|
On dokuz çocuklu bir öğretmenin on ikinci çocuğu olan Franz Schubert, birlik kurmaya çalışan ve siyasal, iktisadi, sanatsal açıdan da kalkınma döneminde olan bir Almanya'da dünyaya geldi. Edebiyat alanında yetişmiş Geothe, Hoffmann, Heine gibi ustalar bu XIX. yy'ın başlangıç döneminde müzik sanatını büyük çapta etkilemişlerdi. İşte böyle bir ortamda, genç Franz önce Lichtental müzik şapelinde, şan, org ve keman çalıştı. Sesinin arılığı sayesinde, imparatorluk şapeline yatılı öğrenci olarak girdi, orada Salieri'nin öğrencisi oldu ve Gluck'un sanatını yakından tanıma fırsatını buldu. Sesi değişmeye başlayınca, 1812'de şapelden ayrılarak babasının görev yaptığı okula yardımcı öğretmen olarak girdi. Büyük tutkuların yer almadığı bu ilkokul öğretmenliği döneminde, besteci kendini yoğun bir müzik çalışmasına kaptırdı; 1815'te henüz 18 yaşındayken iki senfoni, iki sonat, iki dörtlü, missalar, operalar ve Liedler yazmıştı. Schubert bir süre sonra eğitimcilikten vazgeçmeye karar verdi. Onun bu kararında biraz da, kendisine mali yardım sağlayan dostu von Schober'in payı vardı. Von Schober sayesinde tanıdığı Michael Vogl, Shubert'in Liedler'ini yorumladı. Bestecinin Viyana'daki yaşamı oldukça dingindi, bir yandan beste yapıyor, öte yandan da akşamlarını Schober, Spaum von Sonnleithner gibi yazarlar, ressamlar, ozanlar arasında geçiriyordu.1818 ve 1824 yaz aylarında, Esterhazy kontunun kızlarına müzik dersleri verdi (bu arada kontun büyük kızma âşık olduğu söylenir]. Çok az yolculuk yapan Schubert, her şeye karşın özgürlüğüne çok düşkündü; bu yüzden de saraydaki orgculuk görevini kabul etmedi; yapıtlarının büyük bir bölümü yayımlannlamış olduğu ve yalnızca 1827'te bir tek konser verebildiği (Liedler,Mi Bemol Üçlü ve Re Minör Dörtlü) halde besteci yayımcılarının kendisine ödedikleri ücretlerle geçindi. 1828'de tifüse yakalanarak öldü ve isteği üstüne Wâsching'e Beethoven'in yanına gömüldü. Schubert'in sözgelimi bir Schumann gibi edebiyat kültürü olduğu söylenemez. Schubert her şeyden önce içtenlikle davranan bir müzikçi, şaşırtıcı bir melodi uzmanıdır, yalınlık, arılık açısından bel canto'ya sırtını dönerek halk kaynaklarından yararlanmıştır. Ezgisel çizginin güzelliği en yetkin anlatımını Liedler'de bulmuştur; bunlar bestecinin insan sesinin ve Alman dilinin bütün olanaklarından yararlandığı kısa ve özlü yapıtlardır (Güzel Değirmenci Kız, 1823; Kış Yolculuğu, 1827; Schiller, Heine [Kuğunun Şarkısı], Geothe'nin metinleri üstüne bağımsız parçalar); bu liedlerin sayısı altı yüzün üstündedir. Kalabalık bir sanatçı kadrosunun yer aldığı vokal yapıtlarıysa bestecinin kişiliğiyle pek uyuşmayan ürünlerdir ve unutulmuşlardır; bunlar arasında 22 opera, missalar, motetler vardır. Buna karşılık, klavye için bestelediği sonatlar biçimsel açıdan son derece klasik ama büyük virtüözlükten yoksun yapıtlardır. Kısa ve özlü parçaları, onun kişiliğine çok daha yatkın yapıtlar sayılır. Bunlar arasında dans parçaları,çeşitlemeler, impromtu 'ler, "moments mu-sicaux"lar sayılabilir. Schubert'in oda müziği yapıtlarının sayısı da oldukça yüksektir ve bunlar piyano-keman, viyolonsel ve flüt için sonatlar, üçlüler ve özellikle aile çevresinde yorumladığı dörtlülerden oluşur. Schubert'in bu parçalarında lied havası sezilir; işlediği temalar da bazen buradan kaynaklanır (Genç Kız ve Ölüm, Alabalık). Schubert açısından oda müziği, çalgılama için bir araştırma alanı sayılır; keman, alt o, viyolonsel ve piyano için beşli (Alabalık] buna bir örnektir. Senfonik yapıtlar alanındaysa besteci Beethoven'in katkılarını görmezlikten gelmiş ve Mozart ile Haydn'ın izleyicisi olmuş gibidir. Yazdığı dokuz senfoniden dördüncü (1816) ve sekizinci (Bitmemiş Senfoni; 1822) senfoniler en çok çalınanlarıdır. Schubert'in yapıtlarının bütünü Otto Erich Deutsch tarafından 1950'de bir katalogda toplanmıştır.
|