Felsefe

Fotoğraf

Sergey Prokofyev PDF Yazdır e-Posta
Besteciler - Yabancı Besteciler

On üç yaşına kadar ailesinin köydeki arazisinde yaşayan Sergey Prokofyev, müzik sanatını iyi bir piyanocu olan annesi Maria Prokofieva'dan öğren­di ve kısa sürede müzik, ilgilendiği tek şey haline geldi. İlk müzik parçasını beş yaşındayken oluşturan Prokofyev, sekiz yaşındayken Moskova'da Faust' un bir gösterimine katılmıştı. Sahne­lemenin genişliğinden, lirik tiyatronun gücünden etkilenerek bir opera yaz­dı. Dev olarak adlandırdığı bu yapıtın librettosunu, müziğini ve sahneleme­sini kendisi oluşturdu. İki yıl sonra, yapıtını yönetti ve yeni bir opera bes­telemeye koyuldu (Issız Adalar). Bu arada Gliere'in (1875-1956) öğrencisi oldu ve onun tarafından Glazunov'a (1865-1936) tanıştırıldı. Petersburg Konservatuvarı'na yazı­lan Prokofyev, burada Liadov, Rimski-Korsakov ve Vitol'ün öğrencisi oldu. Ustalarının pedagojik akademiciliğiyle pek bütünleşemeyen besteci, klasik öğretimin baskısına beceriksizce karşı çıkıyordu ve bu durumu tekniğini borçlu olduğu Yesipova ve orkestra­yı tanımasına yardımcı olan Çerephin'le yaptığı çalışmalar sayesinde dengeleyebiliyordu. Böylelikle yaşadı­ğı dönemin müzik ve sanat yaşamına dalan besteci, 1. Piyano Konçertosu, Toccata ya da Kumarbaz gibi son de­rece çeşitlilik gösteren yapıtlarda ya­vaş yavaş oluşan yeni bir dille kendini kabul ettirdi.

 

Debussy, R. Strauss, Skryabin, Schönberg gibi bestecilerin yapıtlarını ince­leyerek bunlardan kısa bir süre için etkilendi.

  1917'den 1933'e kadar Avrupa'da yolculuk yapan Prokofyev, Diaghilev' le tanıştı ve onun için baleler beste­ledi; operanın yanı sıra bunlar da Pro­kofyev için bir araştırma alanı oluş­turuyordu. Çelik Adım (1925), Ateş Perisi (1922-1925) bu çalışmalarındandır. Bütün bu etkinliklere karşılık Prokofyev, Avrupa'ya pek alışama­mıştı; 1927'de S.S.C.B'ne yaptığı bir geziden sonra, 1933'te buraya kesin­likle yerleşmeye karar verdi. İşte bu tarihten sonra, önünde çok verimli bir yoğun çalışma dönemi açıldı ve bunun sonucunda müzikçi büyük boyutlu ya­pıtlar oluşturdu: Savaş ve Barış (1941-1942), Has Bir Adam (1947-1948) gibi operalar; Romeo ve Jülyet (1935), Taştan Çiçek (1949) gi­bi baleler; Aleksandr Nevski (1938), Barış Bekçisi (1950) gibi kantatlar. Sovyet döneminin başlıca özelliği, te­melde, açık seçiklikten, giderek artan yalınlıktan oluşmuş, ritimlerde ve kla­sik ama özgün biçimlere bağlılıkta kendini belli eden bir klasisizmdir. Gösteri biçimleri sayılan opera ve ba­leye düşkünlüğüne karşın Prokofyev, senfonik müzikten uzaklaşmadı. Bu anlayış içinde, besteci ilk yapıtlarını senfonik bir tarzda yeniden ele aldı. Ateş Perisi operası 3. Senfoni'ye, Müsrif Oğul 4. Senfoni'ye dönüştü. Daha başka yapıtlarını da süit biçi­minde ele aldı: İskit Süiti; Üç Porta­kalın Aşkı; Teğmen Kije (film müziği, 1934); Romeo ve jülyet. Son olarak, ilk ustalarının etkilerinin birçok yapıtının kökeninde yer aldığı görülür: Bunlar arasında çok sayıda piyano parçala­rı, dokuz sonat, piyano ve keman için sonatlar; piyano, keman, viyolonsel için konçertolar, iki telli çalgılar dört­lüsü, divertimentolar ve uvertürler vardır.     
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle