniyle, çocukluğu Türkiye'nin değişik kentlerinde geçen Bülent Tarcan dokuz yaşında müziğe ilgi duya­rak, Urfa'da amatör bir öğretmenle keman çalışmaya başladı. 1931'de İs­tanbul Tıp Fakültesi'ne girdi. Bu arada Kari Berger'in keman öğrencisi ol­du. 1932'de İstanbul Belediye Konservatuvarı'na girerek, Cemal Reşid Rey ve Seyfeddin Asal ile çalışmalara baş­ladı.

  

Bülent Tarcan ilk beste denemelerine henüz ortaokul yıllarında başladı. Konservatuvardaki öğrencilik yılarında yaptığı ilk çalışmaları, sonradan başka yapıtlarına temel oluşturduğun­dan, yapıt listesine katmadı. Sözgeli­mi, ilk yazdığı piyano konçertosu ya da keman sonatı o günlerde seslendirildiği halde, sonradan Bülent Tarcan tarafından yapıt listesinin dışında bı­rakıldı.

 

  1934'te Ahmet Adnan Saygun ile ta­nışan besteci onun görüşlerinden ve sanat anlayışından geniş ölçüde ya­rarlandı.

1939'da İstanbul Üniversitesi Tıp Fa­kültesi Anatomi Enstitüsü'ne asistan, 1944'te başasistan oldu. 1948'de ay­nı dalda doçent olan Bülent Tarcan, 1950-1951 yıllarında London Hospital'a giderek cerrahi konusunda uzmanlaştı. Bir yandan da bestecilik yö­nünü kendi kendine geliştirmeye ça­lıştı. Bu süre içinde müzik çalışmala­rına ara vermek, tıp ile bestecilik ara­sında bir seçim yapmak gereksinimi duydu. Ancak piyano süiti ile girdiği bir banka yarışmasında birincilik ka­zanması, ona her iki dalı da birlikte yürütme yolunu açtı. Kadıköy Halkevi'nde 1943-1945 yıl­ları arasında orkestra yöneten Bülent Tarcan, 1960'ta tıp dalında profesör oldu, 1984'te de emekliye ayrıldı.

  

YAPITLARININ ÖZELLİKLERİ

 

Bülent Tarcan'ın bestecilik çalışma­ları üç döneme ayrılabilir. 1934'ten 1940'a uzanan ilk dönem Cemal Reşid Rey ile birlikte konserlere çıktığı, araştırma çabalarını sergileyen yıl­lardır. Keman ve Piyano Sonatı gibi yapıtları kendine bir yol çizme çalışmaları olarak değerlendirilebilir. 1940'tan 1952'ye dek geçen dönem, bestecinin kendine özgü bir kişilik ta­şıyan, sahnede, konserlerde çalınabilme amacıyla yazdığı yapıtları gerçek­leştirdiği dönemdir. Tıp öğreniminin yoğunlaştığı yıllar bir süre müzik çalışmalarına ara verdik­ten sonra Piyano Süiti ile başlattığı ye­ni çalışmalarıysa Bülent Tarcan'ın üçüncü dönemini oluşturur. , Dönemler arasındaki teknik farklılık­lar şöyle özetlenebilir: İlk çalışmala­rında halk ezgilerinden kaynaklana­rak, onların melodik bütünlüğünü ko­ruyarak, ritmik özelliğine bağlı kala­rak besteler yapmıştır. İkinci dönem, besteciyi bir "transformatör" olarak kabul ettiği aşamasıdır: Bir yönden gi­ren halk ezgilerinin melodi ve ritmi, bestecinin benlijinde değişikliğe uğra­yarak bir başka yönden, yeni bir şe­kilde ortaya çıkar. Üçüncü dönemindeyse, besteci, gerek geleneksel müziğimizden, gerekse halk müziğimiz­den kaynaklandığını, ancak bunların bıraktığı izlenimlere dayanarak ken­di folklorunu kendi yaptığını belirtir. Bülent Tarcan, her yapıtını dinleye­nin, "bu bir Türkün bestesidir" tep­kisini göstermesi üstünde özenle dur­makta, böylece Türk motiflerini her çalışmasında işlemektedir. 1961'de yazdığı Introduction, Passacaglia ve Fugue başlıklı çalışmasıyla çizgisel ve modal yazım üslubuna yö­nelmiştir. Keman ve viyolonsel için bir "düet" olan bu parça, konser yapıtı niteliğindedir.

  

1972'de bestelediği, Bir İstanbul Şar­kısı Üstüne Çeşitlemeler tümüyle "klasik" üslupta bir denemedir. Tonal armoni ve kontrapunto (kontrpuan) ile yazılmış, ikili orkestra için düzenlen­miştir. On bir çeşitleme, bir passacaglia ve bir fügden kuruludur. Deli Dumrul Bale Süiti, büyük orkes­tra, solo soprano ve koro için, üç per­de olarak bestelenmiştir. 1977'de bes­teci bu yapıttan bir de konser süiti (Deli Dumrul Konser Süiti) oluştur­muştur.

 Bülent Tarcan'ın yeni çalışmaların­dan biri olan Sakarya başlıklı senfo­nik şiir, aynı zamanda bir kantat niteliği taşır. Büyük orkestra, soprano solo ve koro için 1983'te tamamlanan bu yapıt, Sakarya Savaşı'na karşı bir kutlamadır. Dört bölüm içerir: "Kâ­bus"; "Sakarya Dolaylarından Yankı­lar"; "Savaş"; "Yüceliş". Bülent Tarcan'm 1979-1980 yılların­da piyanocu kızı Hülya Tarcan için yazdığı Piyano Konçertosu üç bölüm­den oluşur: İlk bölüm, klasik sonat ka­lıbına uysa da serbest yazılmıştır. İkinci bölüm, geleneksel Türk müziği ezgilerinden esinlenmedir .Üçüncü bö­lüm 10/16'lık ölçüdedir ve "Curcuna" başlığını taşır. Aksak ritimler giderek kıvrak bir finale varır. Bülent Tarcan, günümüzde, Mimar Si­nan'ı konu alan dört bölümlü bir kan­tat üstünde çalışmaktadır. Bülent Tarcan'ı ülkemizde birinci ku­şak besteciler (Türk Beşleri gibi) ile bir sonraki kuşak arasında, bağımsız bir konumda inceleyebüiriz. Türk halk ezgi ve ritmi ile geleneksel Türk mü­ziğinden esinlenen bir içerik ve teknik olarak yeni-modal (neo-modal) bir ya­pı kullanmaktadır.
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle