Felsefe

Fotoğraf

Mahmud Cüda PDF Yazdır e-Posta
Ressamlar - Türk Ressamları

Küçük yaşta annesini ve babasını yitiren Mahmud Cüda, 1918 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi'nin (Güzel Sanatlar Akademisi) hazırlık bölü­müne girerek, ilk resim derslerini Hikmet Onat'tan aldı; yarışmalarda başarı elde ederek,okul yönetmeliği uyarınca "asil" öğrenci oldu ve resim eğitimini, İbrahim Çall'nın yanında sürdürdü. 1919 yılından başlayarak Osmanlı Ressamlar Ce­miyeti'nin Galatasaray sergilerine katıldı. Beş yıl süren Akademi eğitimini tamamladıktan sonra, 1923'te Münih'e giderek kuşağının öbür res­samları Ali Çelebi ve Zeki Kocamemi'yle, Hans Hofmann atölyesinde çalıştı. Bir buçuk yıllık bir eğitimden sonra İstanbul'a dönerek yeniden İbrahim Çalh'nın yanma girdi. 1924' te devlet hesabına Avrupa'ya öğren­ci göndermek amacıyla açılan sınavı kazanarak, dört yıl süreyle Paris'te Lucien Simon'un atölyesinde çalıştı. 1928'de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde, Namık İsmail'in ya­nında yardımcı öğretmenlik yapma­ya başlayan Mahmud Cüda, devletin sanatçıyı kollaması ve koruma­sı gerektiğini savunup, toplumun sanat beğenisinin yaygınlaştırılması yolunda çaba göstererek, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği' nin kurucu üyeleri arasına katıldı (1928). Bu arada görevli bulunduğu Akademi'deki eğitim uygulamalarını eleştiren yazılar yazdı ve Akademi' deki görevinden kendi isteğiyle ayrı­larak, bir yıl kadar Bursa Kız öğret­men Okulu'nda, sonra da Kırklareli'de resim öğretmenliği yaptı. 1931'de, askerliğini yapmak için İstanbul'a döndü.

Askerlik hizmetini tamamlayınca, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğraf­ya Enstitüsü'nde kartograf olarak görev aldı; resim çalışmalarının yanı sıra küçük heykel etütleri gerçekleştirirken, Müstakiller'in grup sergilerine de düzenli olarak katıldı. 1939 yılından başlayarak, yayımcılığını I.H. Baltacıoğlu'nun yaptığı Yeni Adam dergisi için kapak kompozisyonları hazırladı ve 1941'de ikinci kez askere alındı. Bir yıl sonra Türk Ressamlar ve Heykel­traşlar Cemiyeti'nin kurulmasına önayak oldu (bu Cemiyet, ilk ortak sergisini 1943'te Akademi salonla­rında düzenledi). Trabzon'da ve Bit­lis'te resim çalışmaları yaptıktan sonra, 6. Devlet Sergisi'nde ikincilik ödülü kazandı; 1949'da Edirne'den resimler yaptı. Bağlı bulunduğu Ce­miyet kapanınca, onun yerine 1950' de Türk Ressamlar Derneği'ni kur­du; ayrıca serbest sanat kursları düzenledi. 1969'da Coğrafya Ensti­tüsü'ndeki görevinden emekliye ayrılarak, 1973'te Kılavuzun Böylesi ve Bir Bardak Yağmursuyu İçiverin Gitsin adlı eleştiri kitaplarını yayım­ladı; 1978'den başlayarak kişisel sergiler düzenledi. 

SANATI  

Mahmud Cuda'nın sanatı, kurulu­şunda görev aldığı Müstakil, Res­samlar ve Heykeltraşlar Birliği'nin hacim ve plan değerlerine bağlı an­layışıyla yakından ilgilidir. Bu ba­kımdan sanatçıyı, 1930 kuşağının, izlenimci ve akademik anlayışa tepki gösteren ortak eğiliminden ayırma­mak gerekir. Ancak Mahmut Cüda, bu eğilimi paylaşmakla birlikte, özellikle natürmortlarında, kişisel bir bakış ve yorum getirmeyi de başarmıştır. Natürmortlarını oluş­turan her nesne, boşluk içinde plastik bir kitle duygusunu içerme­sinin yanı sıra, nesne-uzam ilişkileri­nin net ve parlak görüntüsüyle, bu kitle duygusunun ötesine geçer, izleyiciyi doğanın ötesinde, "daha çok doğa" olan bir dünyanın gizemi­ne çeker. Müstakiller'deki biçim bozma çabalarının görülmediği sa­natçı, tersine, doğaya klasik dene­bilecek bir beğeni düzeyinde saygılı­dır. Klasik resim ustalarıyla bağıntı­yı her zaman korumakla birlikte, bu bağıntının yeniden canlandırılması yoluna gitmeyen Mahmut Cuda'nın doğa karşısındaki dolaysız ve içten gözleminin ürünleri olan resimleri­ne, nesnelerin fotoğrafa geçirilmiş görüntüsü değil, doğrudan doğruya kendileri model olmuştur. Mahmut Cüda ayrıca, Batılı akım ve eğilim­lerin tartışmasız benimsendiği bir dönemde, yalın ve yapmacıksız bir anlayıştan hareket ettiği için de, çağdaşları arasında özgün yeri olan bir sanatçıdır.

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle