|
Bir kitapçının oğlu olan Robert Schumann klasik öğrenimle müzik öğrenimini bir arada sürdürdü; aynı zamanda edebiyatla da ilgileniyordu, hatta bir edebiyat kulübü ve bir gazete kurmuştu. Ayrıca virtüözlük de ilgisini çekiyordu; nitekim piyano ustası Moscheles'i dinledikten sonra hayranlık ve coşkusu daha da arttı. Schumann yalnızca müzikle ilgilenen dâhi müzikçi tipinde değildi; kısa sürede, yaşadığı dönemin edebiyat dünyasına daldı, Byron, Goethe ve Schiler'e ilgi duydu, Jean-Paul ve Hoffmann'ın yaratmış oldukları garip evrenin çekimine kapıldı. 1826'da, kızkardeşi Emilia'nın bir delilik krizi sonunda intihar etmesi, kısa bir süre sonra da babasının ölümü, besteciyi son derece sarstı. İçinde bulunduğu derin şaşkınlık durumuna uygun bir evreni Jean Paul de ve Schubert in liedlerinde buldu. Leipzig Üniversitesi'ne yazıldı, ama pek istekli değildi. Genç piyano sanatçısı Clara Wieck'i de ilk olarak Leipzig'de dinledi. Henüz dokuz yaşında olan genç sanatçı babasının çabalarıyla hayranlık verici bir tekniğe ulaşmıştı; bunu fark eden Schumann, sert ye katı bir öğretim uyguladığı halde, hemen Wieck' le çalışmaya karar verdi. Bir süre Heidelberg'de kaldıktan ve İtalya'ya küçük bir gezi yaptıktan sonra Leipzig'e dönen Schumann, annesinden Wieck'in yönetiminde kendisini tümüyle müziğe verme iznini kopardı. Tiyatronun orkestra yöneticisi Dorn'la, daha sonra da tek başına çalışarak kendi kendisini yetiştirdi. 1832'de ihtiyatsızca bir hareket sonucu, sağ ortaparmağı felç oldu; bundan böyle çalgıcılık alanındaki projelerinden vazgeçmek zorunda kaldı. Bunun üstüne beste çalışmalarına (Kelebekler, Toccata, Çeşitlemeler) ve eleştiriye yöneldi; 1834'te Neue Zeitschrift fürMusik'i (Yeni Müzik Dergisi) kurdu. Bu arada Schumann ile Clara Wieck arasında büyük bir sevgi doğmuştu; 1836'da Clara'yla evlenmek isteyen müzikçi, baba Wieck'in olumsuz yanıtıyla karşılaştı; bunun üstüne dört yıllık bir çatışma dönemi başladı; sonunda 1840'ta Schumann Clarayla evlenebildi. Bu tarihe kadar yalnızca piyano için beste yapan müzikçi, bundan böyle Lied, senfonik müzik, oda müziği ve oratoryo alanlarına yöneldi. Clara müzik alanında Schumann için ideal bir eş oldu ve onun yapıtlarını yorumladı; aile yaşamıyla (8 çocuk doğurdu) virtüözlük etkinliklerini bir arada sürdürdü, tek başına ya da kocasıyla birlikte (1844'te Rusya'ya) turnelere çıktı. Schumann, Mendelssohn'un aklını çelmesi üstüne, Leipzig Konservatuvarı'nda görev almayı kabul etti, ama bir yıl sonra Dresden'e gitmek üzere buradan ayrıldı, daha sonra da Düsseldorfa (1850) geçti. Burada mesleki açıdan büyük güçlüklerle karşılaştı, 1833'ten beri giderek sıklaşan sinir krizleri, durumunu daha da güçleştiriyordu. Ama her şeye karşın beste yapmayı sürdürdü; kendisine büyük hayranlık duyan Brahms da kemancı Joachim'le birlikte Schumannları ziyarete geliyordu; ne var ki bir süre sonra müzikçi resmi görevinden ayrılmak , zorunda kaldı. 1854'te yeniden iç sıkıntıları ve huzursuzluk içinde kıvranan Schumann, bu kez kendini Ren ırmağına atarak intihar etmeyi denedi. Ardından, Endenich'te bir akıl hastalıkları kliniğine kendi isteğiyle yatmak istedi. Bu olaylardan sonra iki yıl daha yaşayan Schumann, doğaçlamaya yöneldi, ama artık beste yapmıyordu; 9 Temmuz 1856'da da Clara'yı tanıyamaz bir halde öldü. Schumann'ın hastalığı, kişiliğinin bütünlüğünü yitirerek, ikiye bölünmesiyle kendini gösterdi. Müzikçi, bu bölünmeyi iki kişinin özellikleriyle tanımladı: Ona göre, benliğini konuşkan Florestan ile karamsar, sıkmtdı ve huzursuz Eusebius oluşturuyordu. Bunlar sanatçının bestelerinin hemen her yerinde varlıklarını koruyorlardı ve daha çok piyanoyla ilgili olan ilk dönem yapıtlarında bile birbirleriyle birleşmiş durumdaydılar (Etüdler, Karnaval, Senfonik Etüdler, Fantezi, Davidsbündlerlerin Dansları, Çocuk Sahneleri, Kreisleriana, Viyana Karnavalı, vb.) Bestecinin sanat yaşamında evlilikten sonra başlayan ikinci bir dönem Liedler'e ayrılmıştır; söz konusu yapıtlar iki çevrim halinde toplanmıştır: Bir Kadının Aşkı ve Yaşamı (1840); Ozanın Aşkları (1840). Oda müziği alanında oluşturduğu üçlüler, yaylılar dörtlüleri ve piyanolu dörtlüde (1842-1851) Eusebius ile Florestan'ın çatışması açıkça kendini belli eder. Schumann'ın, senfonik müzik alanında, öbür alanlardaki kadar rahatça çalıştığı söylenemez. Dört senfonisinin (1. Senfoni [İlkbahar], 1841; 3. Senfoni [Ren], 1850) orkestralama açısından kimi güçsüz yanları bulunduğu söylenir. La Minör Piyano Konçertosu (1845), özellikle de Piyano Konçertoları (1850) ve Keman Konçertoları(1853) derin iç sıkıntıları döneminin senfonik yoldan anlatımı sayılır.
|