Felsefe

Fotoğraf

Malik Aksel PDF Yazdır e-Posta
Ressamlar - Türk Ressamları

İlk öğrenimini İstanbul'da Bayezit Numune Mektebi'nde, orta öğreniminiyse Dar-ül Muallimin'de (Erkek Öğretmen Okulu) tamamlayan Malik Aksel, 1928'de Milli Eğitim Bakanlı­ğının açtığı sınavı kazanınca Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'ne gön­derilerek, dört yıl süreyle resim ve grafik sanatlar bölümünde okudu. 1932'de yurda dönünce Resim Öğ­retmen Okulu'nda çalışmaya başla­dı. Kısa bir süre sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'ne dö­nüştürülen bu okulun başkentteki etkinliklerine, hem bir ressam, hem bir eğitici olarak önemli katkılarda bulundu. Daha sonra Çapa Eğitim Enstitüsü'ne geçerek resim bölümü­nü yönetti ve bu görevinden emekli­ye ayrıldı. 1973'te 34. Devlet Sergisi'nde başarı ödülü kazandı. Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda Galatasaray salonlarında Güzel Sa­natlar Birliği'nin düzenlediği karma sergilere katlan Malik Aksel, son­radan Halkevleri çevresinde halk sanatlarını araştırmaya yönelmiş, resimlerinde yöresel konuları ve köy yaşamım işlemeye başlamıştır. 1939'da düzenlenen yurt gezileri sı­rasında Sivas ve Denizli'ye giderek, söz konusu yörelerde geliştirdiği folklor sevgisini köklü bir sanat beğenisiyle kaynaştırdığı resimlerine, çağdaşları arasında ilgi çekici bir boyut kazandırmıştır. Köy evlerini ve sokaklarını konu alan bu tür resim­lerinde, halk yaşamına katışıksız bir duygu ve gözlem gücüyle yaklaşmış olmanın yarattığı içtenlik kolayca görülür.Bütün ortak eğilimler ve ge­lişmeler arasında bir bakıma bağım­sız bir ressam olarak dikkati çeken Malik Aksel, ne izlenimcilere, ne de kendi kuşağının büyük bir bölümünü etkilemiş olan konstrüktif eğilimlere fazla bir yakınlık duymuş, yöresel yaşamı olduğu gibi yansıtma kaygı­sı, ona sanat akımlarının sadık bir izleyicisi olmaktan daha önemli ve kaçınılmaz görünmüştür. Oluşumu­nu ve estetik değerlerini kendi için­de aramış olan bu resim tekniği, folkloru temel almakla birlikte, folklorun dar görüşlere zemin hazır­layan tuzağına düşmekten uzak kal­mıştır. Bunda, resim değerlerini ön planda tutmuş olmanın ve kaba bir betimleyicilikle yetinmenin de payı vardır. Aksel'in, birbirine sarılmış köy kızlarını konu alan resimleri, yurt sevgisinin anlatımıdır. Anadolu imgesi, söz konusu sevgiyi biçimlen­dirirken, buna akademik sanat bilgi­lerini sindirmiş olmanın katışıksız beğenisi de eklenir.

  

GÜÇLÜ BİR SULUBOYA RESSAMI VE SANAT YAZARI

  Malik Aksel'in sanatından söz eder­ken, Türkiye'de Hoca Ali Rıza ve Üs­küdarlı Cevat kuşağıyla güçlü bir başlangıç oluşturan suluboya resim alanındaki etkinliğini de unutmamak gerekir. Bu tür çalışmalarında, eski İstanbul'un günümüzde tarihe karış­mış olan gelenek görenekleri canlı görüntüler biçiminde izlenebileceği gibi, suluboyanın saydam niteliğin­de odaklanan köklü bir sanat beğenisi de görülebilir. İlk bakışta iddiasız gibi görünen, ama dikkatle gözlemlenince derinliği kolayca kavranabilen bu suluboya resimlerinde Malik Aksel, zorlamasız, içten bir duyarlığın temsilcisi olduğunu orta­ya koyar. Halk sanatının kökenlerini ve gelişme evrelerini inceleyen yazı ve kitaplarıyla da tanınan sanatçı, bir yandan çağdaş sanatımıza, bir yandan da halk kültürünün kaynak­larına ışık tutmuştur. İmparatorluk' tan Cumhuriyet'e, geleneksel kültür­den çağdaş kültüre geçişin bütün ayrıntıları, iki cilt olarak yayımla­nan yazılarında büyük bir açıklıkla görülür: Sanat ve Folklor (1971); İs­tanbul'un Ortası (1977). Ayrıca, Resim Sergisinde Otuz Gün (1943) ile üçüncü devlet sergisindeki izle­nimlerini içeren Anadolu Halk Re­simleri (1960) adlı yapıtları da kendi türlerinde birer başvuru kitabı niteliğindedir
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle