|
Ailesi, küçük yaştayken İsviçre nin Cenevre kentine yerleşen, Birinci Dünya savaşı yıllarından sonra Paris'e geçen, ardından da Korfu adası yoluyla İstanbul'a dönen (1925) Abidin Dino, önce babası, sonra da annesi ölünce, küçük yaşta beliren resim sevgisinin ve yeteneğinin de ağır basmasıyla Robert College'deki öğrenimini yarıda bırakarak karikatür ve resimle uğraşmaya başladı; Babıali çevresinde tanıdığı yazar ve çizerler arasında, kendi kendini yetiştirdi; basın dünyasına kısa sürede uyum sağladı. Çeşitli gazetelerde karikatürleri ve röportajları yayımlandı (Halkın Dostu gazetesinde, Atatürk'ü konu alan, çizgilerle süslü röportajı, Atatürk'ün de beğenisini kazandı). 1933'te kuruluşuna önayak olduğu D Grubu ressamlarının ilk sergisinde, desenlerini sergiledi. Cumhuriyetin onuncu kuruluş yılı nedeniyle Türkiye'ye gelen, aralarında Sovyet sinemacısı Yutkeviç'in de bulunduğu bir Sovyet sinemacı topluluğunun bu desenleri ilgi çekici bulması üstüne, Leningrad'daki Len-Film stüdyolarından çağrı alan Dino 1934-1937 arasında S.S.C.B'nde belgesel film yönetmenliği konusunda araştırmalar yaptı; öteden beri ilgi duyduğu sinemacılıkla ilgili bilgilerini geliştirdi; Ayzenştayn, Pudovkin, Yutkeviç, Meyerhold gibi ünlü sinemacılarla tanıştı. 1937'de Paris'e giderek Tristan Tzara, Jean Cocteau, Gertrude Stein, Picasso gibi, dönemin ünlüleriyle ilişki kurdu. Ertesi yıl Türkiye'ye dönen, 1940'ta Liman Ressamları adıyla da tanınan Yeniler Grubu'na katılan Abidin Dino, İkinci Dünya savaşı sırasında siyasal nedenlerden ötürü İstanbul' dan uzaklaştırıldı: Yalın gerçek ile şiirsel yorumu birleştiren toplumsal gerçekçi türde resimler yaptığı bu dönemde, resimlerinde özellikle Güney Anadolu'daki köy yaşamını, köy insanlarını işledi. 1951'de Türkiye' den ayrılarak Roma'ya gitti; 1952'de Paris'e yerleşti. Paris'te ilk sergisini 1955 yılında açarak, daha sonraki yıllarda da Paris'te ve Avrupa'nın çeşitli kentlerinde sergiler düzenledi. 1969'da İstanbul'da kişisel bir sergi açarak Paris çalışmalarının bir bölümünü gösterdi. Daha sonra gene Paris'te çeşitli karma sergilere katıldı; kişisel sergiler düzenledi. 1977'de, biri Ankara'da, öbürü İstanbul'da, "Doksan Çiçek Dokunsan Çiçek" adıyla iki sergi açtı. Sonraki yıllarda gene Ankara ve İstanbul'da, desen ve suluboya resimlerinden oluşan "Kayalar... Adalar..." dizisi ile Yaşar Kemal'in Deniz Küstü romanından esinlenerek çizdiği lavi resimlerini sergiledi. Daha çok çizgisel etkinlikler üstünde gelişen Dino'nun resmi, Türk kültürünün tarihsel kökenleriyle bağlantısını her zaman korumuş, sanatçı Türkiye'den uzakta yaşamasına karşın, bu kökenlerle ilgisini her zaman canlı tutmayı başarmıştır. Fransa'daki güncel sanat gelişmelerinin ve yeni eğilimlerin, sürekli olarak bir bireşim arayışına yönelttiği sanatçının resmini belirleyen başlıca etmen, bu noktada özgün olma içgüdüsüdür. Sanatı hep bir süreklilikle, kökenlerinden esinlenen bir duyarlıkla gelişmiş, yapay ve aktarma değerlere karşı duyduğu kuşku ve tedirginlik, onu, hep kendi gerçekliğinden kaynaklanma çabasına yöneltmiştir.
|